Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Abdülhamid Chicago'da ne yaptı?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-17-2007, 22:47   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Abdülhamid Chicago'da ne yaptı?


eçenlerde Amerikalı Osmanlı tarihçisi Heath Lowry ile birlikteydik. Kuzey Yunanistan’ı dağ taş demeden gezip araştırmalar yapıyormuş. “Hayırdır” dedim, “neyin peşindesiniz şimdi de?” Bana Gazi Evrenos Bey’in ayak izlerinin peşinde olduğunu söyledi.
Bu bir tek adamın sadece kılıçla değil, bilgiyle, ticaretle, dinle ilgili konularda Yunanistan topraklarına ektiği mimari tohumların bölgeyi nasıl asırlarca canlı tuttuğundan, dahası, eserlerinin son dönemde ortadan kaybolduğundan acı duyarak bahsetti. İçime eğilip baktım o sırada; onunki kadar acı telvesi görünmüyordu!

Osmanlı günümüzde enine, boyuna, derinliğine ve yer altı dünyasına kadar yoğun bir arama bölgesi haline gelmiş durumda. Bakıyorsunuz iki arkeolog çıkmış (Uzi Baram ve Lynda Carroll), “Osmanlı arkeolojisi”nin elzemliğinden dem vuruyor. Bir başkası (İsrailli Amy Singer), “Osmanlı filantropisi”ni, yani hayırseverliğini sosyal bilimlerin projektörü altına yatırıyor. Öte yanda Usame Makdisi diye biri “Osmanlı Oryantalizmi” kavramını postalıyor uzmanlarımızın rahat döşeklerine. Diyeceğim o ki, şu günlerde Osmanlı, yeni bir baharına eriyor. Bizi yeni yüzleriyle karşılıyor, buyur ediyor bakir kıtasına.

Makdisi’nin makalesi bana, özellikle II. Abdülhamid’in devrin sanayileşmiş ülkelerinin gövde gösterisine, hatta “sanayi âyini”ne dönüşen Dünya Fuarı’ndaki ilginç tutumunu hatırlattı. 1893 yılında Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinin 400. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde Şikago’da düzenlenen Dünya Fuarı’na İngiliz işgali altındaki Mısır da katılmış ve Mısırlılar tam bir Şarklı mahlukların “hayvanat bahçesi” gibi teşhir edilmişti. Özel olarak Mısır’dan getirilen eşeklerle ‘modern’ Avrupalı Doğu heveslilerine turlar attırılıyor, Şark’ın efsunkâr güzelliklerini en azından tatmaları sağlanıyordu. Sergi pavyonlarında ise hep geleneksel sanatlar veya kıyafetler, folklorik veya etnografik unsurlar Batılı göze hoş gelecek şekilde takdim olunuyordu.

Oysa sömürgeciliğe direnerek modernleşmek gibi zorlu ve soylu bir yol tutturmuş olan Osmanlı Devleti, müşterilerine tatsız bir sürpriz hazırlamıştı. Görmek istediği türden seyirlik ve mahmur bir Şark sergisi gezmek için koşup gelen Avrupalı ve Amerikalı bay ve bayanlar, Osmanlı standında tam bir hayal kırıklığı yaşadılar.

19 Şubat 1891’de Şikago’dan davet geldiğinde hesap kitap yapılmış, karşılarına bayağı yüksek bir meblağ çıkınca, sergiye devletin katılmasının pahalıya patlayacağı gerekçesiyle ihale özel bir şirkete, Suhami Sadullah ve Kumpanyası’na verildi. Şirket çeşitli projeler hazırlayıp sundu yöneticilere. Kurulacak “Türk köyü”ne Sultanahmet Çeşmesi şeklinde bir Osmanlı çarşısı yapılacak, Sultanahmet’teki dikilitaşın bir kopyası ve en önemlisi de Süleymaniye Camii’nin küçük ölçekli bir benzeri dikilecekti. Ancak şirket hemen uyarıldı. Devlet, kıyıda köşede bir sığıntı gibi yer almak istemiyor, onuruna gölge düşürmeyecek merkezî bir alan istiyordu. İstek karşılanmış olmalı ki, Türk köyünün Alman ve Hollanda köyleriyle aynı sokakta yer aldığını görüyoruz. Ayrıca Türkçe, Arapça ve İngilizce yayınlanacak bir gazete çıkartılıyor, bir tiyatro kuruluyor, Osmanlı memleketlerini tanıtan geniş bir fotoğraf sergisi açılıyor, soylu Arap atlarının sergileneceği Sultanahmet’teki gibi bir Atmeydanı tasarlanıyordu.

