Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Fatih, gemileri bir tek kafamızdan geçiremedi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-01-2007, 13:26   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Fatih, gemileri bir tek kafamızdan geçiremedi


Hele tarih alanında hiç eksik olmaz maksatları üzümü yemek değil, bağcıyı dövmek olanlar. Her 29 Mayıs’ta pusuya yatıyor ve İstanbul’un fethi bir hataydı dedikleri halde, gündeme gelmek için onu ganimet biliyorlar. Samimiyetsizlikleri her hallerinden belli. Ancak basında yandaş bulmaları da çok zor olmuyor anlaşılan.
Okurlarım soruyor: Fatih gemileri gerçekten karadan geçirmedi mi? Timaş Yayınları’ndan çıkan “Ufukların Sultanı” adlı kitabımda bu konuyu ele aldığımı söyledikten sonra şakayla karışık, “Karadan yürüttü ama kafalarımızdan yürütemedi” diyorum; kendilerine. Hakikaten kafalarımız yapıp ettiklerini almıyorsa Fatih ne yapsın?

Vatan gazetesinde (29 Mayıs 2006) çıkan haberdeki iddialar şunlar:

1) Gemilerin karadan yürütülmediğini artık neredeyse herkes kabul ediyormuş ve bu bir masalmış.

2) Kaynaklarda gemilerin iki gecede yürütüldüğünden söz ediliyormuş.

3) Gemilerin geçirileceği alan yokuş, tümsek ve çukurlarla dolu ve sık bir ormanlık alanmış. Dolayısıyla sadece ağaçların kesilmesi bir ay alırmış.

4) Eğer gemiler Kasımpaşa’dan indirilmiş olsaymış, Bizanslılar daha yoldayken gemilerin gelişini görürmüş.

5) Bu gemiler Haliç’in ormanlık bölgesinde kalan Okmeydanı’nda yapılmış ve yapımına 7-8 ay öncesinden başlanmıştır. Bu iddiaya dayanak olarak da iki ‘kaynak’ zikrediliyor: Evliya Çelebi ile Müneccimbaşı.

Sırasıyla cevaplandıralım:

1) Acaba sözü edilen ‘herkes’ nasıl bir şeydir? Bilim adamları mıdır bunlar, yoksa iddia sahipleri gibi düşünen birtakım tarih meraklıları veya ‘kaynaklar’ mı? Belli değil. Mesela Fatih devri üzerine uzmanlığı tartışılmayan Halil İnalcık hoca mı? Aksine, hoca tam tersini savunuyor. Hammer mi? Hayır. Babinger mi? Ne münasebet! İlber Ortaylı mı? İddialara gülüp geçiyor. Kim öyleyse bu ‘herkes’? Kendi kitaplarını okuyup ikna olan ‘fanları’ mı?

Masal, öyle mi? Kuşatmayı yaşamış şahitlerin anlattıkları da mı kâr etmiyor? Nicolo Barbaro Bizans’ın içinden anlatıyor yetmiyor, Tursun Beğ dışından anlatıyor olmuyor, ilk tarihçilerimizden Neşrî anlatıyor, kâfi görülmüyor, Âşıkpaşazade yetmiş pare gemi ‘kurudan’, yani karadan yelken açtı diyor, kaale alınmıyor, Venedikli Zorzi Dolfin de atıyor anlaşılan. Yani bütün bu fethi ya yaşamış ya da en yakınlarından dinlemiş olanlar birleşmiş ve bir masal uydurmuşlar bize. Ne mecburiyetleri vardı peki? Birbiriyle ilgisiz şahitlerin aynı olay üzerinde ittifak etmiş olmaları gemilerin karadan yürütüldüğüne en büyük kanıttır ve o ‘herkes’ her kimlerse hiçbir kıymet ifade etmez.

2) Gemilerin bir veya iki gecede yürütüldüğünü iddia edenler Bizanslılardır, Osmanlılar değil. Bunu iyice anlamak lazım. Bizim kaynaklarda gün verilmez. Peki Bizanslılar neden bir gecede diyor? Onlar ilk gemileri ancak sabahleyin görebildi de ondan. Oysa bu konuda bir kitap da yazmış bulunan Feridun Emecen’in de belirttiği gibi (İstanbul’un Fethi Olayı ve Meseleleri), hazırlıklar en az iki hafta öncesinden başlamış olmalıdır. Belki de daha önceden, yani Rumeli Hisarı’nın yapımıyla eşzamanlı olarak. Dolayısıyla bir gecede bu kadar gemi geçebilemez, gemi başına 11 dk düşüyor vs. demek Bizanslıların hayretiyle Osmanlıları yargılamak olur ki, adaletli olmaz.

