Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Tarihin sürpriz yağmurları

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-19-2007, 22:11   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Tarihin sürpriz yağmurları


Sürpriz yağmuru diner mi hayatın? Uçurumlar zirve olur bir anda, zirveler uçurum. Beşiğin mezara dönüktür ağzı, mezarın da beşiğe. Ritmi hayatın, soluk alıp verir tarihlerin sararmış sayfalarında. Kulağımızı açtığımızda, tarihin puslu aynasında düşman zannettiklerimizin içerisinde dostların, dost zannettiklerimizin içerisinde de düşmanların gölgelerinin tarandığına şahit oluruz.
Mesela mı? İşte monoblok bir gövde gibi gördüğümüz Haçlı Seferleri’nden günümüze ağan sarsıcı bir sahne:

13. yüzyılda Müslümanları Mukaddes Topraklar’dan kovmak için düzenlenen bir Haçlı Seferi’ne tam 95 bin küçük Hıristiyan çocuğun katılmış olduğunu yazıyor tarihler. Bunlar ellerinde kılıç ve mızrak tutamayacak kadar küçük çocuklardı. Bu “çocuk kategorisindeki Haçlı ordusu”ndan 40 bini Alpleri geçerken telef oldu. Kalan 45 bin çocuk ise Müslüman kuvvetleri tarafından esir alınıp İslam’ın genişleyen nüfus denizine bir dalga olarak karışıp gittiler.

Tamam, bu, İslam tarihinin en büyük ihtida olaylarından birisidir de, Ortadoğu nüfus profili içinde bu çocukların neslinden gelenler nerelerdedir? Hangi Müslüman gözlerinin içinden bize bakmaktadır 13. yüzyılın bu “çocuk Haçlıları”?

Ne demişler: “Ne oldum deme, ne olacağım de.” Bu defa tersinden bir örnek vererek madalyonun tersini çevirmeyi deneyelim.

Yıl 1822’dir, Osmanlı toprakları mezada çıkarılmıştır. Gerçi alanlara biraz tuzluya mal olmaktadır ama Ruslardan Fransız ve İngilizlere kadar iştahını kabartmış bekleyenler eksik olmaz Osmanlı topraklarının başından. Nihayet Yunan bağımsızlık savaşının fitili ateşlenir. Avrupa’dan gönüllüler yardımına koşar Yunanlıların. Aralarında Fransız subayları da vardır.

Korint’i, son komutan Salih Ağa savunmaktadır. Konağa kadar giren âsiler Salih Ağa’yı boğup öldürdükten sonra hanımının üzerine yürürler. Yaralı kadıncağız, kollarında tuttuğu çocuğu teslim etmemek için odadan odaya ciğerleri paralayan feryatlar bırakarak koşmaktadır. Bir ara konağın penceresine dayanır. Çocuğunu canilerin elinden kurtarabilmek için pencereden dışarı uzatmış, dehşet içinde üzerine gelenleri kollamaktadır. Yunanlılar üzerine atılınca çocuk kadının ellerinden kayar ve… aşağıda olan biteni seyretmekte olan Albert De Helbich adlı Fransız ordusuna mensup bir Alman kökenli subayın kucağına düşer. Annesinin çocuğun ardından son sözleri, “Mehmedim!” olur.

Subay, bu 5 yaşındaki yavruyu koruması altına alır. Bölgeye bir Yunan hayranı olarak gelen subay, katliamı gördükten sonra Yunanlılardan nefret eder olmuştur. Mehmet, subayla birlikte Fransa’ya gelir ve kendisini bekleyen yeni hayattan bihaber olarak hayatının çizdiği yumağın içine dolanır, durur. Toulon Tersane komutanına takdim edilir, o da çocuğu resmen De Helbich’in üzerine geçirir.

