Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanli’nin Galataport İhalesİ

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-15-2007, 20:36   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanli’nin Galataport İhalesİ


Güncelliğe tarih penceresinden bakınca neler çıkmıyor ki! Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen tartışmalı Galataport ihalesinin bir benzeri, 1890’larda, hem de Sultan II. Abdülhamid döneminde gerçekleşmiş. Ama nasıl?
Efendim, İstanbul’un limanları evvel eski vardır ve meşhurdur ama bunlar esas olarak kürekli veya yelkenli gemilere göre ayarlanmıştır. Yüksek tonajlı gemiler şimdiki gibi iskeleye kadar yanaşamıyor, belli bir mesafede demir attıktan sonra yük ve yolcularını kayıklar vasıtasıyla kıyıya aktarıyordu. Yani doğrudan doğruya gemiden ambara, ambardan gemiye mal aktarmak mümkün değildi. Bu durumda limanlar, kayıkçılar ve hamallar için en yağlı ekmek kapılarından biri oluyordu. Nitekim 1826’da kapatılmadan önce Yeniçeri Ocağı mensuplarının geçim kapılarındandı limanlar ve gümrükler.

Gelgelelim, buharlı gemilerin icadı ve II. Mahmud döneminde “buğ gemisi” namıyla denizlerimizde seyr ü sefere başlaması, ağır tonajlı gemilerin yanaşmasına müsait rıhtımlar yapılması ihtiyacını hissettirecekti. Bu ihtiyaç, İngiliz ve Fransız donanmasından hatırı sayılır miktarda geminin İstanbul’a geldiği ve aylarca, hatta yıllarca kaldığı Kırım Harbi yıllarında mübrem hale geldi. Kendi rıhtımlarına kolayca asker ve mühimmat çıkartmaya alışkın İngiliz ve Fransız bahriyesi İstanbul’da pek çok müşkilatla karşılaşmıştı. Mesele Abdülaziz devrinde ele alındı ama bir karara bağlanması, kuzeni Abdülhamid dönemine kaldı.

İstanbul’a rıhtım yapılması, büyük çaplara ulaştığı tahmin edilen kaçakçılığın da denetim altına alınması için şart olmuştu. Nihayet 1879’da, daha önce İstanbul’un deniz fenerlerini işletme imtiyazını almış olan Marius Michel adlı, sonradan Müslüman olan bir Fransız’ın sunduğu proje kabul edildi ve çalışmalara başlandı. İmtiyaz verildi ve bir şirket kurması istendi kendisinden. Tabii Galatalılar ve çıkarları zedelenecek olan kesimlerin hararetli itirazları gelmekte gecikmedi. İşte şirket canı istediği gibi tarifeye zam yapacak, kayıkçıların hali ne olacak vs. Ancak unuttukları şey, devletin süngü gibi şirketin tepesinde durduğu gerçeğiydi.

Osman Nuri Ergin, “Mecelle-i Umur-ı Belediye”nin 5. cildine hükümetin şirketle yaptığı mukavele ve nizamnameyi almıştır. Bunlara bakılınca, Abdülhamid’in Galataport işini ne denli sıkı tuttuğu anlaşılır. Proje kapsamında yalnız Galataport değil, “Sirkeciport” da vardı, hatta Sirkeci ve Tophane’den başlayan rıhtımlar, Haliç’in iki yakasında, Unkapanı Köprüsü’ne kadar boydan boya devam edecekti. Şirket buralarda rıhtım, dok ve antrepolar inşa edecek, buna mukabil indirilen mallardan ağırlığına göre belirlenecek bir tarife üzerinden gümrük vergisi alacak, bunun belli bir kısmını devlete ödeyecek, geri kalanı kendi kârı olacaktı. İmtiyaz süresi 85 yıldı. Bir nevi yap-işlet-devret modeli uygulanacaktı. Ancak sözleşmeye öyle bağlayıcı kayıtlar konulmuştu ki, bu şartlar zamanında yerine gelmediği takdirde devlet şirketi yetkisiz ilan ederek mal ve binaları açık artırmaya dahi çıkartıp satabilecekti (bkz. Şartname’nin 17. maddesi).

