Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Abdülhamid “Amerikancı” mıydı?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-19-2007, 21:52   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Abdülhamid “Amerikancı” mıydı?


827 yılında Rus, İngiliz ve Fransız deniz kuvvetleri, gizlice anlaşarak herhangi bir savaş sebebi (casus belli) olmaksızın Navarin’de toplanmış bulunan Osmanlı donanmasına ani bir baskın vermiş, tam 52 savaş gemimiz batırılmış, 6 bin levendimiz de şehadet şerbetini içmişti. Bu kritik olay, bir yandan Yunanistan’ın bağımsızlığına giden yolu açacak, öbür yandan da Osmanlı yöneticilerine, Avrupalı devletlerden hiçbirine güvenilemeyeceğini -bir kere daha- öğreten yakıcı bir tecrübe olacaktı. Yüzyıllar boyu Osmanlı sayesinde palazlanmış Fransa bile çıkarı gerektirdiğinde dostluğunu gözünü kırpmadan satabiliyordu. Nitekim aynı Fransa, 3 yıl sonra Cezayir kıyılarına çıkarma yapacak ve Osmanlı’nın bu en batıdaki kanadına dişlerini geçirecekti.
Peş peşe yaşanan bu iki facia, Osmanlı devlet ricalini, dış politikada yeni alternatifler aramaya zorlayacak ve Osmanlı dış politikasında “Amerika kozu” böylece devreye girecektir. Bağımsızlığını kazanalı yarım asır bile olmamış ABD’nin İstanbul’da gündeme gelişi, böyle bir ortamda gerçekleşmişti. 1799’da ABD’nin Lizbon maslahatgüzarı İstanbul’a bir antlaşma yapmak üzere gönderilmişse de, görüşme gerçekleşmemişti. Bir yıl sonra Kaptan W. Bainbridge, Kaptan-ı Derya Küçük Hüseyin Paşa’yla görüşerek ABD’nin Osmanlı Devleti’yle bir antlaşma yapmak istediğini bildirmiş, ne var ki, teklif sıcak karşılanmasına rağmen bir sonuca bağlanamamıştı. Osmanlı’yla el sıkışamayan ABD, Cezayir ve Libya (Trablusgarp) yöneticileriyle muhatap olmuş, anlaşamadığı zamanlarda ise savaş açmış, ancak gemilerini bir türlü rahatça seyrettirememişti Akdeniz’in tuzlu sularında. Sebep? Akdeniz’i hâlâ avucunda tutan Osmanlı ile bir antlaşması yoktu da ondan.

Bu tatlı günler pek çabuk geçti. Rusya, Fransa ve İngiltere’nin elde kalan topraklarını parçalayacağını gören Osmanlı stratejistleri, bu defa yeni ekonomik ve askerî güç olarak ABD’yi hatırlayacak ve 1830’lardan itibaren artık Osmanlı limanlarına, Amerikan bayrağı taşıyan ticaret gemileri de yanaşacaktı. Yalnız ticaret gemileri mi: Başkan Jackson döneminde Henry Eckford adlı ünlü mühendisin eseri olan savaş gemisi, 150 bin altına Osmanlı donanmasına katılmıştı. (Anlatayım da gülün biraz: İç savaşta istihdam edilmek üzere Osmanlı limanlarından “deve” ithal eden Amerika, bunun karşılığında İzmir Valiliği’ne tüfek hediye etmiştir. Rivayete göre bizim Amerikan tüfekleriyle ilk selamlaşmamız böyle olur.)