Hadiseler bir film şeridini andırsa da, yaşanmışlıktan alır gücünü. Subay günün birinde memleketini ziyarete giderken Lyon şehrinden geçer. Orada bulunan Orleans Düşesi’ni ziyaret etmek gelir aklına. Mehmet’i Düşes’in yakınlarından Madam de Dolomieu’ye teslim eder. Kraliyet ailesiyle yakınlığı ile bilinen Madam, çocuğu ileride Fransa kralı olacak olan Louis Phillipe ve kız kardeşi Adelaide’ye takdim eder. Onlar da Mehmet’in vaftiz babası ve annesi olurlar. Adı da artık Theophile Louis Henri’dir.

Mehmet henüz koleje gidecek yaşta değildir. Bu yüzden kibar çocukların kaldığı bir yurda yerleştirilir. Güzelliği ve asaletiyle görenleri hayran eder kendisine. Tatil olunca kralın özel arabası gelir, Mehmet’i saraya götürür, orada kralın oğullarıyla oyunlar oynar. Yıllar yılları kovalar ve bizim Mehmet, Deniz Harp Okulu’na girmeyi başarır. 2. sınıftayken Doğu’ya ilk seyahatine çıkar. Köklerine dönüş yolculuğudur bu bir bakıma. Babasının bir zamanlar kahramanca savunduğu Korint şehrine uğrar, onun öldürüldüğü evi ziyaret ederek çocukluk hatıralarını tazeler. Dönüşte, babasının ismini soyadı olarak almak fikri uyanır zihninde. Krala ricada bulunur. Tabii Salih’i Fransızca telaffuz etmek zordur. Ama çözüm bulunur: Salih değil, Saly olacaktır Mehmet’in soyadı.

Mehmedimiz artık 25-26 yaşlarındadır ve bahriye üniformasıyla salonlarda göz kamaştırmaktadır. Bir akşam sarayda verilen baloya aniden girince etrafına üşüşürler. Prenses Adelaide herkesin içinde Mehmet’in güzellik ve kibarlığından iftiharla söz eder. Bununla da yetinmeyerek Mehmet’e, kendisi öldükten sonra verilmek üzere yılda 3 bin franklık bir gelir bırakır. Sarışın bir Fransız kızıyla evlenen Mehmet’in 2 çocuğu dünyaya gelir. Fakat bu sırada kader ağlarını örmekte ne kadar mahir olduğu gösterir ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’nin müttefiki olarak Rusya’ya savaş açtığı Kırım Harbi patlak verir (1855).

Mehmet, “Le Sesostris” adlı geminin komutanı sıfatıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçerek başkent İstanbul önlerindedir. Gemisi Boğaziçi’nden Karadeniz’e doğru süzülürken, kaptan köşkünde kimbilir hangi kalp çarpıntıları boğmuştur Mehmet’in gönlünü! Yıllar sonra ana vatanına, babasının yarım bıraktığı savunma görevini yerine getirmek üzere dönmesi, onu alabildiğine coşturmuş olmalı ki, Sivastopol önünde ‘yatan’ gemisiyle Rus savunmasına ecel terleri döktürmesi üzerine terfi eder. Emekli olduktan sonra Paris yakınlarında sakin bir kasabaya çekilir ve orada ölür (1884). Oğlu Gaston Saly, babasının mezar taşına Türk olduğunu unutturmamak için bir hilal ve mesleğini hatırlatmak için de bir gemi çıpası kazdırmıştır.

Bitmedi. Fransız Akademisi’nin tarihine de girmiştir bizim Mehmet. 1932 yılında Akademi’nin “Fazilet Ödülü”nü dağıtan Duc de la Force, Mehmet’in kız torununu, 8 öksüz yeğenine bakmak için gösterdiği olağanüstü fedakârlıktan dolayı överek yad etmiştir. Bu Türk kızının fedakârlığı o kadar sarsmıştır ki Fransız kamuoyunu, Fransız Akademisi, “yılın insanı” ödüllerinden birine Theophile Saly zannettikleri Salih Ağa oğlu Mehmet’in torununu layık görmüştür.

Tarihin aynasındaki pusları delen gözlere sahip olabilmek ne büyük saadettir dostlar!

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 10/07/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 02:08.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382