Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Abdülhamid’in Ayetullahları

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-22-2007, 09:12   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Abdülhamid’in Ayetullahları


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Ulema-Osmanlı Devleti ilişkileri açısından en önemlisi Iraklı Ayetullahların Abdülhamid’in İslam Birliği siyasetini desteklemeye başlamalarıdır. Ayetullahlar aynı zamanda Abdülhamid’in bu defa İran’daki ılımlı Ayetullahlarla girdiği diyaloğu ve yakınlaşmayı da desteklemeye başlamışlardır.
Ne derseniz deyin, şu Midhat Paşa hoş adam. Baksanıza, İstanbul’un surlarını yıktırıp kazanılan alana ‘çevre yolu’ açtırmayı düşünen o (İstanbul hayranı İngilizler de olmasa, belki de emeline nail olacaktı), Rusçuk valisiyken planlı bir şehir yapmak için kastî olarak yangın çıkarıp ahşap şehrin yerine ‘yepisyeni’ bir kâgir şehir kurmaya kalkan o.

Bir de meşhur Bağdat valiliği vardır Midhat Paşa’nın. İran Şahı Nasirüddin 1870’te Necef ve Kerbela’yı ziyarete geldiğinde dahice bir fikir ortaya atmış: Necef ve Kerbela türbelerinde yüzyıllardır biriken pahada ağır hediyeleri satışa çıkarıp elde edilecek parayla İran’ı Necef’e bağlayacak bir demiryolu yaptırmayı teklif etmiş. Böylece Kerbela turizmini patlatmayı hedeflemişti Paşamız. Şii alimleri derhal reddetmişler bu fikri tabii. Ancak Şii ulema, Osmanlıların başka makul tekliflerine de direnmişti. Mesela türbelerde biriken hazine değerindeki eşyayı ek hizmetlerde kullanmak ve kutsal şehirleri geliştirmek teklif edilmişti; ama alınan cevap yine ‘Hayır’ oldu.

Anlayacağınız, Midhat Paşa eliyle Tanzimat zihniyeti Irak’a girmeyi deniyordu. Kutsallığın akıl karşısında geri adım atması isteniyor, ulema direniyordu. Tanzimat kanunları Osmanlı bünyesindeki bu en büyük Şii kitlenin kalbine doğru ilerlemek istiyor; ancak tarihten gelen Şii-Sünni gerginliği bu reformları engelliyordu.

Mesela laik eğitim kurumları, yani rüşdiye ve idadiler kurulmaya başlanmıştı; ama Şiilerin kutsal şehirlerine nüfuz edememiş, daha çok Bağdat’ın Sünnilerin yaşadığı bölgeleriyle sınırlı kalmıştı. Bir de askere alma kararı olmasa, daha iyiydi; ama Osmanlı kararını vermişti: Şiilerin kutsal şehirlerinden de askerlik hizmeti istiyordu. Midhat Paşa’nın valiliğe tayininden bir yıl önce, 1858’de bir askere alma girişimi olmuş, bu da ulemayı fena halde korkutmuştu.

Medrese öğrencileri askerlikten muaf tutulacaktı ya, Şiiler medreselerini resmi kayıt kuyuda geçirmeye direndikleri için talebelerin herhangi bir ayrıcalıklı vasfı olduğu belgelenemiyordu. Bu durumda Sünni medrese öğrencileri askere alınmazken, herhangi bir resmi belge ibraz edemedikleri için Şii öğrenciler alınıyor, bu da kıskançlık ve hınç duygularının yayılmasına hizmet ediyordu Şiiler arasında. Sonunda bir çözüm yolu bulundu ve Osmanlı Devleti Şiilerin başına bir Ayetullah atadı. Seyyid Muhammed Taki Bahru’l-Ulum “Necef reisü’l-müderrisîni” olarak kabul edildi. Bundan sonra askere gitmek istemeyen Şii medrese öğrencileri Seyyid Muhammed’den imzalı bir belge getirdikleri takdirde askerlikten muaf tutulacaklardı.

Ancak Osmanlıların aklına karpuz kabuğu düşüren gelişmeler de yok değildi. Ya Şiiler bu yetkiyi kötüye kullanmaya kalkarlarsa? Ya askere gitmesini istemedikleri adamları medrese talebesi diye yutturmaya kalkarlarsa? Devlet buna da bir çözüm yolu aradı ve buldu. Bütün medrese talebeleri Bağdat’ta sınavdan geçirilecek, böylece ak koyun ile kara koyun belli olacaktı.

Laz’ın dediği gibi ‘iş inada binmişti’. Şiiler Osmanlı merkezinin sıkıştırmalarından kaçmaya çalışıyorlardı, Osmanlı yönetimi de kaçakları tespit etmeye. Müctehidler emindi öğrencilerinin sınavı alınlarının akıyla vereceklerinden. Bu vesileyle devletle ilişkiye girdiler: Aracı rolü oynayarak konumlarını sağlamlaştırmış oluyorlardı.

Sınavı geçemeyenlerin askere alınmasına sıra gelince isyanlar baş gösterdi Kerbela ve Necef’te. Seyyid Ali’nin araya girmesiyle isyancıların kabahatlerinden dolayı özür dileyip aflarını istediklerini biliyoruz. Nitekim İngiliz gazeteci Geary, bundan sonra “müctehid ve diğer kıymetli ricalin düzeni sağlamakta Türklerin eylemlerini tamamen onayladıklarını” söyler.

