Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Musul’u bir Alman tayyareci yüzünden kaybetmiştik

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-23-2007, 11:04   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Musul’u bir Alman tayyareci yüzünden kaybetmiştik


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Sert geçen müzakereler sonunda Lozan’daki Türk heyeti bir barış projesi teklif etmişti. Bu projeye göre, görüşmelerde tıkanan Irak sınırı meselesi, Türkiye ile İngiltere arasında antlaşmanın yürürlüğe konulmasından itibaren 12 ay zarfında razı olan taraflar tarafından tayin edilecek, anlaşmazlık halinde Birleşmiş Milletler’e (o zamanki adıyla Cemiyet-i Akvâm’a) götürülecektir. “Irak sınırı”ndan Musul’un kastedildiği açıktır.
Derler ki, Musul, Arapça “mavsıl” kelimesinden gelir. Kavşak anlamındadır. Gerçekten de İran’a, Kafkaslar’a, Basra Körfezi’ne, Medine’ye, Kudüs’e, Anadolu ve İstanbul’a giden ticaret yolları Musul’da düğümlenir ve açılırdı. Nitekim müzakereler sırasında İngiliz heyetinin başındaki Lord Curzon, Musul’u Basra Körfezi’nin uzantısı sayarken, İsmet Paşa Anadolu’nun tabii bir parçası olarak takdim etmişti ve her iki taraf da Musul’un kendilerine ait olduğunu onun coğrafî konumunu esas alarak savunmuştu.

İsmet Paşa, teklif ettiği projenin ardından Ankara’ya dönünce Meclis’te fena halde köşeye sıkıştırılacaktır. Projenin gizlice verildiği iddia edilecek ve Meclis’te açıkça okunması istenecek, ancak nedense okunmayacaktır. Okunmayınca Misak-ı Millî’nin çiğnendiği, hatta çöpe atıldığı haykırışları duvarlarda yankılanacaktır. İşte 27 Şubat 1923 tarihli gizli oturumdan bazı cümleler:

Operatör Emin Bey: Efendiler, yalnız Musul ile kalmaz, Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.

Mustafa Durak Bey: Musul’un bir sene sonraya taliki [bırakılması] demek... Musul’u kaybetmek demektir. Musul’u kaybettikten sonra senin Şark’ta bir yerin kalmamıştır.

Sırrı Bey: Misak-ı Millî çiğnendi, heba oldu, iptal edildi. Battal edildi.

Necmettin Bey: [Musul’u] Cemiyet-i Akvâm’a vermek, İngilizlere vermek demektir.

Şair Yahya Kemal ise günün birinde Musul’daki kardeşlerimizle yeniden aynı bayrak altında yaşayacağımıza inandığını belirtir. Buruktur içi ve Lozan’ı kerhen, istemeye istemeye imzaladıklarının altını çizer.

Oysa bundan daha bir ay önce, 23 Ocak 1923 günü öğleden sonra Lozan’da yapılan oturumda İsmet Paşa, sonradan gevşeyecek kararlı Misak-ı Millîci tavrı sürdürmekte ve sonradan unutulacak bazı kavramları sakınmadan kullanmaktadır:

“TBMM Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir; çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisi’ne girmiştir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin hükümetine ve yönetimine katılmaktadırlar. Kürt halkı ve... temsilcileri, Musul vilayetinde oturan kardeşlerinin anayurttan ayrılmalarına razı değillerdir; böyle bir ayrılmaya engel olmak için bütün fedakârlıklara katlanmaya hazırdırlar. Musul vilayeti nüfusunun çoğunluğunu meydana getiren Kürtlerle Türklerin, vilayetlerinin Türkiye’nin tamamlayıcı bir parçası olarak kalmasını sağlamak için bütün güçleriyle mücadele etmekten bir an bile geri durmayacaklarına şüphe yoktur.”

