Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Ermenilerin yaptığı Ermeni tehciri

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-23-2007, 11:06   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Ermenilerin yaptığı Ermeni tehciri


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Hrant Dink’in katledilmesi, Türkiye Ermenilerinin tarihini yeniden gündeme getirdi. TV ve gazetelerin son bir haftalık performansına bakılırsa bir “Ermeni Rönesansı”ndan bile söz edebiliriz.
Türkiye Ermenileri, tıpkı Üzeyir Garih’in öldürülmesinden sonra Yahudi cemaatinin yaşadığına benzer bir dışa açılış sürecine böylece adım atmış oldu.

Tarihe bakarsak, Ermenilerin içe kapanışının oldukça yeni bir olay olduğunu görürüz. Osmanlı döneminde Ermenilerin “sadık millet” olduklarını biliyoruz. Dahası, Osmanlı Devleti’nin Ermeni milletinin iç işlerine karışmamak ve bütünlüklerini muhafaza etmelerini temin etmek bakımından nasıl büyük bir hassasiyet sergilediğini de biliyoruz.

Örneğimi Osmanlı Ermenileri tarihinden seçtim. Üzerinde derin düşüncelere dalmamızı gerektiren çarpıcı bir örnek bu. Bakalım, Osmanlı yöneticileri ve halkı, iki Ermeni kilisesi arasındaki hesaplaşmada nasıl davranmış? Olayı, Katolik Ermeni rahibi Y. Gamidas Çarkcıyan’ın ilk baskısı 1953’te yapılan “Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler” (Kesit Yay., 2006) adlı kitabından özetliyorum.

19. yüzyıl başlarında patlak veren isyanlardan endişelenen Osmanlı devlet erkânı, Ermenilerin faaliyetlerinden şüphelenmeye başlamıştı. Nitekim Ruslar 1823 yılında İran’ı işgal ettiklerinde saflarına katılan ve yanlarında savaşan Ermenilere bağımsız bir Ermenistan vaat etmişler, tehlikeyi gören İran Şahı’nın uyarısı üzerine Osmanlı Devleti de gereken tedbirleri almaya girişmişti. İşin fenası, Rusya ile savaşın eli kulağındaydı.

Bunun üzerine II. Mahmud, Ermeni Gregoryen Patriği’ni huzuruna çağırdı ve kendisine, Rusya’yla bir savaş durumunda tebası olan Ermenilerin isyan çıkarmayacaklarına kefil olup olmadığını sordu. Bu soru, padişah farkında olmasa da, patriğe çoktandır beklediği bir fırsatı sunuyordu.

Malum, Ermeniler bugün farklı mezheplere bölünmüş durumdadırlar. Gregoryenler kadar Ortodokslar, Katolikler ve Hrant Dink gibi Protestan Ermeniler de vardır. 1823’teki asıl dava ise Gregoryenler ile Katolikler arasındaydı. Patrik ‘Fırsatını bulsam da Osmanlı ülkesinde pıtrak gibi yayılan şu Katolik Ermenileri temizlesem’ diye düşünüyordu. Bu yüzden II. Mahmud’un sorusunu büyük bir fırsat olarak değerlendirdi ve ancak kendisini patrik olarak tanıyanlara kefil olabileceği, diğerlerinin sorumluluğunu üstlenemeyeceği cevabını verdi. Böylece ‘Gregoryenlerden emin olabilirsiniz; ama Katoliklerden değil’ mesajını vermiş, başkent ve diğer şehirlerde palazlanan Katolik Ermenilerin geldikleri vilayetlere gönderilmesi halinde Ermenilere kefil olabileceğini söylemişti. Artık Katoliklerin üzerinde şüphe bulutları gezmeye, yabancı devletler hesabına çalıştıkları söylentisi dilden dile dolaşmaya başlamıştı. Nitekim 29 Aralık 1827’de patriğin dayatmasıyla ünlü tehcir kararnamesi (ferman) çıkartılmış oldu.

