Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Shakespeare: 17. yüzyılda bir sufi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-18-2007, 21:20   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Shakespeare: 17. yüzyılda bir sufi


Bir vakitler Coşkun Büktel sadece 24 saatte “Shakespeare’siz Herifler” adlı bir oyun yazmış, artık ne aceleleri varsa, ikinci 24 saat sonunda da oyun apar topar sahnelenmişti. Piyes, tiyatronun üstadı Shakespeare’in eserlerini kuşa çeviren veya işlerine gelmeyen bölümleri makaslayan yönetmenleri hırpalıyordu.
Lakin mesajın hakkını vermek lazımdı. Anlayacağınız, tiyatro camiasında kimsenin Shakespeare’in kara kaşına, kara gözüne aşık olduğu yoktu. Adı büyüğe çıkmış bir kere, herkes “büyük” dedi mi vaziyeti kurtarıyor, sonra kendi “iş”ine bakıyordu.

Shakespeare üzerine ülkemizde yazılanların büyük kısmından alabildiğine bir yavanlık damlıyor. Tiyatro tarihinin dâhisi, insan ruhunun röntgenini çeken adam, insanın dünyasındaki çeşitliliğin kâşifi vs. sözleri bol bol geçiyor kitaplarda. Peki Shakespeare’in İslamiyet’le, Osmanlı ile ve tasavvufla ilgili boyutuna, kısacası “biz”e dair bir şeyler söyleyip söylemediğine işaret edenine rastladınız mı? Oysa Shakespeare’in yaşadığı çağ, Avrupa’nın bir ucunda, Endülüs’te kanatlarından birini kaparken, öbür ucunda Osmanlılar eliyle kendisine yeni kanatlar biçen İslam medeniyetinin en hareketli ve yer yer en göz alıcı dönemlerine denk geliyordu. Birçok çağdaşı gibi, Shakespeare’in de İslam ve Osmanlı dünyasıyla ilgili düşünce, izlenim ve etkileri eserine yansıtmasından daha tabii ne olabilirdi?

Gelin, bir süreliğine bu dar dünyadan kaçıp Shakespeare’in ana vatanına uzanalım ve geçtiğimiz mayıs ayında 96 yaşında kaybettiğimiz değerli bir Shakespeare uzmanına kulak verelim. Martin Lings (Müslüman olup Ebubekir Siraceddin ismini aldıktan sonra da kitaplarında bu ismi kullanmaya devam etmişti), 2004’ü “Shakespeare ve İslam” yılı ilan eden Londra’daki ünlü Shakespeare’s Globe’da konferans verdiğinde başta İngiltere olmak üzere İngilizce konuşulan dünyada günlerce tartışılmıştı.

“Shakespeare’in Kutsal Sanatı” adıyla bir de kitap kaleme almış olan Dr. Lings, konferansında, Shakespeare’in tasavvufa duyduğu hayranlıktan söz etmekle yetinmiyor, onun aynı zamanda bir Müslüman tarikatın felsefesine sıkı sıkıya bağlı olan “ruhânî bir çevre”nin üyesi olduğu tezini de gündeme zarifçe düşürüyordu.

“The Observer”in sanat ve medya muhabiri Vanessa Thorpe’un haberine göre, şimdiye kadar Shakespeare’in Roman Katolik kilisesi adına casusluk yaptığı dahi yazılmıştı ama onun tasavvuf felsefesinden etkilenmiş dinî veya ruhanî bir tarikatın üyesi olduğu iddiası dile getirilmemişti. Lings’e göre, tasavvuf düşüncesinin rehber ilkeleri Shakespeare’in yazılarında aşikârdır. Onun oyunları, modernist dünyanın şafağı ile direnen geleneksel ve mistik değer sistemi arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır aslında. Tıpkı Sufiler gibi Shakespeare de gelenekten ve maneviyattan yana koymuştur tavrını. Yaşadığı devir, Orta Çağlar’ın sonu ile ateizmin başlangıcını soluyordu. Aydınlanma fikirleri yeşeriyor ve modern çağa adım atılıyordu. İşte Shakespeare böyle bir çağda tavrını gelenekten yana koymuş ve bu tavrıyla Batı’da “geleneğin son kalesi” olmuştu.

