Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Fatih, Bizanslı aydınları nasıl büyülemişti?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-02-2007, 21:22   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Fatih, Bizanslı aydınları nasıl büyülemişti?


Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra Bizanslı bilim adamı ve filozofların Avrupa’ya kaçtığı ve orada Rönesans’ı başlattıkları söylentisi epeyce yaygındır; ama doğruluğu, yaygınlığıyla ters orantılıdır. Bu konuda ezber bozan çalışmalardan biri Sevim Tekeli tarafından vaktiyle yapılmıştı. Şimdilerde artık pek kaale alınmayan bu sözde bilgiyi tekrar edenler hiç de az değil. Yani Rönesans’ı Avrupa’ya biz elimizle teslim ettik gibi evlere şenlik bir mantık yürütüyorlar.
Şöyle bakalım konuya:

Bir kere Fatih’in fethettiği şehir, kütüphanesiyle ve bilim çevresiyle o Jüstinyen devrindeki Konstantinopolis değildir. O devir Abbasi fetihleriyle sönmüş, 1204 yılındaki Latin istilasıyla kararmış ve nihayet Osmanlıların sıkıştırması üzerine son hayatiyet ışıkları da sönmek üzereydi. Yine de skolastik felsefe ve edebiyat başta olmak üzere bazı alanlarda Avrupa’da unutulmuş bir eski filolojik gelenek varlığını koruyordu. İşte Fatih’in İstanbul’u aldığı zaman karşılaştığı birkaç bilim adamı ve düşünür, bu geleneğin son kalıntılarıydı.

Dolayısıyla bunların olsa olsa Batı’ya İstanbul’da mekân tutan Doğu hümanizmini ve skolastik düşünceyi aktarma ihtimalleri vardır ki, Rönesans bunlardan çok başka temeller üzerinde yükselecekti. Yani isteseler de Bizanslı âlim ve düşünürlerin Rönesans’ı ateşleme kudretleri mevcut değildi. Hani derler ya, kelin merhemi olsa, kendi başına çalarmış, bizimki de o hesap.

Mamafih “Osmanlılar İstanbul’a girdikten sonra Bizans imparatorluk ailesine ne yapıldı?” sorusu pek sorulmaz. Sanki ya hepsi kılıçtan geçirildi diye düşünülür ya da kaçtı. Hayır, Bizans’ı yöneten son imparatorluk ailesi Paleologoslardan bazıları Osmanlı bünyesine katılmış ve ileriki yıllarda vezirliğe kadar yükselmişlerdir. Mesela İstanbul Aksaray’da Millet ve Vatan caddelerinin kesiştiği noktada yer alan ve mimarisiyle beni hep cezb etmiş olan Muratpaşa Camii, Müslüman olduktan sonra ismini Has Murad Paşa’ya çeviren hanedandan bir Bizanslının eseridir. Keza sonraki yıllarda Mesih Paşa adıyla tarihlerimize geçmiş olan zat da bir Bizanslı hanedan mensubudur.

Osmanlı bu; ırkla, kökenle, kıyafetle uğraşmaz, doğrudan doğruya kafanın ve gönlün içine bakardı. Dolayısıyla Bizans imparatorluk hanedanı Osmanlı bünyesinde erimiş gitmiştir. Kim bilir onların soyundan gelenler hangi şehrimizde, hangi sokağımızda ikamet etmektedir?

Her neyse. Biz Bizanslı bilim adamı ve filozoflara dönelim ve Fatih’in ilgilendiği dört Bizanslı düşünür ve âlimi sırasıyla inceleyelim.

Birinci sırada, Bizans’ın son büyük filozofu kabul edilen Plethon vardır. İstanbul’un fethinden bir yıl önce ölen Plethon, fanatik denilecek derecede Eflatuncu fikirlere sahiptir ve zaten ismini de ona benzetmiştir sonradan. Bizans Yeni-Eflatunculuğu denilen bir felsefe ekolünün son büyük defans hattını kuran Plethon, fikirleri yüzünden kovuşturmaya uğramış ve aforoz edilmişti. Niye peki? Çünkü İslamiyet’i reddetmiyordu! İslamiyet ile Hıristiyanlığı eşit kabul etmesi dahi yetiyordu dışlanmasına. Ve galiba Bizanslıların kâfir dediği Osmanlıların içinde, özellikle Bursa ve Edirne’de sık sık gezilere çıkmış olduğu için önyargılarını olabildiğince inceltme imkânını bulmuştu. Hatta rakipleri, kendisinin Müslüman olduğuna bile inanmışlardı. Plethon’un Fatih’e sunulmak üzere İslamiyet ile Hıristiyanlığın birbirine zıt olmadığı yolunda bir kitap yazıp takdim ettiği biliniyor.

İkinci sırada coğrafyacı ve filozof Yorgo (Georgios) Amirutzes var. Fetihten sonra kaçmayıp İstanbul’da kalan Amirutzes, kendi dindaşları tarafından hain olarak damgalanmış; ama buna aldırmayarak çok sevdiği ve saydığı Fatih’e hizmete devam etmişti. Vaktiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin uzlaştırılması uğruna nefes tüketmiş olan Yorgo, felsefe ve coğrafya konularında padişaha danışmanlık yaptı. Kadim dünyanın en büyük coğrafyacılarından kabul edilen Batlamyus’un “Almagest”ini Arapça ve Türkçeye tercüme girişimlerinde görürüz onu ve oğlunu.

Fatih’in cazibesine kapılan üçüncü Bizanslı aydın, bir Trabzonlu: Onun adı da Yorgo. Ortodoksluktan Katolikliğe geçmiş ve İtalya’da yapmış kariyerini. Tam dört papanın hocalığını yapmış olan Trabzonlu Yorgo’nun Fatih’le ilişki kurması da enteresan. Kafasında bir evrensel imparatorluk kurulması fikri vardı ve İstanbul’un fethinden sonra gördü ki, bu fikri ancak Fatih ve başında bulunduğu Osmanlı Devleti gerçekleştirebilirdi. Onun için tercihini ondan yana kullandı. Hatta Papa’nın onu, Fatih’le entelektüel flörtünden dolayı bir seyahatinde tutuklatıp hapse attırdığını biliyoruz. O da Fatih’in vizyonundan etkilenenlerden.

Son olarak zikredeceğimiz Bizanslı aydın, Gökçeadalı Kritovulos’tur. Tarihçidir. İleriyi gören birisi olmalı ki, daha 1444’te Osmanlıların karşısında durulamayacağını söylemiştir bir arkadaşına. Ve fetihten sonra Fatih’in kendisini, doğduğu adaya vali tayin ettiğini görüyoruz, 10 yıl sonra ise İstanbul’a aldırdığını. Bundan sonra o, Fatih’in resmî tarihçisidir. Yazdığı tarihte bize ‘ufukların sultanı’nın bilinmeyen ve bizim gözden kaçırdığımız taraflarını anlatır.

Böylece bu örneklerden anlıyoruz ki, Bizans seçkinleri Osmanlı bünyesinde erimiş, onun bahçesindeki güllerden biri olmuştu.


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:30.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382