Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı modernlikten kopuk muydu?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-12-2007, 19:30   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanlı modernlikten kopuk muydu?


Doğrusu, eğlenceli bir iş Türkiye’de tarihçilik. Çetin Altan’a bakarsanız, Osmanlı, Avrupa’da olup bitenleri sadece seyretmişti.
Newton, yerçekimi yasasını bulurken Kuyucu Murad Paşa, Celalilerin kellelerini kuyulara doldurmakla meşguldü vs.

Eğlenceli; çünkü tarihi önemseyen ülkelerde bu tür uçuk kaçıklıklara birer fantezi olarak bakılırken, bizde ciddiye alınıyor. Böylece tarih alanı, sirklere dönüyor. Sirklere, evet. Ama bir farkla. Sirkteki hayvanların gerçek doğada da aynı şekilde davrandıklarına inanmıyoruz. Ancak tarih alanında gezinen aktörlerin birileri tarafından ehlileştirilmiş, özellikle güzel veya çirkin gösterilmiş olduklarının bir türlü farkına varamıyoruz.

Güya Osmanlı modernlikten kopmuş, hatta modernlik trenine hiç binmemiş, sürekli kaçırmış. Acaba böyle mi? Artık tarihçiler uyandı ve Osmanlı tarihinin bir hayvan sirki olarak görülemeyeceğini var güçleriyle haykırmaya başladılar. Mesela Cemal Kafadar şöyle demişti Nuriye Akman’a:

“Bazı yargılarımız değişti… Benim çok önemli olduğunu düşündüğüm bir şey var: 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı toplumu kendi dinamikleriyle, kendi içinden bir modernleşme ve sekülerleşme serüveni yaşamıştır.” (Zaman, 11 Nisan 2004)

İlginç bir açılım. Modernlik ile Osmanlı’nın su geçirmez bölmelerde olmadığını, birbirinden etkilendiğini göz önüne seren bu yaklaşımı mimariden bir örnekle desteklemek istiyorum.

Gülsün Tanyeli’nin bir makalesinden (”Prof. Doğan Kuban’a Armağan”, Eren Yay., 1996, s. 85-93) öğrendiğimize göre aslında daha 16. yüzyılda Osmanlılar, çağın değişen şartlarına ayak uydurarak Mora yarımadasında bulunan Anavarin (Navarin) kalesinin inşasında önemli bir değişikliğe gittiler ve Avrupa’da yapılan modern, yani rasyonel esaslara dayalı kale yapımı tekniğine geçtiler.

Osmanlı mimarlığında Avrupa ile bağlantının projelendirilmesi bazında ilk örnek olan Anavarin Kalesi, bir yabancı mimara “Frenk üslubunca” yaptırılmıştır: Kalenin tasarımı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde dönemin en yeni Avrupa tahkimat planlama anlayışlarıyla ilişkilidir. Sözü Tanyeli’ye bırakalım:

“Yapının ilginçlik ve önemi her şeyden önce, bizim kültür coğrafyamız için geleneksel modellerden kesin bir kopuşu örneklemesinden kaynaklanıyor. Batı ile ilişkili önceki örneklerde görülen yerliyle yabancıyı uzlaştırma çabasının burada izi görülmez. 16. yüzyılın ikinci yarısında İtalya’da gelişen tahkimat anlayışının doğrudan bir uygulaması olan yapı, geleneksel anlayıştakinin aksine, burçlarla onların arasını kapatan bedenlerden oluşmaz. Çokgen planlı (altıgen) tam simetrik bir ana kitleye köşelerinden eklenen yine çokgen planlı (beşgen) tabyaları içerir. Tüm kitle top atışlarından olabildiğince az etkilenmesi için yayvan ve eşyükseklikli tutulmuş, buna karşılık duvarlar kalınlaştırılmış ve şevli olarak inşa edilmiştir. Üzerinde geleneksel dendan yerine, tabyalar üzerindeki geniş platformlara yerleştirilmiş topların ateş etmesi için bırakılmış az sayıda mazgal bulunur. Kale duvarının en üst kesimindeki bitişiyse, mazgallar dışında, yine top atışlarını sektirecek nitelikte belirgin bir şevli kesit verilerek gerçekleştirilmiştir.”

