Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı’nın ‘Da Vinci şifresi’

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-03-2007, 15:26   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanlı’nın ‘Da Vinci şifresi’


Batı, kendi tarihini yeniliyor, güncelliyor, bıkmadan usanmadan gündeme getiriyor. Bir yandan “Truva”, öbür yandan “Kral Arthur”. Haçlı Savaşları’nı anlatan “Cennetin Krallığı” ile Hz. İsa’nın çilesini işleyen “The Passion”, el ele erişilmez bir Avrupa-merkezli tarihi beyinlere pompalıyorlar.
Batı, tarihin hükümdarı olarak beyazperdeden zihinleri bombardımana tutmakla meşgul. Diğer tarihler, ancak çerez olarak katılabiliyorlar kervana; figüran olarak daha doğrusu.

Hep geç kalıyorum ama acelem yok, çünkü benim malzemem hep ‘burada’. Tarih, bir laboratuvar olarak her daim önümde. “Da Vinci Şifresi”nin modası geçmiş olabilir ama tarihimizin Leonardo Da Vinci ile ilgili sayfası hafızalardan silinmeyecek ilginçlikte. Bakın nasıl gelişmiş olaylar… Geriye gidelim biraz, tarihlerimizde “Sofu” diye küçümsenen II. Bayezid’in iktidar yıllarına…

II. Bayezid’in bilim ve sanata olan merakı, Avrupa semalarında yankılanadursun, Floransa’dan bir allâme-i cihân, Leonardo nam bir âkil zat, bir proje hazırlamakla meşguldür. Şöhretini işittiği II. Bayezid’e, takdir edeceği ve kendisine çil çil altınlar kazandıracak bir proje sunmaktır niyeti. Oturur, hesaplar, yazar çizer ve sonunda not defterine şu cümleleri düşer:

İstanbul’da Galata Köprüsü

Genişliği 24 metre, su üstü yüksekliği 42 metre, uzunluğu 360 metre, yani deniz üzerindeki kısmı 240 metre, karaya oturan kısmı da 120 metre olan mahmuzlu bir köprü.” Bildiğimiz, projenin Sultan Bayezid’in önüne gittiği ve yetkililerce incelendiğidir. Ancak bu yanlış mühendislik hesaplarıyla dolu hayalî proje reddedilir. Rönesans’ın dâhisinin yanlış hesabı, İstanbul’dan dönmüştür. II. Bayezid, dâhi denilen bir adamın yapa yapa bu gerçekçi olmayan çizimleri yaptığına inanamamaktadır. Leonardo Da Vinci, artık Sultan’ın gözünden düşmüştür. Belli ki, hatasını kendisi de kabul etmiş ve başarısız projesini sağlığında yayınlamaktan kaçınmıştır. (Bu projeyi ve çizimleri Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulup ilim âlemine sunan kişinin Franz Babinger olduğunu belirtelim.)

Ancak Osmanlı hükümdarı, Rönesans dâhilerini imtihana çekmekten usanmaz. II. Bayezid’in hedefinde şimdi de Da Vinci’nin ezelî rakibi Mikelanj vardır. Pazarlıklar Mikelanj’la sürdürülür. Hatta İstanbul’dan bir heyetin İtalya’ya kadar gidip Mikelanj’a proje teklif ettiklerini bile biliyoruz. (Yandaki tablonun ressamı, bu teklif sahnesini canlandırmıştır.) Ancak bu görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamamış, muhtemelen gitmesine izin verilmemiştir. Bu, işin bir cephesi. Rönesans’ın dâhi çocuklarının para ve şöhretin kaynağının Doğu’da olduğunu keşfetmeleri yeni bir olay değil. Bellini’nin Fatih’e hayranlığını, son Bizanslı filozof Plethon’un bir eserini Fatih için yazdığını biliyoruz. Ancak ya hümanistlerin Kanuni Sultan Süleyman’a hayran olduğunu söylersem…

İşte bunlardan birisi: İtalya’nın en ünlü hümanistlerinden Pietro Aretino, Kanuni’nin yetenek ve meziyetlerinin o kadar iyi farkında ve kendisine o kadar hayran ki, 1532’de saraya bizzat başvurarak hizmetine kabul edilmesini ister. 1533’te bu defa Dermoyen adlı bir halı firmasının İstanbul’a dokumacılar ve tüccarlar gönderip Kanuni’ye halı dokumak için izin aldığını görüyoruz.

Peki nereden biliyorlar Sultan’ın el sanatlarına olan merakını? Daha bir yıl önce Kanuni Venediklilere 7 katlı nefis bir taç siparişi vermiştir de ondan. Kanuni’nin bu taçla Viyana surları önünde yaptığı muhteşem bir geçit resmi vardır ki, yalnız Viyana’yı değil, neredeyse bütün Avrupa’yı etkilemiştir.