Lings’e bakılırsa, onun en meşhur eserlerinin bir kısmında gördüğümüz karakterler, Sufilerin arınma arayışını sembolize etmektedir. Hatta bazı karakterler bizzat Shakespeare’i temsil etmek üzere seçilmiştir. Mesela “Kral Lear”da Edgar’ın yolculuğu, dervişlerin hakikat yolculuğunu andırmaktadır. Bu yolculuğunda Edgar’a meleksi karakterler yardımcı olmakta, şeytansı karakterler de ona engel olmaya çalışmaktadırlar. Nihayet -tabii bu ‘nihayet’in Lings’e değil, bana ait olduğunu söylemeliyim- “Fırtına” piyesinde geçen “Biz rüyalardan yapılma cisimleriz” mealindeki mısra da Shakespeare’in bize bir başka dünyadan haber damıtmak istediğinin minik ipuçlarından biri.

Peki bu zengin ve mistik kâinat, üstelik İlahi ve dünyevî cisimler arasında gezinen bu meleksi ve şeytansı karakterler de neyin nesidir? Yazar nereden esinlenmiştir onları kurgularken? Bütün bunlar bizi bu defa ünlü edebiyat eleştirmeni Harold Bloom’un Lings’i de sollayan iddialarına getiriyor. Bloom’a göre, etkilenmiş olsun veya olmasın, Shakespeare’in dünyası, kesinlikle mistik, hatta tasavvufî bir kâinatla çepeçevre sarılıdır. Yani Shakespeare, bizzat bir Sufi olmasa bile, “büyük” trajedilerinde gündelik hayat ile yüce (aşkın) âlem arasında, Hıristiyan mistisizminde bulunmayan bir “hayâl âlemi” (imaginal realm) unsuruna yer vermektedir ki, bu, tastamam İbn Arabi ve Sühreverdî’nin (tabii diğer sufilerin de) sözünü ettikleri “Ceberût âlemi”ne tekabül etmektedir. (Tasavvufta içinde yaşadığımız cismanî âlem ile latif meleklerin yaşadığı Melekût âlemi arasında “nurânî akıllar ve temiz meleksi nefisler” bulunmaktadır ki, bunların Ceberût aleminde yaşadıkları kabul edilir.)

İşte Shakespeare’in dünyasında karşımıza çıkan meleksi ve şeytansı varlıklar, ne bu cismanî dünyanın pıhtılığına boğulan, ne de Melekût âleminin mutlaklığına sahip olan bu “ara bölge”de buluşurlar insanoğlu ile. Unutulmamalı ki, “Fırtına”daki büyücü Prospero ile yarı insan-yarı hayvan Caliban’ın yanında seyreden, hava gibi latif ve yarı insan-yarı peri özelliklerine sahip figür Ariel, hep birlikte Ceberût âleminde gezdirirler bizi. Lings’in kuyuya attığı taşın daha büyüğünü bu defa Batı edebiyatının gövdesine fırlatma cür’etini gösteren Bloom, yalnız Shakespeare’i değil, Milton, Shelley ve Blake gibi büyük İngiliz şairlerini okurken de sufi kozmolojisinden gözlerini ayırmamaları uyarısında bulunur okuyucusuna.

Son bir not: Biz uyuyaduralım, Özbekler bile Shakespeare’in sırrını çözmüşler, iyi mi! 1997’de Taşkent’te sahneye konulan “Kral Lear”ın alt başlığı nasıl ilan edilmiş, tahmin edin bakalım: “Shakespeare’in eserinin tasavvufî bir yorumu.”

Doğu da, Batı da yoluna devam ediyor, buluşmak için. Biz nerelerdeyiz sahi?

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 24/07/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 01:07.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382