Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Atatürk, Mehmed Akif’i nasıl eleştirdi?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-24-2007, 10:39   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Atatürk, Mehmed Akif’i nasıl eleştirdi?


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Geçen ay, vefatının 70. yıldönümünde rahmetle andığımız Mehmed Akif’in bazı yönleri çok vurgulanmış, lakin hayatının bazı safhaları neredeyse bilinmezlik perdesinin arkasına saklanmıştır.
Nasrullah Camii’nde yaptığı heyecanlı konuşmalar, fedakârlığı, sözünün eri oluşu, kar yağdığı bir gün saatlerce yürüyerek bir dostuna verdiği sözü yerine getirmesi, İstiklal Marşı için verilen 500 liralık ikramiyeyi almaması çok sık tekrarlanır; gelgelelim 3 yıl kadar milletvekilliğinde bulunduğu halde TBMM’de neden “inatla” suskun kaldığı yeterince bilinmez.

Gerçekten de, Akif gibi bir söz üstadının Meclis’teki suskunluğu hayreti muciptir. Ankara’nın içinden geçtiği bu fevkalade kritik devrede, üstelik en yetkili karar organında bulunan Akif, olaylara neden müdahale etmemiş, neden hiç sesini çıkarmamıştır? Ne yazık ki, Akif araştırmaları, Eşref Edip ve Hasan Basri Çantay’dan sonra bu suskunluğun sebepleri hakkında suskun kalmıştır.

Nitekim hakkında yazılmış en değerli hatıralardan birinin yazarı olan dostu Mithat Cemal Kuntay, Akif’in milletvekilliğini “4 senelik bir sükût” diye nitelendirmiştir. Şöyle devam eder Kuntay:

“Zabıtlarda iki üç kelimesi var; bunlar bile çok defa bir edattır; bazen de bir nükte: Bütçe müzakeresinde, mazbata muharriri, Arap harflerinin muzipliği olarak “me’murin” [memurlar] kelimesini “me’mureyn” [iki memur] diye okuyacak, Akif oturduğu yerden haykıracak: “Me’mureyn olsa şekerle besleriz.”

Kuntay bunu, onun terbiyesine yoruyordu. Akif, bilmediği konulara karışmak istemiyordu! Hayret ediyorum bu yoruma. Belki bütçe gibi teknik konularda anlayabiliriz bu suskunluğu; ama Allah aşkına, hiç mi ilgileneceği ve hiddetleneceği bir mevzu cereyan etmemişti 1920-1923 döneminde? Bu müthiş altüst oluşlar sırasında hiç mi kendisine söz orucunu bozduracak bir konu bulamamıştır?

Doğrusunu söylemek gerekirse TBMM Gizli Zabıtları 1980’de yayınlanıncaya kadar bu böyle biliniyordu. Yayınlanınca görüldü ki, Akif “konuşmuştu”. Tabii yine de beklendiği kadar değil. Ne var ki, en azından bir gizli oturumda kürsüye çıkmış, daha sonra da kürsüye çıkmadan, oturduğu yerden bazı tartışmalara girişmişti. Hatta 28 Şubat 1921 tarihli oturumda muhatabına, “Rezil herif, sus” diye belirtmişti öfkesini.

Ne var ki, Akif’in Meclis kürsüsünden yaptığı tek konuşma, bundan 20 gün önceye aittir: 8 Şubat 1921 Salı günü yapılan gizli oturumda, Sevr Antlaşması hakkında Sadrazam Tevfik Paşa’ya çekilecek telgraf tartışılmaktadır. İtilaf Devletleri, Birinci İnönü Savaşı’ndan sonra Sevr Antlaşması’nın bazı maddelerini hafifletmek için Londra’da bir konferans düzenlemeyi kararlaştırmış ve İstanbul hükümetini davet etmişlerdir. Tevfik Paşa ise uzlaşma yanlısı bir sadrazam olarak Ankara’dan da bir heyetin katılmasını şart koşmuş, bir telgraf çekerek Ankara hükümetini temsilen İstanbul’a bir heyet gönderilmesini istemiş, böylece yakınlaşmayı hızlandıracak bir jest yaptığını zannetmişti.

