Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Eğitimin Çanakkale’sini başarmak!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-22-2007, 09:09   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Eğitimin Çanakkale’sini başarmak!


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Bir test: 23 Ocak 1913. 14 Safer 1331. Doğru söyleyin, bu tarihlerden hangisi ‘bizden’ biri gibi göz kırpıyor size? Tabii ki birincisi mi? Şu aziz mübarek Mevlid Kandili günü bunu söylemeyecektiniz.
Ama oldu bir kere. Sahi Mevlid Kandili dediniz de, bu yıl kaçıncı doğum yıldönümü Efendimiz’in? 1436. yıldönümü demeyin bana hemen. Bu hesap Miladi takvime göre.

Klasik kaynaklarımızın zamanı algılayış biçimleri silinmiş zihnimizden. Gün eskiden akşam ezanıyla başlardı, şimdi gecenin ortasında alafranga bir saatin münasebetsiz tik taklarıyla başlıyor. Aradaki 7 fark nerede? Ahmet Haşim’in “Müslüman Saati” yazısını olsun çerçeveletip baş ucuna asanlar var mı peki?

Biraz Ahmed Cevdet Paşa’nın “Kısâs-ı Enbiyâ”sına çevirelim mi bakışlarımızı? Bakalım “Mevlid-i Muhammedî” bahsinde neler fısıldıyor kulaklarımıza?

“Fil yılında ve şuhur-ı Rûmiyye’den nisan içinde, Rebiu’l-evvel ayının on ikinci pazartesi gecesi, sabaha doğru henüz tan yeri ağardığı vakit, âlem bir başka âlem oldu. Yani Hâtemü’l-Enbiya Muhammed Mustafa sallalâhü aleyhi ve sellem hazretleri doğdu ve gün doğmadan âlem nur ile doldu. Abdullah’tan Âmine’nin alnına geçmiş olan nûr-ı melâhat, onun alnına geçti. Devr-i Âdem’den beri evlattan evlada intikal edegelen nur-ı hâtemiyyet şimdi sahibini buldu ve artık onda karar kıldı...”

Özellikle sadeleştirmedim bu parçayı ki, klasik bir Osmanlı âliminin edeble yoğrulmuş ilmi rahatça görülebilsin.

Demek ki, Efendimiz hangi yılda doğmuş? Fil yılında. Şu bizim bildiğimiz fil mi? Ta kendisi. Hani Habeşistan hükümdarlarından Ebrehe Yemen’i fethedip San’a şehrinde dev bir kilise yaptırmış ve Arapların hac için Kâbe’ye değil, bu kiliseye gelmelerini emretmişti de, kimsenin gitmemesi üzerine meşhur filini Kâbe’yi yerle bir etmek üzere Mekke’ye yollamıştı ya, işte o yıla “fil yılı” derdi Kureyşliler. Fil, sahipleri ne kadar zorlasa da Mekke’ye girmeyi kabul etmemiş, sonra aniden zuhur eden ebabil kuşları Ebrehe’nin ordusunu telef etmişti. İşte bu sırada Peygamber Efendimiz’in “nûr-i melâhat”ının, yani güzellik nurunun fani âlemi teşrif buyurmasına sadece 50 küsur gün vardı. Ebrehe’nin filini yolundan döndürenin de, ebabil kuşlarını yardıma gönderenin de o nurun sahibi olduğuna inanıldığı için Fil Yılı bir hatıra olarak korundu İslam tarihlerinde.

Peygamber Efendimiz bu şartlarda dünyayı şereflendirdi. Mevlid kandillerinde o günlerin karanlığını hissetmemiz ancak fil yılında doğduğunu hatırladığımızda som bir gerçeklik duygusuna çevrilebilir.