Gelgelelim, çift kubbeli ahşap bir binadan oluşan sergi mekânı iyi hoştu da, sergilenen eşya bir tuhaftı sanki. Feshane imalatı kırmızı bir kumaşın üzerine bayrağımızın ay ve yıldızı işlenmiş ve duvarların bir kısmı bunlarla kaplanmıştı. Vitrin camlarına bile ay yıldız işlenmişti. “Biz buradayız” mesajı verilmek için elden gelen yapılmıştı; biz buradayız ve dimdik ayaktayız!

Bir Batılının aklını karıştıracak her türlü karşı harekât gözleniyordu bu salonda. Mesela Yemen kahvesi ile tuz çuvalının yanında garip metal cisimler göze batıyordu. Bunlar Tersane-i Hümayun’da imal edilmiş torpidolardan başkası değildi! Yine mesela Girit sabunları ve çeşitli maden numunelerinin arasına bir yangın söndürme aracı yerleştirilmişti ustaca. Hereke’de, Şam’da, Kosova’da, Trabzon’da vs. imal edilen el yapımı tekstil, gümüş, altın işlemeler, Sultan’ın özel kuyumcusu Çubukçuyan’ın muhteşem takıları özellikle hanımları büyülüyordu. Bakıyordunuz ki, telgraf ve çeşitli elektrik makineleri yün, pamuk, ipek, pirinç ve haşhaş örneklerinin baş ucunda bir diken gibi parlatıyor dişlerini. Bir Osmanlı kruvazörünün maketi, Osmanlı modernliğinin sembolü olarak itinayla yerleştirilmişti. Böylece Şikago’da tam 3 bin farklı ürün sergilenmiş, belki bu tanıtıma oluk oluk para akıtan Amerika, İngiltere ve Fransa ile yarışılamamıştı ama, İspanya gibi birçok Avrupa ülkesine fark atılmıştı.

Sonuçta mesaj verilmişti: Biz “Hasta Adam” değiliz; modern dünyaya uyum sağlayan bir bünyeyiz. Ama kendi kimliğimiz ve farklılığımızla.

Tabii yumuşak bir Şark atmosferi bekleyenler için hayal kırıklığını beraberinde getiren bu sergi, Abdülhamid’in “kurtlarla ulumak” şeklinde özetlenebilecek olan ince stratejisinin görkemli bir şovuna dönüşmüştü. Bu sebepledir ki, Abdülhamid fuar için kendisine sunulan teklifler arasında sema eden dervişleri gördüğü zaman sinirinden köpürmüştü. Ona göre, kendimizi Batılının gözüne folklorik bir malzeme gibi sunma çabası yerine, diri, ilerleyen, kalkınan, bilim ve teknolojiye açık bir ülke imajına sarılmamız gerekiyordu. Tabii aynı padişah, fuar idaresine, yapacakları caminin civarında eğlence yerleri bulunmamasını tembihleyecek kadar da kimlik ve onuruna sahip çıkıyordu.

Yıl 1893. Çöktü çöküyor dediğimiz Osmanlı, Batılı gözün bizi görmek istediği kalıba böyle direniyordu. Ve yıl 2005. Neredeyse her 5 yıldızlı otelimizde bir semazen takımı var. Fark, intihar mı etti?

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 21/08/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-18-2007, 10:25   #2 (permalink)
***MASAL***
 
TIRSAK KEDİ kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,153
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17013
Rep Derecesi: TIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond reputeTIRSAK KEDİ has a reputation beyond repute
TIRSAK KEDİ is offline  
Varsayılan


Ayrıntılı bilgi için "Abdulhamit'in Kurtlarla Dansı" kitabını özellikle tavsiye ederim, mutlaka okunması gereken bir kitap...Abdulhamit'e Kızıl Sultan yakıştırmasını yapanların başlarını önlerine eğdirecek bir kitap...
__________________
http://www.hayatinrengi.net/image.php?type=sigpic&userid=3&dateline=1189063567  
Your Current Signature Picture

"Minik Japon Balığı'm"

Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme.
Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 01:13.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382