Lakin silah ithalatında asıl kırılma noktası 1870’lere rastlar. ABD, iç savaştan yeni çıkmıştır. Kuzey’in silah fabrikaları iç savaş sırasında üretim hacmi ve teknoloji bakımlarından ön sıralara yükselmiştir. Seri üretimden dolayı fiyatlar düşmüştür. Elde milyonlarca tüfek kalmıştır ve bunlar için uygun bir pazar aranmaktadır. Bu “uygun” pazarlardan birisi de Osmanlı Genelkurmayı olacaktır. Nitekim 1869 yılı sonlarında Osmanlı kışlalarına 239 bin Enfield marka tüfeğin katıldığını görüyoruz. 5 yıl sonra ise tüfeğin markası, sonradan ünlenip türkülerimize kadar girecek olan Martini’ye dönüşecek, sayısı da 500 bine vuracaktır. Böylece 1870’ler itibariyle Osmanlı’nın silah aldığı birinci ülke konumuna yükselecektir ABD. Hele 93 Harbi diye bildiğimiz 1877-78 Rus Savaşı’nda silah ithalatı çılgınca artmış, bu kritik dönemeçte Amerikan silah şirketleri tam kapasite çalışmış ve milyonlarca kurşun, fişek ve tüfek yollamışlardır cephelerimize. Tabii buna karşılık milyonlarca dolarımızın da ABD silah şirketlerinin kasasına aktığını söylememe gerek yok.

Bu silahlanma çabası, II. Abdülhamid döneminde artarak devam edecektir. General Berdan ve Albay Lay’in savaş gemisi (torpidobot) satabilmek için İstanbul’da nasıl kıyasıya bir rekabete girdiklerini belgelerden takip edebiliyoruz. Oral Sander ve Kurthan Fişek’in sunduğu Amerikan belgelerinden öğrendiğimize göre (”Türk-ABD Silah Ticaretinin İlk Yüzyılı”, İstanbul 1977, Çağdaş Yayıncılık), adı muhaliflerince, yok yere “denizcilik düşmanı”na çıkartılan Abdülhamid’in iktidar yıllarında çok sayıda yerli ve yabancı imalat savaş gemisi denize indirilmiş ve denizaltılar da dahil, Osmanlı donanması elden geldiğince takviye edilmiştir. Ancak ağırlığın kara kuvvetlerine verildiği aşikâr. Nitekim İstanbul’daki Amerikan elçisi Terrell, ABD Dışişleri Bakanı’na yazdığı 1897 tarihli mektupta, Abdülhamid’le bir görüşmesini anlatır ki, ibret vericidir. Osmanlı bu sırada Yunanistan’a savaş açmıştır ve ordularımız Dimetoka’ya kadar ilerlemiştir göz açıp kapayıncaya kadar. Dünya şaşkınlık içinde izlemektedir Osmanlı ordusunun ne yapacağını. “Hasta Adam” dirilmekte midir yoksa?

Karşılıklı iltifatlardan sonra Sultan, askeri birliklerin silahlandırılmaları ile sahil bataryalarının yapımından söz açar, ardından topçuluk alanında ABD’deki en son deneylerin sonuçları hakkında bilgi ister. Besbelli bu ilgiden elçinin kafası karışmıştır ama ABD ordusunun henüz kullanmaya başladığı tüfeklere dikmiştir gözünü Abdülhamid; bu konu üzerinde, Terrell’ın deyişiyle, “özellikle” ve “ısrarla” durmuştur. Terrell’ın savaş halindeki Osmanlı ordusuna dair gözlemlerinde bu gözlerinden zekâ ve bilgi ışıkları fışkıran Sultan’ın etkisi sürekli hissedilir:

“Askerlerin kusursuz donanım ve disiplini yanında, sağlık ve temizliğin geliştirilmesi için gösterilen büyük özen şaşırtıcıdır. Her keresinde kırk asker alabilen dev bir Türk hamamı her an kullanılmaya hazır beklemektedir. Türkiye’nin elinde donanım ve cephanesiyle birlikte 1 milyon adet Mavzer silahı bulunmaktadır. Bakanlığımızı ilgilendirebilir: Avrupa’nın bu “Hasta Adam”ının karşısına yalnızca bir tek düşman güç çıkarsa, herhalde modern zamanların en dinç ve dinamik hastasına tanık oluruz.”

Sultan Abdülhamid’in Amerika kozu, gelecek haftamızı da işgal edeceğe benzer. Olsun, değmez mi?

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 19/06/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 01:59.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382