Ferman, şehirlere gelmiş olan Katolik Ermenilerin memleketlerine dönmelerini emir buyuruyordu. Ancak fermanın kışa denk getirilmesi ve sürgüne gideceklerin tespit edilmesi, saklananların yakalanması gibi işlerin patrikliğe bağlı Ermeniler tarafından “gönüllü” olarak üstlenildiğini söylemek, kilise içi anlaşmazlığın hangi boyutlara vardığını göstermeye yeter. Toplanan Katolik Ermeniler, patrikhane tarafından seçilen mübaşirler eşliğinde sürgüne yollanıyor, hatta İstanbul doğumlu Katolik Ermeniler de, ya Gregoryen olmak ya da sürgüne gönderilmek seçeneklerinden birini tercihe zorlanıyorlardı. Sürgüne gönderilenlerin malları mülkleri yok pahasına satılıyor, büyük bir kısmı da uyanık Gregoryenler tarafından satın alınıyordu.

Tarihler 10 Ocak 1828’de tehcirin başladığını bildiriyor. İstanbul’daki kafile, yaya olarak Üsküdar’dan İzmit’e gitmişti. Fakat İzmit’te beklenmedik bir durumla karşılaştılar. Sürgün edilenlerin büyük bir kısmı, “yerli cömert Müslümanlar tarafından hazırlanmış çadırlarda ve kervansaraylarda alıkonuldular ve iki gün misafir edildiler. Müslüman kadınları, yorgunluktan bitkin bir hale gelmiş kadınları haremlerine dahi almaya çekinmediler”.

Hayret, değil mi? Ermenilerin sürdükleri Ermenileri Müslümanlar sahipleniyor! Ama durun, arkası var. Patrik, İzmit’teki bu hoşgörülü davranıştan ürküp sürülenlerin isyan edeceğinden endişelenmiş; İzmit’e dek koşturarak valinin kapısını çalmış ve kafilenin bir an önce şehirden uzaklaştırılmasını istemiş.

Ardından Giresun’a gelinmiş. O da ne? Giresunlu Müslümanlar da kucak açmışlar zavallı Ermenilere ve patriğin yanlarına verdiği adamlara resmen kafa tutmuşlar. Erzurum Valisi ise daha atak çıkmış; Giresun’a haber salıp rahiplerin kelepçelerinden kurtarılmasını sağlamış ve İstanbul’a bir dilekçe yazarak vilayette bulunan 3 bin hane Katoliğin cezasını affettirmeyi başarmış. Bitlis Türkleri ise mübaşirlerin elinden şehrin sevilen keşişini kurtarmışlar. Trabzon valileri Galib ve Bektaş beylerin başına gelen daha da ilginç. Ermenileri korumaya kalktıkları için patriğin yandaşlarından Darphane Emini Kazaz Artin’in entrikalarıyla koltuklarını kaybetmişler.

İstanbul’da da benzer bir durum yaşanır. Hüsrev Mehmed Paşa, saatçisi Osep’i korumuş, Hüseyin Paşa ise “patriğin zulmünden kaçmak için” çırpınan Ermenileri kurtarmıştır. Şikayetler artınca durum II. Mahmud’a bildirilmiş; fermanda belirtilen tehcir kararının uygulamada bir mezhep içi intikam savaşına büründüğünü fark eden Sultan da müdahale ederek olaya el koymuş, sorumlular adalete teslim edilerek bu defa kendileri sürgünle cezalandırılmış. Ve Ermeni’nin Ermeni’ye karşı gerçekleştirdiği bu tehcirden dönenler aynen görevlerine iade edilmişler.

Sürgüne son veren yeni bir ferman yayınlandığında Katolikler, o zamana kadar bağlı bulundukları Gregoryen Kilisesi’nden ayrılıp kendi kiliselerine kavuşmuşlar. Zira cemaatlerin iç işlerine karışmadığı için patriğin kararını onaylamak zorunda kalan devlet, sonunda her iki mezhebin aynı çatı altında bulunamayacaklarını anlamış ve bağımsızlıklarına giden yolu açmıştı.

Osmanlı Devleti’nin bu olaydaki hakem rolü, unuttuğumuz bazı ipuçlarını hatırlatmıştır umarım.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 13:36.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382