Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı Anadolu’ya yatırım yapmadı mı?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-12-2007, 20:46   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanlı Anadolu’ya yatırım yapmadı mı?


Türkiye bu “Anadolu” takıntısını hiç aşamayacak mı? Rumeli, Kafkaslar ve Ortadoğu’daki topraklarımız elden çıkınca çaresizlik içinde kapandığımız Anadolu’nun kutsanması, önemli ölçüde Mütareke yıllarının eseridir.
Osmanlıların iki Anadolu’su vardı. Birisi, kendisinden önce Selçuklularca İslamlaştırılmış olan bugünkü Anadolu, öbürü ise kendi elleriyle kurdukları ikinci Anadolu, yani Balkanlar. Balkanlara bu “alternatif Anadolu” gözüyle bakmazsanız, Osmanlı’yı yarım anlarsınız, bu da onu yanlış anlamak demektir. Yani, Osmanlı’nın asıl gövdesini Anadolu ve Balkanlar birlikte oluşturuyordu. Nitekim Timur karşısında yenilince, kalan Osmanlı kuvvetleri Edirne’ye kaçmış; Anadolu tekrar beyliklere bölünürken, Balkanlar Osmanlı’nın sığınağı olmuştu.

Konferans veya seminerlerimde şu soru bir hüzün fişeği halinde parlıyor: ‘Osmanlı Devleti bütün yatırımlarını İstanbul’a, Rumeli’ye yöneltmiş; Anadolu’yu ihmal etmiştir. Anadolu insanını cephelere sürmüş, eritmiş, ekonomik kaynaklarını sömürmüş, böylece Anadolu fakir kalmıştır. Bugünkü geri kalmışlığımızın asıl sebebi budur, diyorlar. Doğru mudur?’

Osmanlı gerçeği karşısında yine tam siper olmuş bir “kutsal ittifak”la karşı karşıyayız. Balkanların Osmanlı dünyası için taşıdığı önemi idrakten aciz olanlar, Anadolu’yu 1930’ların, 1940’ların gözüyle gördükleri içindir ki, Osmanlı dünyasına Cumhuriyet döneminde oluşturulmuş Anadolu imajının dar penceresinden bakıyorlar. Korkarım bu kısırlıktan kurtulmadıkça ne zihin olarak, ne de tarih olarak gelişmemiz mümkün olacak. Bilelim ki, Anadolu coğrafyasına kapanmak, fikren ve siyaseten sonumuz olur. Anadolu bir açılış, bir sıçrayış, bir mefkûreye yöneliş eylemi içinde anlamlıdır ancak. Oklarımızı içeriye doğru değil, dışarıya doğru çevirmek, tarihin bize bu topraklarda öğrettiği derslerden en kritik olanıdır.

Onun için ‘Osmanlı Anadolu’yu ihmal etmiştir, ne varsa Selçuklulardan kalmıştır’ demek, bir olgunun tespiti değil, bir tür “wishful thinking”dir, yani tarihi olmasını istediğimiz yönde yorumlama çabasının ürünü. Kaldı ki, bu hükmün gerçeklerle de en ufak bir alakası yok. Gelin, şöyle bir Karadeniz turuna çıkalım ve şu ihmal edildi denilen Anadolu’nun kuzeyinde Osmanlı tuğrasının yere düşmüş yaldızlarını beraberce toplayalım.

İlk durağımız Artvin olsun mu? Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1984 yılında çıkardığı “Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler” adlı serinin “Artvin İli” kitapçığında sıralanan binalara baktığınızda hayretle Osmanlı eserlerinin ezici üstünlüğünü görürsünüz. Artvin’de sıralanan 12 vakıf eserden 9’u Osmanlı dönemine aittir (% 75). Diğer 3 eserden birisi kilisedir ve 19. yüzyılda camiye çevrilmiştir (Hamamlı Köyü Kilise Camii). Ancak Zeytinlik bucağında bulunan iki türbe Selçuklu eseridir (% 20). Böylece Artvin örneğinde ‘Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklu yapmıştır’ yargısının ne kadar çürük temellere dayandığını görmüş oluyoruz.

Peki Artvin’in ilçelerinde durum nasılmış? Şimdi aynı kitapçıktan onlara bakalım.

