Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim, Edebiyat ve Kişisel gelişim siteniz

Kayıt ol Mail Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Dini ilimler, Eğitim, Edebiyat ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Uzun Mehmet efsanesi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack (2) Seçenekler Stil
Alt 06-18-2007, 20:25   2 links from elsewhere to this Post. Click to view. #1 (permalink)
Turkuaz
Guest
 
Mesajlar: n/a
 
Standart Uzun Mehmet efsanesi


Uzun Mehmet, Osmanlı yönetiminin kömür ihtiyacının ve toplumun bu ihtiyaç doğrultusunda bilinçlendirilmesi çabasının bir uzantısıdır ve efsaneyi yaymaktan maksat, insanları kendi çevrelerinde muhtemel kömür yataklarını bulmaya ve hükümeti haberdar etmeye yönlendirmekten ibarettir.
Hatırlar mısınız, okul kitaplarımızda bir “Uzun Mehmet” parçası yer alırdı. Buna göre, Zonguldak’ın bir köyünde Mehmet adlı boylu poslu bir delikanlı yaşarmış. Zamanla askere gidip denizci olmuş. Tam tezkeresini alıp köyüne dönecekken gemi komutanı erleri toplamış ve bir çuvalın içinden çıkardığı siyah taş parçalarını uzatmış kendilerine. Erlere, yaşadıkları yörede, sonradan kömür olduğunu öğrenecekleri bu taşlardan buldukları takdirde kendisine haber vermelerini tembihlemiş. Tabii bu işin bir de “parasal karşılığı” olacağını da küpe gibi asmış kulaklarına. Mehmet günün birinde değirmende sırasını beklerken çevrede dolaşmaya çıkmış. Bir ateş yakmış. O da ne! Tıpkı komutanının gösterdiği cinsten kara taşlar gürül gürül yanmıyorlar mı! Derhal yollarına revan olduğu İstanbul’da komutanını bulup kömürleri göstermiş kendisine. Komutan da sözünün eriymiş demek ki, 5 bin kuruşla ödüllendirdiği yetmiyormuş gibi, ayda 600 kuruştan ömür boyu maaş da bağlatmış ona. Ne var ki, Mehmet’in sevinci kursağında kalmış. Dönüşünde, kendisinin bu ballı ikramiyeyi kapmasına içerleyen ağalardan biri tarafından zehirletilerek öldürülmüş. Böylece kara elmasımıza kan bulaşmış; ülkemize bunca iyiliği geçen bir kahraman, şehitlik rütbesine nail olmuş.

Bu olayın ders kitaplarımıza kadar girmesindeki hikmeti çözmüş olmalısınız. Dürüst vatandaş, hayırhah devlet ve iyi bir iş yapanlara engel olmak isteyen kötü adamlar. Bu resme dikkatle bakılırsa bir ‘senaryo’nun bütün unsurları oradadır. Bir yandan girişimcilik övülürken, öbür yandan devletin bu tür vatandaşlara gösterdiği saygı vurgulanır; ilerleme yoluna takoz koyanlar ise yerilir. Bu ‘olay’ın gerçekten olduğuna siz de inandıysanız korkarım hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Bir ‘olay’ değil, bir ‘senaryo’ karşısında olduğumuzun ilk işaretlerini böylece verdikten sonra yola koyuluyoruz kazı yapmak için; kömür ocağında değil elbette, tarih madeninde. Önce iki önemli çalışmadan haberdar etmeliyim sizi: Necdet Sakaoğlu’nun “Tarih ve Toplum” (1989), Donald Quataert’in de “Toplumsal Tarih” (Temmuz 2005) dergilerinde çıkan yazıları, Uzun Mehmet örneğinde geçmişin bugün tarafından nasıl inşa edildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Şimdi Uzun Mehmet efsanesinin nasıl ortaya çıktığına bakalım. İlk olarak 1903 yılında “Sabah” gazetesinde çıkan bir yazıda gündeme gelir Uzun Mehmet. Bu yazıda komutan, Uzun Mehmet ve arkadaşlarından, kömürü “imparatorluğun her bir köşesinde” aramalarını ister. Oysa 1932’den başlayarak özellikle Zonguldak Halkevi tarafından gündeme getirilen ve ders kitaplarımıza kadar giren malum hikâyede, “imparatorluk” lafı sırra kadem basar ve komutan, askerlerinden kömürü, “Anadolu”nun dört bir yanında” aramalarını ister. Ne de olsa, aradan geçen 30 yılda sınırlarımız büyük oranda değişmiştir; efsane de realiteye ayak uydurmak zorundadır. Bir defa, hiçbir yazılı kaynakta Uzun Mehmet’in izine rastlanmıyor. Yani o tarihlerde bu işleri yapmış Ereğlili bir Mehmet ne askerî kayıtlarda, ne de başka bir yerde mevcut. 1829’da gerçekleştiği söylenen böylesine hayatî bir keşif hakkında ilk “hikâye”nin yazıya bürünmesi, gariptir, 80 yıl sonra mümkün olabiliyor. Ve ilk görünüşünün üzerinden 30 yıl geçtikten sonra bu defa Cumhuriyet döneminde yeniden fırına verilip servis yapılıyor. Amaç, hem iyi vatandaş idealine uygun örnek bir sivil ‘kahraman’ tipi inşa etmek, hem de o zamana kadar yabancı şirketlerin tekelinde olan kömür işletmeciliğine karşı bir yerli bilinç uyandırmaktır. Zira İş Bankası’nın bölgede yerli kömür işletme hakkını aldığı ve Genel Müdürü Celal Bayar’ın Uzun Mehmet efsanesini desteklediği biliniyor. Ne var ki, bu hikâyede gerçek olmayan unsurlar Uzun Mehmet diye birinin yaşamadığıyla sınırlı değil.

