Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı tarihinde ‘Atabey’lerle mücadele

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-01-2007, 13:22   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanlı tarihinde ‘Atabey’lerle mücadele


Geçtiğimiz günlerde Ankara’da mahkeme tarafından “ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma” ve “patlayıcı madde bulundurma” suçlarından tutuklanmalarına karar verilen Atabeyler çetesi, ilginç bir konuyu akla getirmiş oldu: Örgüt kendisine neden bu ismi seçmişti? Kısacası Atabeyler kimlerdi?
Osmanlı tarihinin ilk dönemlerinde her şehzadenin nasıl bir ‘lalası’ varsa, Selçuklularda da aynı görev atabeylerin omuzlarındaydı. Bu kişiler aslında geniş yetkileri bulunan sınır beyleriydi. Atabeyler Oğuz beylerinden seçilebildikleri gibi, ‘hizmet ve bağlılıklarından dolayı takdir kazanmış’ köleler arasından da şehzade hocalığına yükselebiliyorlardı. Nitekim Alparslan’ın lalası ve sonra veziri olan ünlü vezir Nizamülmülk de bir İranlıydı. Aslında birer köle çocuğu olan atabeylerin, palazlandıkça Dımaşk, Musul, el-Cezire ve Erbil atabeylikleri gibi bağımsız devletler kurduklarını da ibretle görüyoruz.

Demek ki, yakalanan çete üyeleri “Atabeyler” ismini tesadüfen almış değildir. Devlet içi ama devleti ele geçirmeye yönelik bir örgütün bu adla kurulmuş olmasının bilinçli bir tercih olduğu açıktır.

Ne var ki, Osmanlı tarihinde çeteler ve mafya benzeri örgütlenmeler eksik olmamıştır. Özellikle Osmanlı sisteminin kritik bir dönemeçten geçtiği 17. yüzyıl başlarından ortalarına kadarki isyanlı yıllar, gerek yönetimin içinde, gerekse dışında çetelerin kurulmasına epeyce elverişli bir zemin sunmuş olmalıdır. Artık yalnız idaredeki zaaftan değil, iklim şartlarındaki değişmelerden de kaynaklandığını bildiğimiz Celalî isyanlarının nispeten bastırıldığı bu dönemde Evliya Çelebi’nin de şahidi olduğu pek çok eşkıyalık olayı pıtrak gibi bitmektedir Osmanlı gövdesinde. İşte tarihlerimizde ‘Eşkıya şehirleri, köyleri bastı, yağmaladı’ diye geçiştirdiğimiz bu olayların arkasında bazı kesimlerin iktidar ağacının dallarını kendi bahçelerine eğme çabasını bulmak hiç de zor değildir.

Nitekim tarihlerimizde “Deli İbrahim” diye geçen Sultan İbrahim’in 8 yıllık iktidarı (1640-1648) bu örgütlenmelerin neredeyse meydan savaşı verdikleri bir dönemi anlatır. Ağabeyi IV. Murad’ın şiddet kullanarak önlemeye çalıştığı yolsuzlukların önüne, dürüst adam kıtlığı yüzünden bir türlü geçilemiyordu. İşte bu karışık ortam içinde yetişen Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın IV. Murad’ın siyasetini Sultan İbrahim’in ilk döneminde de sürdürdüğünü görmekteyiz. Onun 5 yılı biraz aşan iktidarı, sonradan tarihçiler tarafından ilginç bir şekilde “atabeg-i saltanat” olarak hatırlanacak ve çetelerle yaptığı mücadele, örnek olarak zikredilecekti.

Kemankeş Mustafa Paşa, Bağdat’ın fethinde yararlılığı görülmüş ve sefer sırasında Sadrazamlık mührünü almıştı eline. Daha önce de her geldiği görevde dürüstlüğü ve devlete sadakatiyle tanınmış, yeniçeri ağası, yani general olduğunda orduda temizliğe girişmişti. Kaptan-ı Derya olduğunda aynı temizliği orada gerçekleştirmiş, böylece göze batmaya başlamıştı. Çeteler ondan çekiniyor, iktidar savaşında sıranın ona gelmemesi için rakipleri ellerinden geleni esirgemiyorlardı. Sonuçta Bağdat onun zamanında fethedilmiş, Safevilerle yapılan Kasr-ı Şirin antlaşmasına o imza atmıştı. Doğudan zaferle döndüğünde İstanbul’da yapacağı büyük tasfiyeyi düşünüyordu Kemankeş Mustafa Paşa.

