Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Servetini askere bağışlayan Osmanlı generali

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-25-2007, 09:38   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Servetini askere bağışlayan Osmanlı generali


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Tarihçiler Sultan Melikşah’ın, kılıcını iki defa denize batırıp çıkardığını yazarlar: Batum’da Karadeniz’e ve İskenderun’da Akdeniz’e. Bu, denizlere açılışı, daha doğrusu kavuşmayı sembolize eden bir jesttir.
Nitekim Fatih de kendisini “iki denizin ve iki kıtanın sultanı” ilan ederek Melikşah’ın yüzyıllar önce çizdiği stratejinin tamamlayıcısı olduğunu bildirmiyor muydu? Osmanlı denizcileri Yavuz devrinde Hint Okyanusu’na, Kanuni devrinden itibaren de Atlas Okyanusu’na açılacaklar, İngiltere sahillerine, daha kuzeydeki İzlanda adasına kadar gideceklerdi.

Osmanlı tarihi, yanlış bir şekilde hep bir Avrupa topraklarına ilerleme ve geri çekiliş tarihi olarak takdim edildiğinden, yani Avrupa’yı merkeze alarak bir Osmanlı senaryosu yazıldığından asıl gayesi ihmal edilir. Mesela Kanuni’nin ölümünden 12 yıl sonra başlayan büyük Kafkas harekâtından söz edilmez de, hep Viyana’ya kadar gittik ve döndük diye yazılır. Oysa Kafkas harekâtı, tarihimizin en hayranlık uyandıran kişiliklerinden birisini, Özdemiroğlu Osman Paşa’yı hediye etmiştir hafızamıza.

Belki de şu bayram günü ziyaretine gittiğiniz Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbesini geçince yine avlunun içinde demir parmaklıkla ayrılmış kısımda bazı mezar taşlarına rast gelirsiniz. Orada mütevazi bir mezarda karşılar sizi: Kanuni’den itibaren dinmeyen bir fırtına Lala Mustafa Paşa. Ufuklardan ufuklara koşan bu zat, aslen Boşnak’tır. Ama Balkan kökenli oluşu, Erzurum’da şirin bir cami yaptırmasına mani olmamıştır. Hatta Konya Ilgın’da Mimar Sinan’a muhteşem bir külliye yaptırmıştır ki, içerisinde medresesinden kervansarayına kadar yok yoktur: Cami, sıbyan mektebi, imaret, tabhane adları, çarşı (arasta), iki han fırın, mutfak, medrese, hamam, kütüphane, dükkanlar, çeşme-şadırvan, sebil... (Osmanlı hep Balkanlara yatırım yapmıştı diyenlerin kulakları çınlasın. Bakın bir Balkanlı general görev yaptığı yerleri nasıl imar etmiş?) Lala Mustafa Paşa “Kıbrıs fatihi” olarak bilinir daha çok. Ama Anadolu’nun imar tarihindeki yeri de teslim edilmelidir.

İşte Eyüp Sultan’ın yanı başındaki bu sakin mezarın ev sahipliği yaptığı vücut, 400 yıl önce Kafkas harekâtını Serdar-ı Ekrem unvanıyla üstlenmiş bulunuyordu. Yardımcısı, Özdemiroğlu Osman Paşa’ydı. Peki Özdemiroğlu Osman Paşa kimdi?

Babası Özdemir Paşa, Mısır’ın Memlûk beylerindendir. Abbasi hanedanından bir prensesle evlendirildi. Hadım Süleyman Paşa’nın Hint Okyanusu seferine katılan Özdemir Paşa’ya, daha sonra Mısır eyaletinin sınırlarını güneye doğru genişletme emrinin verildiğini görüyoruz. Sudan, Eritre, Somali, Habeşistan ve Yemen’deki fetihlerle Osmanlı bayrağını ekvatora yaklaştırdı. İşin garibi, bütün bu işleri, hepi topu birkaç bin askerle gerçekleştirmesi. Kanuni, kendisini Habeş Beylerbeyi olarak atadı. Burada İslamiyet’in yayılması için öylesine çalıştı ki, Yılmaz Öztuna’nın ifadesiyle, bugün Habeşistan nüfusunun yarısının Müslüman olması, doğrudan Özdemir Paşa’nın eseridir. O ve oğlu Osman Paşa sayesinde Afrika’nın doğusu Katolik sömürgecilerin eline geçmekten kurtulmuş ve bugüne kadar Müslüman kalabilmiştir.