İşte TBMM tarafından verilmesi düşünülen cevap Meclis’in gizli oturumunda görüşülmektedir ve kürsüde Burdur mebusu Mehmed Akif Bey vardır.

Akif, İstanbul ile Ankara arasındaki önyargıların ortadan kalkmasını ve mevcut iki hükümetli yapının bertaraf edilmesini arzulamaktadır. Bir müsvedde hazırlanmış ve okunmuş, onun üzerinde tartışılmaktadır. Akif müsveddenin üslubundaki şiddete karşıdır. Daha yumuşak, daha uzlaşmacı (itilâfcuyâne) bir telgraf çekilmesini ister. Taleplerimizi ılımlı bir dille ve yumuşak bir üslupla ifade edelim, Tevfik Paşa tarafı kabul etmezse sorumluluk ve vebal onların üzerine kalır demekte, demekle kalmamakta ve kendi hazırladığı bir metni okumaktadır.

Aslında son derece ilginç olan bu mektubun tamamını burada yayınlamak isterdim. Lakin yerimiz müsait değil. Özetle şunları söylüyor Akif:

İstanbul hükümeti olayların gidişatını yeterince kavrayabilmiş değil. Ancak Sevr’i yeniden gündeme getirmenin de faydası yok. Olan oldu. Milletin istiklali, Sevr’in büsbütün ortadan kalkmasına bağlıdır. Bugün Milli Mücadele sayesinde elhamdülillah durum lehimize dönmüş durumda. Ancak İstanbul ısrarla hakikatlere gözlerini yumuyor. İşgal kuvvetleri devletimizin bütün varlığını payimal ediyor. Hukukunu çiğniyor. Bu durumda İstanbul’un yeni bir tavır alması gerekir. Oysa Ankara, Halife ve Sultanı kurtarmak için canla başla çalışıyor. İstanbul’un görevi artık Ankara’ya devretmesi en uygunudur. Dolayısıyla Tevfik Paşa Londra’ya heyet gönderme hakkının yalnız Ankara’da olduğunu açıkça ilan etmelidir. İkilik ancak böylelikle ortadan kalkar. TBMM, “icmâ-i ümmet mahiyetinde”dir. [Bu çok ilginç bir vurgudur.] Yabancı işgali altındaki bir halifenin vereceği kararlar gayri meşrudur. Osmanlı hanedanının seçkin konumunu koruyabilmesi için İstanbul’un, TBMM’yle mesaisini birleştirmesi gerekir. Aramızdaki ufak tefek meseleleri büyütmeden aynı gayenin elde edilmesine elbirliğiyle çalışmak dinî, vatanî ve millî görevlerin en önde gelenidir. Derhal TBMM’nin seçtiği delegelerin tasdik edilmesi temennimizdir.

Akif kürsüden indikten sonra önerisine başta Hamdullah Suphi’ninki olmak üzere çeşitli eleştiriler gelir. Hatta Tunalı Hilmi Bey, “berât-ı idam” gibi bazı kelimelerini beğenmez. Nihayet kürsüye Mustafa Kemal Paşa çıkar ve Akif’in önerisini eleştirmeye başlar. Ancak daha ilk madde olan Sevr’de Akif’e söylemediği bir sözü söylettiğini görürüz. Buna göre Akif, Sevr’in genel olarak tadil edilmesini istemiştir. Atatürk’ün sözleri şöyledir: “Sevr muahedesinin bazı maddelerini kabul etmektense, Sevr muahedesinin heyet-i umumiyesini tadil etmek lazımdır, diyor.”

Halbuki zabıtlar meydanda. Akif şu sözlerle ifade etmiştir meramını: “Milletin berat-ı idamından başka bir şey olmayan Sevr muahedenamesini İstanbul’a kabul ettiren esbabın burada mevzubahsedilmesini münasip görmüyoruz. Ancak milletin istiklali o muahedenamenin birkaç maddesinin tadil ve tebdiliyle temin olunamayıp, büsbütün ortadan kalkmasına mütevakkıf bulunmasına nazaran vaktiyle o muahedenameyi kabul edenlerin bugün konferansta lazım gelen vak ü tesiri haiz olamayacakları pek tabiidir.” Akif’in neden sustuğunu bundan iyi hangi misalle anlatabiliriz ki?
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 13:59.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382