Dolayısıyla Anavarin Kalesi, Batı’da mimari modernitenin başlangıcını haber veren bir rasyonalite ürünüdür. Yalnızca aklî çerçevede tanımlanmış bir soruna aklî bir cevap vermek üzere biçimlendirilmiştir ve eski dönem kalelerini karakterize eden efsaneler, semboller ve hurafelere dayalı yaklaşımlardan kesin bir kopuşu gösterir. Bu yeni kale yapımı tekniğinin asıl sebebi ise ateşli silahların seri ve kitlesel kullanımı gerçeğinin Osmanlı mimarlığını da tıpkı Avrupa’da olduğu gibi rasyonel önlemler almaya ve çözümler geliştirmeye itmesidir.

Anavarin Kalesi, Kafadar’ın Osmanlı’nın 16. yüzyıldan itibaren kendi dinamikleriyle bir modernliği yakalama çabasına girdiği tezini doğrulayan somut bir örnektir:

“Osmanlı’da rasyonalite merkezli bir düşünce sistematiği yaratılamamışsa da, en azından mimarî etkinlikler bazında Osmanlı üst sınıf kültürü içinde rasyonel davranış örüntüleri geliştirmediği söylenemez. Anavarin gibi örnekler bunu yeterince kanıtlamaktadır. Dikkat edilirse, bu yapım… tasarımından yapım sürecine dek rasyonel araçlarla yürütülmüş merkezî bir planlama etkinliği olarak özellikle ilginçtir… [H]er konuda Osmanlı yönetiminin “uzaktan kumanda” pratiklerini ne denli yetkin bir biçimde kullanabildiği de görülmektedir. Aynı pratiklerin içerdikleri rasyonalite açısından ne denli acımasız bir kararlılıkla işletildikleri de fark edilebilmektedir.”

Yazar, ulaştığı sonucu bir sorun olarak önümüze koyarken ilginç noktalara parmak basar: “Belki de Osmanlı üst sınıf kültürünün ana sorunu, bu rasyonalist tutumunun üzerinde yükseleceği toplumsal ve ekonomik bir altyapıdan yoksun oluşudur. Ve belki de bu rasyonalite kendi kendisini olağanüstü geniş bir coğrafyanın bu gibi eksikliklerini örgütsel araçlarla telafi etmek uğruna heba etmiştir.”

Rasyonellik dediğimiz modernliğin aslî unsurlarından birinin sadece aklî bir duruş meselesi olmadığını, onu besleyip geliştiren bir sosyal ve ekonomik temelin de var olması gerektiğini vurgulayan bu filizlenen yaklaşımın mutlaka dikkate alınması gerekir. Çünkü sözde Osmanlı medreselerinden aklî ilimler çıkarıldı diye Osmanlı’nın duraklayıp gerilediği sakızını nicedir çiğneyenlere verilmiş güçlü bir cevap yatıyor burada: Akılcılık, toplumun içinde bulunduğu şartlardan kopuk salt zihinsel bir tutum değildir.

Osmanlı akıldan uzaklaşmış! Bundan daha komik bir iddia olabilir mi? Bir Sultanahmet Camii’nin inşası akıldan kopuk nasıl mümkün olabilir? En basit bir askerî sefer bile müthiş bir akıl destanı değil midir? Braudel’in dediği gibi, Kanuni döneminde Londra’dan İstanbul’a gelen İngiliz hukukçular, Osmanlı hukukunun hangi aklî esaslarından yararlanıp ülkelerine döndüler acaba, biliyor muyuz?

Tarih, kitaplarımızı hokkabazlardan temizlediğimizde bunların ipuçlarını fısıldayacaktır, inanın.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:38.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382