İşte Mehmed Akif’in İslam tarihinin en karanlık günlerinden birinde (henüz en karanlık değil; çünkü en azından kutsal topraklar o sırada işgale uğramamış durumdadır) yazdığı “Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi” adlı şiir, Peygamber Efendimiz’in doğumunu Asr-ı Saadet zaviyesinden değerlendiren bir dertli kalemin kederini yansıtır. Ülkeyi kurtaracakları iddiasıyla başa geçenlerin 1908’de Bosna-Hersek’i, Girit’i, Bulgaristan’ı, 1911-1913 döneminde ise Trablusgarb’ı, sonra da bütün Rumeli kıtasıyla birlikte Edirne’yi düşmanlara teslim ettiklerini acı içinde görmüşlerdi. Yazımızın başında verdiğimiz iki tarih, Enver Paşa’nın dizginleri iyice ele alıp muhalefeti susturmak için düzenlediği kanlı Babıali baskınının Miladi ve Hicri tarihleridir. Bu açık bir askerî darbedir ve 1960 darbesinin babasıdır.

İşte Edirne’siz hazin bir Mevlid Kandili gelip çatmıştır. 19 Şubat 1913, yani 12 Rebiu’l-evvel 1331 günüdür. Müslümanların izzet-i nefisleri yerlerde sürünmektedir. Kimsenin yüzüne bakacak halleri kalmamıştır. Yürekler yangın yeri. Hangi yüzle kutlayacaklardır o nurun doğuşunu? Mensup oldukları din, en karanlık, en netameli günlerini yaşamaktadır. Bu yıkımda hissesi olanlar Babıali baskınıyla ülkeyi yeni bir yıkıma, Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyecekler ve 5 yıl sonra karanlık içinde karanlık bir döneme adım atılacaktır.

Yine de bir umut, tek umut O ve O’nun hiç kurumayacak nur pınarıdır. Kaleme sarılır Akif. Gözleri yaşlı olduğuna, göğsünün hıçkırıklarla körük gibi şişip indiğine bahse girmeye değer. Göğsünde biriken kanlı gözyaşları satırlara şu kelimelerle yansır:

Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed,
Aylar bize hep muharrem oldu!
Akşam ne güneşli bir geceydi...
Eyvah, o da bir leyl-i mâtem oldu!
Âlem bugün üç yüz elli milyon
Mazlûma yaman bir âlem oldu:
Çiğnendi harîm-i pâki şer’in;
Nâmûsa yabancı mahrem oldu!
Beyninde öten çanın sesinden
Binlerce minâre ebkem oldu.
Allah için ey Nebiyy-i ma’sûm,
İslâm’ı bırakma böyle bîkes,
İslâm’ı bırakma böyle mazlûm.


Balkanlardaki binlerce minarenin dilsizleştiğini, İslam topraklarının düşman çizmeleri altında çiğnendiğini, Müslümanların kimsesizleştiğini ve ondan başka yardım dileyecekleri kimsenin kalmadığını yüreği yanarak itiraf eder milyonlarca Müslüman gibi. O Mevlid gecesinin karanlığından “Âsım’ın nesli” idealini fışkırtan Akif, tarihimizin hep kötüye giden talihinin kırılma noktası olarak Çanakkale zaferini alacak ve orada çağları altüst eden Mehmetçiği, bir başka deyişle Âsım’ı bu defa başka bir zafere şartlandıracaktır. Çanakkale’yi kazanan ve vücudunu ancak ebediyetlerin taşıyabileceği Mehmetçiği Berlin’e tahsile gönderir. Orada bilgi pınarlarını kana kana içecek olan Âsım-Mehmetçik aldığı feyizleri Kur’an ahlakıyla birleştirerek ülkenin yanmış yıkılmış topraklarına akıtacak ve kurumuş olan pınarlarımız yeniden gürül gürül çağıldamaya başlayacaktır. “Âsım’ın nesli” Çanakkale’de ilk vazifesini başarmıştır; ama onu daha büyük bir zafer beklemektedir: Eğitimin Çanakkale’sini başarmak. Bu defa zafer, Çanakkale’lerin bir daha yaşanmaması için kazanılmalıdır.

İşte Mevlid kandilleri bu zafere yaklaşmak için “kıt’a kapma” oyunu oynayan eğitim neferlerimize edeceğimiz dualarla renklenecek, saflarımız belirlenecektir.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:12.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382