3) Bu alanın temizlenmesi bir iki günde yapılmadığına göre neden olmasın? Sonra ağaç kesilmesi neden bir ay sürsün ki? Orası hiçbir zaman bir orman arazisi değildi. Belki yer yer ağaçlar vardı Tophane sırtlarında, nitekim Fındıklı isminin buradaki fındık ağaçlarından geldiği söylenir. Yani öyle dev ve sık ağaçlıklar mevcut değildi. Şunu da belirtmek yerinde olur ki, o zamanlar Tophane semtinde bulunan Karabaş deresi yatağının kullanılmış olması da ihtimal dahilindedir. Bir iki kaynak bu noktaya değinmektedir. Bu durumda dere yatağı genişletilip düzeltilerek gemilerin geçmesine uygun bir hale getirilmiş olabilir.

4) Görseler ne yapabileceklerdi Bizanslılar? Hiç düşündünüz mü? Osmanlı ordugâhı Okmeydanı’ndan Kasımpaşa sahillerine kadar uzanıyordu. Yani Bizans ve Venedik gemileri buralara çıkamıyordu ki! Neden? Osmanlı topçuları onları keklik gibi avlarlardı da ondan. Bu yüzden bugünkü Galata Köprüsü ile Eyüp Köprüsü arasına sıkışıp kalmıştı Bizans donanması. Görseler de ellerinden bir şey gelmezdi yani. Nitekim gelmedi de. Fatih zincirin önüne bir filo göndererek Bizans gemilerini meşgul etti bir süre. Bu arada Galata’nın üzerinde bir tepeye yerleştirdiği havan toplarına aşırtma atışlar yaptırarak bu gemilerin Haliç’e indirilmiş Osmanlı gemilerine hücumunu engelledi. Böylece Bizans donanması Haliç’in ağzında çakılı vaziyette kaldı kuşatma boyunca. Ve seyretti muhteşem operasyonu. Bir tek işe yaradı bu gemiler: İstanbul düşünce mağluplarını Avrupa’ya kaçırmaya.

5) Gemilerin Okmeydanı ormanlarında yapılıp Haliç’e indirildiği iddiasına denizciler ne der bilmem. Ama bildiğim kadarıyla, suya indirilip sınanmadan bir gemi yola çıkamaz, çıksa da az sonra batabilir. Böyle saçmalık olmaz. Bu gemiler daha önce muhakkak denenmiş olmalıydı. Karada gemi yap, denize indirir indirmez yüzsün, üstelik savaşsın. Olacak şey mi bu? Bu yaş tahtaya basmayacak kadar akıllı ve tecrübeliydi Osmanlı denizcileri.

Yalnız dikkat edin, fethe şahit olmuş hiç kimseyi kaynak gösteremiyorlar. Onları, başka bakımlardan ciddiye dahi almadıkları Evliya Çelebi’ye dört elle sarılmış görmek gülümsetiyor beni yalnızca. Evliya Çelebi fetihten yaklaşık 230 yıl sonra öldü, Müneccimbaşı ise yaklaşık 250 yıl sonra. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: Gemilerin karadan yürütüldüğünü söyleyen onlarca şahit varken bu ne kadar abes bir zorlamadır? Şahitlere inanmayacaksınız ve sırf Fatih böyle muhteşem bir operasyonu başaramazdı demek için olaydan 200 küsur yıl sonra yaşamış insanların söylediklerine mal bulmuş mağribi gibi saldıracaksınız. Ve bunu ‘aykırı tarihçilik’ olarak ciddiye almamızı isteyeceksiniz. Kaldı ki, bu iddia Sadrazam Mahmud Paşa’nın menkıbelerinin anlatıldığı meşhur bir halk kitabına dayanır. Yani dayandıkları kaynak, en başından hurafe diye bir kenara ittikleri evliya menakıbnamesidir. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak diye buna derler herhalde.

Daha 72 parça geminin asıl görevinin Haliç üzerine köprü kurmak olduğunu yazacaktım. Bu gemilerin sayısının ve boyutlarının bile Haliç’in en dar yerini kaplayacak şekilde santimi santimine belirlendiğini ve yan yana geldiklerinde yaklaşık 350 metrelik en dar yerlerinden biri olan Defterhane iskelesiyle Kumbarahane arasında bir köprü oluşturduklarını söylemekle yetineyim. Bu dahi 21 yaşındaki ‘çocuk’un harikalarındandır.


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:48.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382