Mesela 1829 tarihinin de uydurma olduğu anlaşılıyor. Yani o zamana kadar kömürün varlığını yöre halkı fark edememiş de, Uzun Mehmet’e mi nasip olmuştur ilk defa? Bu kesinlikle mümkün değil diyor araştırmacılar. Zira bölgede milattan önceden beri bal gibi biliniyor kömürün varlığı ve adına “yanartaş” deniliyor. Ancak kötü koktuğu için tercih edilmiyor halk tarafından. Bu yüzden yakıt olarak daha çok odun kullanılıyor. Ancak önemli olan, kömürün ilk defa keşfi değil, sanayide kullanılabilecek bir yakıt olduğunun keşfidir. Düşünün ki, yelkenli gemileriniz var, öbür yanda da deniz gibi kömürünüz. Ne işinize yarayacak? Eğer buhar enerjisine dönüştürecek ve kullanacak kapasite ortaya çıkmamışsa sizde, kömürün bulunmasının kime ne faydası olacaktır ki? Zaten mesele de burada düğümleniyor. İlk buharlı gemi ülkemize II. Mahmud devrinde (1808-1839) “buğ gemisi” adıyla giriyor, girince de kömüre ihtiyaç duyuluyor. Sürekli kömür ithali hazineye külfet getirdiğinden çeşitli yerli kömür örnekleri toplanıyor. İşte Uzun Mehmet’in komutanının tavrı, tam da kömür ihtiyacının olması gereken yerde, yani askeriyede duyulduğunu gösteriyor.

Uzun Mehmet, Osmanlı yönetiminin kömür ihtiyacının ve toplumun bu ihtiyaç doğrultusunda bilinçlendirilmesi çabasının bir uzantısıdır ve efsaneyi yaymaktan maksat, insanları kendi çevrelerinde muhtemel kömür yataklarını bulmaya ve hükümeti haberdar etmeye yönlendirmekten ibarettir. Yani ‘Ey millet! Çevrendeki taşlara taş diye bakma, onlar memleket için hayatî önem arz eden maden yatakları olabilir’ tarzında bir bilinçlendirme kampanyası karşısındayız. Bunu da en iyi bir hikâye şeklinde anlatabilecekleri için Uzun Mehmet seçiliyor. Tabii Cumhuriyet yönetimi de kömür ihtiyacını topluma anlatabilmek için aynı efsaneye sarılıyor ve okul kitaplarımıza kadar giriyor vesselam.

Efsaneler gerçeği sömürürler ama gerçeklikle bir şekilde temas halindedirler. Uzun Mehmet efsanesi de, etrafımızdaki taşların aslında kömür olabileceğini değilse bile, gerçek diye sunulanların birer efsane olabileceğini öğretmiş olmalıdır.

“Geçen hafta bu köşede Martin Lings’in fotoğrafı yerine yanlışlıkla Abdülkadir es-Sufi’nin fotoğrafı çıkmıştır. Düzeltir, özür dileriz.” (Turkuaz)

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 31/07/2005 tarihli yazısı...
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.hayatinrengi.net/tarihimizden-kesitler/23412-uzun-mehmet-efsanesi.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
zonguldak | hafif.org This thread Refback 05-04-2008 09:34
kitap | hafif.org This thread Refback 03-26-2008 16:43

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Şu Anki Saat: 22:23

Design byVBMode
Powered by vBulletin® Version 3.7.5
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
HAYATIN RENGİ

Site Meter

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382