16. yüzyılda Osmanlı hanedanı üyeleri, Avrupa’nın sanat ve bilim alanındaki en büyük himayecileri olmuş çıkmışlar, yalnız Cem Sultan’la değil, II. Bayezid’le de, yalnız Fatih’le değil, Kanuni ile de Doğu’nun ve Batı’nın şemsiyeleri altında toplanacağı bir büyük idealin peşinde koşmuşlardı. Nitekim 19. yüzyıl sonunda Abdülaziz’e beste yapıp gönderen Liszt, ondan maddî yardım isteyen Wagner, II. Abdülhamid’in yardım gönderdiği Pastör ve Koch, bize Da Vinci ve Mikelanj zamanındaki ilişkilerin sonraki dönemlerde de devam ettiğini gösteren örnekler.

Değişen tek şey, muhtemelen kendimize güvenimizdi. Bir zamanlar Da Vinci’nin dahi hatalarını buluyorken, 19. yüzyılda artık bilgi adına ne varsa Avrupalılardan öğrenmeye çalışıyorduk. Sebebi üzerinde, birilerini suçlayıp karalamadan düşünmeye değmez mi?


[SORUN, CEVAPLAYALIM]

Bilimde geri mi kaldık?

Bir süredir Sultan II. Abdülhamid hakkında yazmakta olduğum kitaba yoğunlaştığım için sorularınıza cevap veremedim. Sordunuz, ‘kalktı mı?’ diye. Kalkmadı tabii ama sayfamızın formatı da değişti bu arada. Dolayısıyla yeniden değerlendirmem gerekti durumu. Devam edeceğiz ama lütfen sorularınızı biraz daha odaklı sorun, dağıtmayın. Tam neyi öğrenmek istiyorsanız onu... Hemen her toplantıda karşıma çıkar: Batı ilerlerken biz uyuduk, geri kaldık. Akif’in dediği gibi, ‘Bir uyku uyuduk ki, cehennemde uyandık’. Bunun sebebi nedir? Bir kere 17. yüzyıl ve sonrasında Avrupa’da vuku bulan bilimsel ve teknolojik devrimi normal bir bilimsel etkinlik çerçevesinde değerlendiremeyiz. (Burada ‘normal bilim’ derken Thomas Kuhn’un kastettiği anlamda bir paradigmanın, yani bilimsel çerçevenin içinde yapılan bilimi kastediyorum.) Bu ‘olağanüstü’ bir bilimdir ve normal bilimdeki faaliyetler olağanüstü dönemle ölçülemez. Ya neyle kıyaslamak lazım onu? İnsanlık tarihindeki büyük bilimsel patlamaların yaşandığı diğer çağlarla elbette. Olsa olsa MÖ 5. yüzyılın Atina’sıyla, MS 10. yüzyılın Bağdat’ıyla kıyaslanabilir. Dikkat ederseniz Yunan ve İslam mucizeleri deniliyor bunlara, yani olağanüstü dönemler…

Böylesi dönemlerin sayısı insanlık tarihinde çok fazla değil. Yani Yunanistan’da gerçekleşen çiçeklenme, yüzyıllar süren Afrika-Asya kültürel trafiğinin, her şeyden önce de Fenike medeniyetinin eseriydi. Çünkü insanlığın yüzlerce yıllık birikimi, mağma gibi kendisine patlayacağı bir delik arar ve sonunda uygun bir yer bulunca yeryüzüne çıkar. Bu ‘mucize’lerin Atina veya Bağdat’ta ortaya çıkmaları, tarihin akışını kendi yönlerine çevirmesini bilen yöneticilerin eseriydi. Hodgson gibi tarihçilerin uzun vadeli dünya tarihi perspektifinden bakıldığında ‘Batı uygarlığı’nın Avrupa’da ortaya çıkması da aslî değil, arızî bir durumdu. Yani bu enerji, bir şekilde kendisine uygun bir yol bulacaktı. En uygun çıkış yolu ise Avrupa’da hazırlanmıştı. Orada çıktı. Başka bir yerde de ortaya çıkabilirdi ama şartlar elvermedi. Dolayısıyla modern bilimlerdeki patlamayı, Osmanlı veya herhangi bir ‘normal’ faaliyetini sürdüren paradigmayla değil, süper lig ile 2. lig arasındaki fark gibi, Yunan veya İslam bilimleriyle kıyaslamamız gerekir. Çünkü bunlar, birçok medeniyetin ortak olarak katkıda bulunduğu ama bir yerde ortaya çıkan bilimsel lavlardır. Malum, lav dağını seçemez. Dağdır lavı seçen. Ne zaman dağ olursak lavımızı içimizde buluruz.


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:45.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382