Kanuni’nin coğrafyamıza yağdırdığı yıldızların hangisini anlatacağımı ben de şaşırdım sevgili okur. Hangisinin peşine takılsam teslim almaya kalkıyor kalemimi. Beni de anlat der gibi... Şu aziz mübarek günde fatihalarınıza bir ucundan takılmak için bu çabaları zahir.

Efendim, işte bu Osman Paşa’nın oğlu Özdemir Paşa, Lala Mustafa Paşa’nın kurmay başkanı olarak çıktığı Kafkas harekâtında öylesine görkemli başarılara imza atmıştı ki, sonunda Sadrazamlığa getirildi. Neler yaptığına hızla göz atalım:

Bugünkü Gürcistan’ın başkenti Tiflis’i fethetti. (Ağustos 1578)

Hemen ardından Koyun Geçidi zaferi (Eylül 1578) geldi. 2 saat içinde Safevi ordusu perişan edildi. Hazar denizine ulaşıldı. Şirvan fethedildi ve şair Baki bu fetih için özel bir gazel yazdı.

Şamahı Zaferi (Kasım 1578)

Meşaleler Savaşı (Mayıs 1583): Osmanlı ordusu geceleri de süren savaşta binlerce meşale yaktığı için “Meşaleler Savaşı” adı verilmiştir. 3 gün, 3 gece sürdü. Erivan dahil bütün Ermenistan ele geçirildi.

Beş yıl süren büyük Kafkas seferinde Osmanlı Devleti’nin toprakları tam 300 bin kilometrekare büyümüştü. (Bu rakam, yaklaşık olarak bugünkü Türkiye topraklarının yarısına tekabül eder.) 28 Haziran 1584’te İstanbul’a döndü. Muhteşem bir karşılama töreni düzenlendi. Huzura kabul edildi. Padişah bu büyük serdarın oturmasını istedi. Ancak Osman Paşa, edebinden oturamadı. Ancak dördüncü defa ısrar edilince oturabildi.

III. Murad “Gaza ve cihadlarınızı bir de sizin ağzınızdan dinlemek isteriz.” deyince “Bizim ne haddimize sultanım. Heman Cenab-ı Hakk’ın inayeti ve sultanımın helal lokma yedirdiği gazilerin himmeti berekâtıdır.” diye tam bir Osmanlı’ya yakışır, olgun bir cevap verdi. Heyecanlanan padişah, belindeki murassa (mücevherli) kılıç ve hançerini çıkarıp “Ananın ak sütü gibi helal olsun!” diyerek paşanın beline taktı. Bundan sonra artık Osman Paşa’yı Sadrazam olarak göreceğiz.

Yaşlanmış, önce Yemen ve Habeşistan’da, sonra da Kafkaslardaki görevlerinde büyük iklim değişikliklerine dayanamayan vücudu yıpranmıştı. Yine de Eylül 1584’te Tebriz’i fethetti. Yavuz’un fethinden tam 71 yıl sonra Tebriz’de yine Osmanlı müezzinleri ezan okudu.

Hastalığı ilerleyince vasiyetini yazdırdı. 10 milyon akçeyi bulan muazzam servetinden hayatta olan annesine, hanımına ve kızına sadece İstanbul’da oturmakta oldukları evi miras bıraktı. Geri kalanını Peygamber Ocağına, yani askerlerine devretti. Zaten askerlerine hazineden değil, kendi cebinden maaş ödüyordu.

29 Ekim 1585’te vefat etti. Babası Kızıldeniz kenarındaki Musavva şehrine gömülmüştü. Kendisi Diyarbakır’da toprağa verildi.

Özdemiroğlu Osman Paşa yalnız zaferleriyle değil, yaşadığı örnek hayatla da günümüze eskimez bir mesaj bırakmış oldu. Yalnız başkasını değil, kendini yenmenin de erdemini keşfetmiş alperenlerimizden biriydi o. Bu bayram yazıma konuk olması ve ısrarla kendisini yazdırmak istemesi boşuna mıydı sanıyorsunuz?

Cenab-ı Hakk’ın, gönülleri, geleceği geçmişinden daha parlak bir Türkiye idealiyle yanıp tutuşanlardan olmayı nasip etmesi niyazıyla Kurban Bayramı’nızı tebrik ederim.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 13:35.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382