İş sıkı tutulmuş, önce inşaat alanlarının 1/100 haritalarının çıkartılması istenmiş, ardından da her aşamada kontrolün Bayındırlık (Nafia) Bakanlığı tarafından yapılacağı, bu işe mahsus müfettişler tayin edileceği, dahası, bu müfettişlerin maaşlarının da şirket tarafından ödeneceği şartı getirilmiştir. Ayrıca Denizcilik Bakanlığı, isterse deniz subaylarından birisini komiser olarak başına dikebilecektir Dersaadet Rıhtım ve Dok ve Antrepolar Şirketi’nin. İstimlakler sırasında abidelere, camilere ve hayır eserlerine dokunulmaması gerektiği de ısrarla belirtilmiş, devletin 40 yıl sonra doğrudan doğruya işletmek üzere rıhtımdaki tesisleri satış hakkını elinde bulundurduğu 7. madde ile tespit edilmişti. Tarifeler de başıboş bırakılmamıştı; ancak Bakanlığın onayıyla zam yapılabilecek ve en az bir ay öncesinden ilan edilmiş olacaktı.

Bir de rıhtım ve binaların kontrolü maddesi var ki, tam Osmanlı’ya yakışacak tarzda düzenlenmiştir. Bunlar önce Bakanlıkça bilimsel incelemelerden geçirilerek “geçici” olarak kabul edilecek, ancak ertesi yıl test ve incelemeleri yapılıp sağlam raporu verildikten sonra resmen teslim alınacaktır.

Tabii rıhtımın nasıl görüneceği de önemlidir. Şöyle diyor 22. madde: “Gümrüklerin rıhtım üzerinde bulunan yüzü, muamelat-ı rüsumiyyenin (vergi işlemlerinin) ihtiyacatına göre ne halihazırından noksan ve ne de şimdiki yüzün 1,5 mislinden fazla olmayacaktır.” Ardından da tek tek hangi vergilerin ne kadar alınacağı karara bağlanıyor. (Mesela “palamar resmi” ton başına 1 frank, “rıhtım resmi” 3 frank vs.) Ama en önemlisi de, şirket ile Devlet-i Aliyye arasında çıkabilecek ihtilaflarda Osmanlı mahkemelerinin yetkili olacağı maddesidir.

Kapitülasyonlar devrinde bile Abdülhamid, Galataport’u bir yabancı şirketin insafına teslim etmemiş, sermaye dışarıdan da gelse, merkezi İstanbul’da olacak bir “Osmanlı şirketi”yle, yani Osmanlı kanunlarına göre kurulmuş bir şirketle çalışmayı tercih etmiştir. Ve nihayet, inanılmaz bir ayrıntıcılıkla, delikli tuğladan kanarya yemine, susam yağından gazyağına, kafes hayvanlarından şapa kadar yüzlerce kalemin tek tek sayıldığı bir tarife listesi çıkarılmış ve şirkete ‘buyur, çalış’ denilmiştir.

Galata rıhtımı 1895’te hizmete açılmıştı. Modernleşme çabaları devam ediyordu. Ancak kuralları koyan taraf olmak istiyordu Osmanlı. Etrafta bazı söylentiler dolaşıyor, şirketin Galata’dan toprak talep edeceği endişesi yayılıyordu. Nitekim tez canlılığıyla tanıdığımız Abdülhamid, şirketin işi geciktirmesi üzerine bir operasyona girişmiş, sözleşmeye dayanarak, imtiyaz hakkını feshedip şirketi satın almaya bile kalkmıştı. İlginçtir, gözdağı vermeyi amaçlayan bu girişim işe yaramış ve inşaat hızlanmıştı! 110 yıl önce, ekonomisi batmış bitmiş denilen, adı Hasta Adam’a çıkartılmış Osmanlı, Galataport’u bu şartlarda açmıştı hizmete. Bakalım biz neler yapacağız?

Osmanlı’da ilk otomobil ilk kaza ve ilk eczane

Abdülhamid’e “otomobil düşmanı” bile diyenler var. Lakin ilk otomobilin de onun izniyle geldiğini nedense gizliyorlar. İstanbul’a ilk benzinle çalışan otomobil, Galata rıhtımının açıldığı 1895 yılında, sonradan Basra mebusu olacak Züheyrzade Ahmed Bey tarafından getirilmiştir. İlk otomobilin halk arasında görücüye çıktığı yer ise Fenerbahçe semti olmuş. İlk otomobil kazası ise 1912’de, bugünkü Şişli Camii’nin bulunduğu mevkide vuku bulmuş, bir Arnavut vatandaşımıza çarpan İtalyan elçiliğinin şoförü kaçarken Pangaltı’da polisler tarafından yakalanmıştır. Bereketli bir yıl olmalı bu 1895: İlk modern eczane de aynı yıl, Ahmet Hamdi Bey tarafından Zeyrek yokuşunun başında açılmıştır.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 23/10/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:44.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382