İşte Sultan II. Abdülhamid’in iktidarı böyle bir miras devralır Irak’ta. Onun döneminde Osmanlılar ile Şii ulema arasındaki ilişkiler önemli değişimler geçirecektir. İslamiyet’i imparatorluğun ideolojik çimentosu olarak gören Abdülhamid, Şii-Sünni ayrılığının, hatta çatışmasının hayrımıza olmadığına ve düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacağına inanmaktadır. Bu yüzden Şiileri Osmanlı’nın bu birleştirici misyonuna dahil etmeyi amaçlar. Onlara iyiliksever ve inançlarına saygı duyan bir Sultan olduğunu hatırlatmak ihtiyacını duyar. Bunun nişanesi olarak da Abdülaziz’in yapımını başlattığı Hz. Ali’nin türbesine eklenecek altın yaldız kaplı iki minarenin inşasını tamamlattırır.

Ulema-Osmanlı Devleti ilişkileri açısından en önemlisi de, Iraklı Ayetullahların Abdülhamid’in İslam Birliği siyasetini desteklemeye başlamalarıdır. Ayetullahlar aynı zamanda Abdülhamid’in bu defa İran’daki ılımlı Ayetullahlarla girdiği diyaloğu ve yakınlaşmayı da desteklemeye başlamışlardır.

Abdülhamid’in Irak ve İran politikası, hele Sünni-Şii barışı üzerindeki hassasiyeti ve yakınlaştırma çabaları yeterince anlatılmış, dolayısıyla anlaşılmış değildir. Gökhan Çetinsaya’nın “The Caliph and the Mujtahids” adlı makalesinde verilen bilgilere göre, Abdülhamid’i destekleyen bazı Şii Ayetullahlar vardır ve İran Şahı’na dinine, inancına saygılı bir hükümdar modeli olarak onu göstermekte, kısacası Abdülhamid gibi olmasını istemektedirler ondan.

O yıllarda İstanbul’da bulunan muhalif Şii müctehid Mirza Şeyh Hasan Reis ile işe başlanır. Onun da dostları olan Yusuf Rıza Paşa ile tarihçi-âlim Ahmed Cevdet Paşa Şii-Sünni yakınlaşmasının nasıl olacağına dair risaleler ve raporlar kaleme alıp Sultan’a sundular. Cevdet Paşa’ya göre, “düvel-i nasaranın tagallüb ve tahakkümlerine” karşı Şiiler ile Sünniler arasında “ittifak ve ittihad”, yani güç birliği yapmak ve birleşmek gerekiyordu. Yusuf Rıza Paşa’ya göre ise Abdülhamid hem hükümdar, hem de halife olduğu için sadece dünyevi bir iktidara sahip bulunan İran Şahı’nın üzerinde bir etki ve yetkiyi haizdi, bu yüzden de Şii-Sünni yakınlaşmasını ve birleşmesini sağlayacak tek kişiydi.

Bu birleşmenin altyapısını oluşturmak için İran’da büyük şöhrete sahip olan Cemaleddin Afganî’den yararlanan Abdülhamid, onun İstanbul’da bulunan Şii müctehidlerden oluşan bir cemiyet kurup İran’daki Ayetullahlara birleşme mesajı taşıyan mektuplar göndermesini ve gayet olumlu ve sıcak mesajlar almasını sevinçle karşılar. İslam dünyasının bu büyük çatlağı aşılmakta mıdır ne?

Ne var ki, Osmanlı Sultanı’nın iç işlerine karışmakta bulunması ve Ayetullahları aleyhine kışkırtması haberleri üzerine İran Şahı karşı atağa geçer ve ‘Ermeni kozu’nu oynar. Abdülhamid’e baskı yaparak iç işlerine karışmaya devam ederse Ermeni çetelerini barındıracağını ve destekleyeceğini bildirir. Nicedir Avrupa’nın üzerine geldiği bu meselede bir de İran’dan darbe yememek için büyük bir fırsat olan Şii-Sünni ittifakında frene basılır ve İstanbul’daki muhalif İranlı müctehidler Trabzon’a sürülür. Denildiğine göre Afgani’nin Abdülhamid’in gözünden düşmesinin bir sebebi de bu baskıdır.

Abdülhamid’in İslam dünyasını birleştirme yönündeki bu girişiminin akim kalması acıdır.
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-22-2007, 10:27   #2 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 11,026
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17499
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan


Hayret ederek okumuştum bu yazıyı. Sağolasın kardeşim. Çok iyi gidiyorsun : )
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-22-2007, 10:33   #3 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan


foruma katkıım oluyosa ne mutlu
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-22-2007, 10:44   #4 (permalink)
***MASAL***
 
TIRSAK KEDİ kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,235
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 23732
Rep Derecesi: TIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond repute
TIRSAK KEDİ is offline  
Varsayılan


yıldız sarayının duvarları arkasından koca bir imparatorluığun nasıl ustaca idare edebildiği, yabacılar tarafından da hayretle izlenen bir padişahtır Abdulhamit...ruhu şad olsun, Allah şefaatlerine erdirsin...
__________________
http://www.hayatinrengi.net/image.php?type=sigpic&userid=3&dateline=1189063567  
Your Current Signature Picture

"Minik Japon Balığı'm"

Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme.
Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 13:25.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382