Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Vahdettin, Ecevit ve tarihin evine dönüşü

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-18-2007, 21:31   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Vahdettin, Ecevit ve tarihin evine dönüşü


Aslında “Vahdettin tartışması”nı başlatmak, 1991’in 19 Mayıs’ında, o vakitler Fehmi Koru’nun yönetiminde çıkan “Zaman” gazetesine nasip olmuştu. Vehbi Vakkasoğlu, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a çıktığı Bandırma vapurunun, ders kitaplarında yazıldığı gibi kırık dökük bir gemi olmadığı iddiasını ortaya atmış ve bu haber, kamuoyunda ateşli bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.
Demek her şeyin bir vakti, zamanı varmış. Demek tarih bir kere yazılınca bütün defterler kapanmıyormuş. Ve demek bir kıvılcım, dikkatleri o zamana kadar bakılmamış puslu bir noktaya yöneltiyor ve tarihin bakılmamış açıları ancak böyle fark ediliyormuş.

Sayın Bülent Ecevit’in 20 gün önce başlattığı “Vahdettin tartışması”ndan söz ediyorum. Şimdiye kadar açılmasına cesaret edilememiş kutularından birisi daha açıldı Pandora’nın ve bu defa, “Tartıştırmayız” diyen taifenin hakikat karşısında ne denli acze düştüğünü ayan beyan görmüş olduk. Daha doğrusu, son 20 gündür, küller altındaki bir hakikatin, temmuz sıcağında nasıl bir hışırtıyla aramıza karışmakta olduğuna şahitlik ettik cümle âlem.

Aslında “Vahdettin tartışması”nı başlatmak, 1991’in 19 Mayıs’ında, o vakitler Fehmi Koru’nun yönetiminde çıkan “Zaman” gazetesine nasip olmuştu. Vehbi Vakkasoğlu, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a çıktığı Bandırma vapurunun, ders kitaplarında yazıldığı gibi kırık dökük bir gemi olmadığı iddiasını ortaya atmış ve bu haber, kamuoyunda ateşli bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Uğur Mumcu 20 Mayıs tarihli yazısında, yabancı kaynaklardan yararlanarak bu haberin orijinal olmadığını, konunun evvel eski bilindiğini iddia etmiş, kafaları iyice karıştırmıştı, Fehmi Koru ise 22 Mayıs tarihli yazısında, Mumcu’ya, ‘Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a Padişah tarafından gönderildiği ve İstanbul’dan İngiliz vizesiyle çıktığı madem sır değildi, neden daha önce yazmadınız?’ sorusunu yöneltmişti haklı olarak.

Peki ne oldu da, aradan geçen 14 yılda saflar yeniden şekillendi? ‘28 Şubat’ın azizliği’ diyeceksiniz, biliyorum. Vahdettin’in hain olduğuna değil, “hain olarak kabul edilmesinin faydasına” inanan Sayın Süleyman Demirel’in bir zamanlar neler söylediğini, tek cümleyle hatırlayalım mı? İşte “Köprü” dergisinin Mart 1987 tarihli sayısındaki röportajından bir cümle: “Şayet Kur’ân kursları veya din eğitimi bu kanuna ters düşüyorsa, yanlış olan din eğitimi değildir; Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur.”

Gözlerimize inanamasak da, bundan 18 yıl önce Demirel, Tevhid-i Tedrisat’ın din eğitimi lehine değiştirilmesini, eğer değişecek -ve yanlış- bir şey varsa bunun din eğitimi değil, kanun olduğunu savunmaktadır! Yine aynı yıllarda Demirel, TC’nin bir “İslam Cumhuriyeti” olarak kurulduğunu ve laikliğin yanlış uygulamalarına rağmen bir İslam Cumhuriyeti olma vasfını koruduğunu söyleme cüretini gösterebiliyordu.

Ben bu konuda Ecevit’in daha tutarlı bir çizgi izlediğini, 1970’lerden itibaren, Atatürk’ün kurduğu partinin, CHP’nin başında olduğu yıllarda dahi, katı Kemalistler ve şabloncu zihniyetle mücadele ettiğini, Cumhuriyet devrimlerinin birer üstyapı devrimi olduğunu, bu yüzden de birçok yapısal sorunun Osmanlı’dan beri aynen devam ettiğini, asıl yapılması gerekenin, halkın inanç ve sağduyusuyla oynamadan, Cumhuriyet’in yeterince uzanamadığı altyapı devrimlerini gerçekleştirmek olduğunu haykırmıştı.

Bu yüzden Ecevit’in Vahdettin hakkındaki hükümleri sürpriz olmadı benim için. Onu tanıyanlar için de olmamak gerekirdi. Lâkin hafızaları o kadar Şubat Soğuğu’na maruz kalmıştı ki, değişenin kendileri olduğunu, Ecevit’in bir zamanlar sadece ismini koymadan söylediklerini bugün siyaseten rahatlamış olarak adıyla sanıyla dile getirdiğini fark edememişlerdi. Tabii ki, 1970’lerin kavga gürültü ortamında, tarihine saygılı muhafazakâr kesimlerin, Ecevit’in Vahdettin’le olan hısımlığını duyacak halleri yoktu, Ecevit’in de duyuracak hali.