Rakipleri Silahdar Mustafa Paşa ile Ruznameci İbrahim Efendi’nin muhalefetiyle karşılaşmıştı bu sırada. Kendisine suikastlar düzenlenmiş, ölüm tehditleri almış, yine de yılmamıştı. Sultan İbrahim döneminde bir Silahdar’dan kurtulmuş ama bir başka Silahdar’la, Yusuf Paşa’yla karşı karşıya gelmişti. O da yetmezmiş gibi, “Cinci Hoca” lakabıyla tanınan Safranbolulu Hüseyin Efendi saf tutmuştu karşısında. Ancak okuduğu dualarla Sultan İbrahim’i büyülediğine inanılan Cinci Hoca’yı atlatmak o kadar kolay olmamıştı Sadrazam için. Çünkü Sultan İbrahim artık yalnız hocasına inanıyor ve güveniyordu. Bu durum karşısında Kemankeş Paşa’nın iki defa istifa etmek istediğini fakat istifasının kabul edilmediğini biliyoruz.

Anlaşılan, padişah ondan kolay kolay vazgeçmeyecekti. Nitekim Galata civarında bir yangında barut mahzeninin patlaması üzerine vücudu ve yüzü ağır bir şekilde yanmış ve üç ay tedavi görmüştü evinde. Bu süre içinde görevden alınması pekala mümkünken, ona ihtiyaç duyan Sultan, dedikodulara kulak asmayarak görevinde bırakacaktı. Fakat dedikodu kazanının ateşi bir türlü sönmemişti. Devalüasyon yaparak hazineye artı gelir sağlayan Paşa, başta Yahudi tefeciler olmak üzere dönemin ‘babaları’nın rüşvet ve para çarkına çomak sokmuş oluyordu ve bu eylemi, tasfiye edilmesi için bardağı taşıran son damla olmuştu. Rakipleri onu padişaha öldürtmeyi başarmışlardı sonunda.

Tarihler onun, yeniçeri ve süvari ocakları mevcudunu azalttığını, yeni ve tam ayarlı bir sikke kestirdiğini (bu, kur makası açılmış YTL’ye yakınlarda yapıldığı gibi, bir tür paranın reel değerine dönüş demektir), bütçenin gelir ve giderini dengelediğini, eşya ve hayvan satışlarını normal şekle koydurduğunu, daha da önemlisi, müfettişler vasıtasıyla düzen ve kanuna aykırı davrananları pek ağır cezalara çarptırdığını ve vergi tahsilatında halk aleyhine bir durum doğuran uzun zamandır yapılmamış nüfus sayımını yaptırdığını yazıyor. Bu son nokta üzerinde durmak gerekir, çünkü yeni nüfus sayımı yapılmadığında ölenler bile var sayıldığından onlar üzerinden haksız bir vergi tahsil ediliyor, bu da bazı mültezimlerin işine geliyordu, çünkü onlar peşin ödedikleri vergi miktarını, kelle sayısına göre tahsil ediyorlardı reayadan. Ayrıca birçok yolsuzluklara açık kapı bırakan senet usulünü kaldırarak her türlü resmi muamelede nakit paraya geçişi sağlamış olduğunu öğreniyoruz onun.

Anlayacağınız Kemankeş Kara Mustafa Paşa, bulanık suda balık avlamaya bayılan örgütlerin tekerleğine çomak sokmuştu ve bu yüzden hem ayağı kaydırıldı, hem de bu dürüstlüğünün cezasını canıyla ödemek zorunda kaldı. Ancak Osmanlı’da yolsuzluğa prim vermeyen devlet adamlarına duyulan ihtiyaç bitmeyecek ve IV. Mehmed döneminde padişahın annesi Hatice Turhan Sultan, Köprülü Mehmed Paşa’yı Sadrazamlığa getirerek Kemankeş’in başlayıp bitiremediği mücadeleyi onun ihtiyar omuzlarına bırakacaktı. Ve Samsunlu Köprülü hanedanının elinde Osmanlı Devleti, yarım asır boyunca bir ikinci bahar yaşayacak, çetelerle mücadelede yeni bir perde açılacaktı


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 15:01.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382