Ardanuç’taki 4 eserden sadece İskender Paşa Camii, Osmanlı öncesinde mevcuttur ve Hz. Osman devri (644-656) yadigârıdır; ama o da önemli ölçüde tamirlerden geçerek bugüne gelebilmiştir (% 75). Arhavi’deki 4 eserden tamamı (% 100), Borçka’daki tek vakıf eser olan Muratlı Camii (% 100), Hopa’daki 5 eserden tamamı (% 100), Şavşat’taki 2 eserden birisi (% 50; öbürü 1900 yılında camiye çevrilen bir kilisedir), Yusufeli’ndeki 3 eserden 1’isi (% 33; diğer iki eser kilise iken sonradan camiye çevrilmiştir) Osmanlı eseridir ve Osmanlı eserleri ortalaması il bazında % 76’ya uluşmaktadır! Bir başka deyişle, Artvin Osmanlılar sayesinde şehir olmuştur.

Şimdi de Samsun örneğine bakalım. Aşağıdaki bilgileri Türkiye’de hazırlanmış en ciddi ansiklopedilerden “Yurt Ansiklopedisi”nin 9. cildinden aktarıyorum.

Samsun merkezde zikredilen 9 eserden 5’i (% 60; diğer 2’si İlhanlı, 2’si Cumhuriyet dönemi eseridir), Bafra’daki 9 eserden 7’si (% 80; diğer 2’si Beylikler dönemi eseridir), Çarşamba’daki 3 eserden tamamı (% 100), Havza’daki 5 eserden 3’ü (% 60; diğerleri Osmanlı tamirlerinden geçerek bugüne ulaşmışlardır), Terme’deki 2 eserden tamamı (% 100) ve meşhur Köprülülerin memleketi olan Vezirköprü’deki 7 eserden tamamı (% 100) Osmanlı dönemine aittir. Samsun’daki ortalama, benim kötü matematik bilgime göre % 85 çıkıyor. Yani Samsun da, Artvin gibi, Osmanlı döneminde şenlenmiş görünüyor ve ilginçtir, Selçuklu Devleti’nin Samsun’da yaptırdığı herhangi bir esere rastlanmıyor!

Titiz ve daha geniş kapsamlı bir araştırma bu iki sondajın diğer Anadolu şehirleri için de aşağı yukarı geçerli olduğunu ortaya koyacaktır. Kaldı ki, daha Mimar Sinan’ın Anadolu’daki eserlerine henüz değinmedik. Sinan’ın “Tezkiretü’l-Ebniye”de kendi ağzıyla saydığı 84 camiden 30’unu İstanbul haricinde kalan “Anadolu” şehirlerinde, sadece 4’ünü Balkanlarda inşa ettiğini bilmiyorsak bu meseleyi nasıl tartışacağız ki? Bu mudur Anadolu’nun ihmali? Osmanlı imarcı ruhu Artvin gibi sapa ve sarp bir Anadolu şehrine bile gidebilmişse bu nasıl bir ihmaldir?

Şimdi herkes kendi şehrine bu nazarla yeniden baksın. Osmanlı’nın farkında olmadığımız hangi nimetlerinden faydalanmakta olduğumuzu görmeye başlayalım artık.


[SORUN, CEVAPLAYALIM]

Coğrafi keşifler karşısında Osmanlı ne yaptı?

Yusuf Çiftçi kardeşim ısrarla soruyor: “Osmanlı Devleti coğrafî keşiflerden ve kendi bünyesindeki ticaret yollarının önemini kaybetmesinden sonra neden bu yollara alternatif üretemedi? Bu, Osmanlı Devleti’nin çöküşüne yol açmadı mı?”

Aziz dostlar, bu gerileme ve çöküş meselesini kafaya takmadan Osmanlı tarihini okuyamayacak mıyız? Bir kere de o günlerin realitesine ve mantığına girip oradan bakmayı denesek olmaz mı?

Türkçeye çevrilmesini çok arzu ettiğim “Ottoman Seapower and Levantine Diplomacy in the Age of Discovery” (adlı emek mahsulü kitabında SUNY Press: 1994) Palmira Brummett, dikkatimizden kaçan bir olaya teğel atıyor; Yavuz’un İran, Suriye ve Mısır seferlerini ilginç bir şekilde, 1505’ten itibaren Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na yelken açan Portekiz işgal kuvvetlerine karşı girişilmiş bir karşı harekât olarak yorumluyor. Bu fetihlerle Hint ticaret yolunu güvence altına alan Yavuz, hem Akdeniz’in canlılığını sürdürmesini temin ediyor, hem de Hint Okyanusu’na bu defa karayoluyla açılıyordu. Tabii aynı zamanda İslam âlemini koruması altına alıyor, velhasıl hem maddî, hem de manevî açıdan başarılı bir askerî operasyona imza atıyordu. Nitekim Kanuni’nin Fransızlara verdiği kapitülasyonlar da, Akdeniz’i canlandırma operasyonunun ve ticaret yollarının dışında kalmama çabasının parçasıydı.

Şu “çöküş” saplantısı bizi nasıl körleştiriyor, görün.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:31.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382