Şimdi özlenen konuşma ortamı yakalandı bence. Habermas’ın sözünü ettiği “iletişimsel eylem” için gayet olumlu bir vasat üzerindeyiz; en azından yakın tarihimiz adına memnun olabiliriz. Bu tartışma, hiçbir şeyin kapısını açmadıysa, tabu zannedilen, ama herkesin, ‘Birisi çıksa da şunları dile getirse’ dediği asırlık bir kördüğüme doğru ilk ciddi hamle oldu. Aynı şekilde 1940’larda Sultan Abdülhamid’in ‘iyi’ olduğunu savunmak dahi cesaret isterdi; gördüğümüz gibi, bugün bu engel aşıldı, karşıt düşünceler de seslerini duyurabilecekleri imkâna kavuşmuş oldu. Aynı şey, Vahdettin için neden mümkün olmasın? Demek ki, tarihte hainler üretmek kolay olsa da, hakikatin önündeki perdeyi uzun süre kapalı tutmak mümkün olamıyor.

Bu arada Vahdettin-Atatürk ilişkisiyle ilgili yeni bilgiler de ortaya çıkıyor. Milli Mücadele’den itibaren Atatürk’ün Hususi Kalem Müdürü ve Umumi Kâtibi olarak görev yapan Hasan Rıza Soyak’ın hatıralarında geçer. 1925 yılı olmalı. Çankaya’ya, Atatürk’ün Mısır’dan tanıştığı eski bir Osmanlı paşasının mektubu gelir. Mektupta Paşa’nın, San Remo’da Vahdettin’i ziyaret ettiği, konuşmaları sırasında onun sıkıntıda olduğunu anladığı belirtilmekte ve Gazi’den yardımda bulunması rica edilmekteymiş.

Mektup okunurken Gazi’nin gözleri dolmuştur. “Gördün mü dünyanın halini çocuk?” demiştir Soyak’a, “Nerede o haşmet, nerede o azamet, nerede o saltanat. Şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor. Hiçbir şeye güvenilemez. Bundan dolayı hayatta daima çok ölçülü olmak lazımdır.” Sonra “Nasıl yardım edilebilir?” diye düşünmüş ve kendisinin şahsî servetinin bulunmadığını, hazinenin de fakir olduğunu söyleyerek sürgündeki Vahdettin’e “devlet hazinesinden yardıma hakkımız yok” demiştir. Diğer taraftan Vahdettin’in “hataları” yüzünden şehit düşenlerin geride yüz binlerce yardıma muhtaç çocuk bıraktığını, onların yardıma Vahdettin’den daha fazla muhtaç olduklarını belirtmiştir. Çocukların nafakalarından kesilerek bir eski sultana para yollanmasının yakışık almayacağına dikkat çeken Atatürk’ün, bu konuşma sırasında Vahdettin’in “ihanet”inden hiç söz etmemesi ve olaya beşerî açıdan (hata olarak) yaklaşması ise epeyce ilginçtir.

Tarih normalleştikçe, kendisini açacaktır.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 07/08/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-18-2007, 21:42   #2 (permalink)
yine yalnız
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi: USER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant future
USER is offline  
Varsayılan


adamın vahdettınle ilgili bi sorunu var
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-18-2007, 21:55   #3 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,991
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan


Mübarek bence senin bu adamla ilgili bir takıntın var : )
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-18-2007, 22:08   #4 (permalink)
yine yalnız
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi: USER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant future
USER is offline  
Varsayılan


Alıntı:
dikkat çeken Atatürk’ün, bu konuşma sırasında Vahdettin’in “ihanet”inden hiç söz etmemesi
taraf tutmadı demişti vahdettin için şimdide böyle yazmış
ben sadece kendi kafasında vahdettini yargılayıp öle konuşmasına karşıyım
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-18-2007, 22:41   #5 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,991
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan


Evet, araştırmalarında yorum kullanır ama tutarlı yorumlardır bunlar. Hiçbirinde tutarsızlığını görmedim, senin eleştirdiğin hususlarda da Ne kadar kitabı varsa da hepsini okudum. Tavsiye ederim önce oku sonra kafasına göre yorumlar yapıyor de, belki tutarlı ve önyargısız olur eleştirimiz. : )
Kısaca bu adam uyduruk şeyler yapsa ne TRT 2 de program hazırlar, ne Burç FM' de ne de Zaman Gazetesinde yazar (basit bir kıyaslama ile). Çıkar bir diğer tarihçimiz (Halil İnalcık, Murat Bardakçı ve diğerleri) kardeşim sen kimsin diye sorardı adama : )

Mustafa Kemal tabiiki ihanetten söz etmedi, etmemeliydi de. Zira ortada ihanetle ilgili bir durumda yoktu.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 00:28.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382