Başlangıçta Misak-ı Millî sınırlarına bu denli önem atfedilirken Curzon’un blöfleri karşısında meydana gelen gevşeme, Musul meselesini ertelemeyi ve olmazsa Birleşmiş Milletler’e havale etmeyi getirmiştir, ardından da İngilizlerce yutulmasını. Siirt milletvekili Necmettin Bey’in tahmini doğru çıkmış, BM’ye havale, İngilizlere havale olmuştur.

İyi de Musul üzerinde neden bu kadar durduk? Çünkü onu Misak-ı Millî kapsamında kabul ediyorduk ve Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’e kadar Musul, Osmanlı kuvvetlerinin elinde bulunuyordu. Mütareke tarihinde kim hangi sınırlardaysa o sınırlar esas kabul edilmişti; bizim de bütün davamız, şimdilerde beğenmediğimiz Mondros sınırlarına yeniden kavuşabilmekti. Ancak İngiliz kuvvetleri Mütareke’ye rağmen harekâtı durdurmamış ve 3 Kasım’da Musul’a girmişler, Osmanlı hükümeti de 8 Kasım’da Musul’u boşaltma emrini vermiştir. Sizin anlayacağınız, İngilizler Mondros sonrası uyanıklıklarını bir emrivaki olarak kabul ettirmek istemişlerdir Lozan’da ve ne acıdır ki, haklı olduğumuz halde bu dayatmaya boyun eğmek zorunda kalmışızdır.

Peki Musul nasıl düşmüştür İngilizlerin eline?

Ali İhsan [Sabis] Paşa, savaşın son günlerinde merkezi Musul’da bulunan 6. Kolordu’nun başına tayin edilmiştir. Hedefi Musul’da tutunmak, yaklaşan Mütareke’ye kadar bu hattı İngilizlere karşı korumaktır. İşte tam bu sırada hem güney cephemizin nihai yenilgisine, hem de Musul’un elden gitmesine sebep olan sırlarla dolu bir olay cereyan eder.

28 Ekim 1918 günüdür.

Mondros görüşmeleri bütün hızıyla sürmekte, İngiliz ordusu doğu sınırlarımıza doğru ilerlemektedir. Ordu merkezinden uzakta bulunan Ali İhsan Paşa, haberleşme hatları kesik olduğu için bir çare düşünür ve bulduğu bir Alman tayyarecisi “külliyetli miktarda altın” karşılığında hayati bir görev için kiralanır. Görevi, uçağıyla havalanıp yazılı bir talimatı merkez grup kumandanlığına atmaktan ibarettir.

Alman havacı “attım” deyip altınları cebe indirse de, emrin atılmadığı sonradan anlaşılacak; fakat iş işten geçmiş olacaktı. Emir yerine ulaşsaydı, Paşa’nın başında bulunduğu Dicle Grubu zayiat vermeden Musul’daki ordu merkezine çekilecek ve iki gün sonra Mütareke imzalanacağı için Musul’da daha uzun müddet tutunabilecek, belki de hiç çıkmayacaktı. Böylece bu değerli kolordu ve silahları İngilizlere teslim edilmeden ileride Anadolu savunmasında Kafkas Kolordusu gibi kullanılabilecekti.

Sonuç: 9 Kasım’da Ali İhsan Paşa Nusaybin’e çekilirken, bir gün önce Musul Hükümet Konağı’na İngiliz bayrağı çekilmiştir bile.

Bir Alman havacısının oyununa mı gelmiştik, yoksa İngilizlerin oldu bittisine mi? Ne olursa olsun, Lozan’daki Musul hezimetimiz açıktır. Zaten Başbakan Rauf [Orbay] Bey de İsmet Paşa’nın Lozan’dan döndüğü gün istifasını bu başarısızlık üzerine vermiş ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı Lozan’ın hesabını sormak için kurmaya kalkmıştı. Kısa bir süre sonra parti kapatıldı. Sesleri kesildi. İyi mi oldu?
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 13:56.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382