Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » “Bu millet ölmeyecekse, bu Fatih dirilecektir”

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-20-2007, 20:28   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan “Bu millet ölmeyecekse, bu Fatih dirilecektir”


Fatih Sultan Mehmed, İtalya’dan İstanbul’a davet ettiği sanatçılardan ülkeleri hakkında istihbarat bilgileri de almaktaydı. Mesela Mateo di Pasti adlı sanatçı, Fatih’e bir mektup getirirken yakalanmış ve casusluk yapmakla yargılanmıştı. İşte bir Rönesans masalı...
Peri masalı gibi ama gerçek bir masal aslında bu. Masal oluşu şundan: Bizim beyinlerimiz öylesine dar ve karanlık bir mağara haline getirilmiş ki, bu dar ve karanlık mağaranın içerisine sığmıyor tarihimiz. Hele Fatih. Hiç...

Devam edelim mi biraz daha kafa göz yarmaya? Mesela İstanbul’a çağrılan Gentile Bellini (canım şu Fatih’in meşhur ve muhteşem tablosunu yapan İtalyan ressam), 10 ay kaldığı bu şehirde sultanla öylesine samimileşmişti ki, ara sıra onunla beraber gezmeye çıkar ve İstanbul sokaklarını beraberce arşınlarlardı. Mesela bir defasında bir mecnun yaklaşır ve padişahı yüzüne karşı övmeye başlar. Karşılığında da bir miktar ihsan ister. Ama Fatih para vermeye yanaşmaz; besbelli ki, hoşlanmamıştır adamın davranışından. Bellini sorar kendisine: Her insan övülmekten hoşlanır, neden para vermediniz adama? Fatih’in cevabı, onun kişiliğini bir ayna gibi yansıtacak nefasettedir: “Ben akıllı insanların beni övmesinden hoşlanırım; mecnunların değil.” (Politikacılarımıza müthiş bir ders gizli değil mi bu sözde?) Her neyse, işte bu Bellini’nin Fatih tarafından, samimiyetine binaen “Centile”nin kısaltması olarak “Janti” diye çağrıldığını yazıyor kaynaklar. Rönesans’ın büyük ressamı Bellini, Fatih’in “Janti”sidir, vesselam!

Size Jerry Brotton’dan söz etmiş miydim? Bu değerli İngiliz araştırmacısını bizim basınımız geçen yıl, yayınladığı bir belgeyle tanıdı. Brotton’un İngiliz arşivlerinden bulup çıkarttığı bu belgede 1588 yılında İngilizlerin İspanya’nın Yenilmez Armadası karşısında kazandıkları ilk zaferi, Cezayir’deki Osmanlı deniz kuvvetlerine borçlu olduğu yazılıydı. Yani İngilizlerin İspanya karşısında bellerini doğrultmaları bizim denizcilerimiz sayesinde gerçekleşmişti! (Bunlar neden bizde yazılıp çizilmez, anladınız kuşkusuz: Osmanlı’yı dünyaya kapalı bir kutu olarak kurgulayıp TC’nin bir benzerini -ama berbat bir benzerini- tarihin yaylalarına yaymak için. Aksi halde Osmanlı’nın ‘büyüklüğü’, ayağımızın altındaki halıyı çekip alabilirdi.) Brotton, Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan “The Renaissance Bazaar” adlı çarpıcı incelemesinde Rönesans’ın içerisindeki Osmanlı parmağını titizce deşifre ederek önümüze koyuyor bir şölen görkeminde. İşte kitaptan akla zarar bir alıntı. Siz karar verin bunu okuduktan sonra, kim Rönesans’ın tarafında, kim karşısında:

“Trabzonlu Yorgo (George) 1465 yılında Fatih’in yeni başkenti İstanbul’a vardı. Mehmed’in bilime düşkünlüğünü bilen Yorgo, klasik Yunan coğrafyacısı Batlamyus’un eserine bir sunuş yazıp onu sultana şu sözlerle ithaf etti: ‘Hayatımda bilge bir krala [Fatih’i kastediyor] hizmet etmekten ve en yüce meselelerde felsefe yapmaktan daha hayırlı bir şey olmadığını düşünerek.’ Yorgo, Aristo ile Eflatun’u karşılaştıran eserini de sultana takdim etti ve Fatih’e bir dizi mektup yazmak üzere Roma’ya döndü... Fakat Papa bu işlerden hiç mi hiç hoşlanmadı ve Yorgo’yu sultanla entelektüel flörtünden dolayı hapse attırdı.” Buyrun bakalım, Fatih mi daha ‘modern’, yoksa Papa cenapları mı?

Kılıcını kavramış çelik bilekli Fatih’i anlattığımız kadar, zarif avucunda kılıçlaşan bir kalem tutan Fatih’i de anlatmak, anlatmak ve anlatmak mecburiyetindeyiz artık. Asker Fatih, devlet adamı Fatih, stratej Fatih... Eyvallah ama aynı zamanda âlim Fatih, şair Fatih, sufi Fatih ve aydın Fatih’i de anlamak ve anlatmak gerekmez mi? Üstelik de bilgi çağında bizim Fatih’in bu yönüne olan ihtiyacımız daha fazla değil mi? Sadece kendimize değil, dünyaya da sunabileceğimiz bir model o. Halbuki soyuna ender rastlanan Fatih çapında bir öndere sahip olmak için varını yoğunu verebilecek nice ülke var yeryüzünde. Hem bunlar öyle üçüncü dünya ülkeleri değil; İngilizler ve Fransızlar için, Almanlar ve Amerikalılar için de bu böyle. Portekizlilerin elinde kralın biraderi Denizci Henry adlı Prens var Allah’tan da, ikide bir aydın yönetici diye onu önümüze sürerler. Ruslar Deli Petro ve II. Katerina’ya “Büyük” deyip yere göğe sığdıramıyorlar. Neden? Aydınlanmalarını başlattığı için. Keza Fransızlar Napolyon’u, defalarca yenilse bile modern Fransa’nın, hatta Avrupa’nın kurucusu saymakta bir beis görmezler.

Bunlar elbette Fatih’le benzer tarafları olan hükümdarlar. Lakin Fatih yine de çok farklı, yine de bir yığın kavranamayan yüzlere sahip, sabırla keşfedilmeyi bekliyor. Bunun için diyorum ki, Fatih’i fethetmemiz gerekiyor. Fatih’i fethetmek, yani yüzündeki perdeleri açmak, onun sır yumağı dünyasına seferler düzenlemek, içinde bulunduğumuz çağda acil bir ihtiyaç olarak kendisini dayatıyor. Fatih sırlarıyla gitmişti malum. O gün bugündür bu sırları çözemedik. Bekliyoruz onları çözecek bir Fatih’i. Özlemle.

Geçtiğimiz çarşamba günü kendisini Maraş’ta rahmetle andığımız bir başka sır yumağı Necip Fazıl, “O manayı bul da bul / İlle İstanbul’da bul” derken bizlere bu sırrın adreslerinden birisini işaret etmiş bulunuyordu. Yine bir levha yapılacak güzellikteki o nefis yazısında Fatih’in ölmediğini, sadece sandukasının içine daha büyük fetihler için dersini çalışmaya girdiğini söylemesi, onun bu defaki fethinin “mefkûrevî bir fetih” olacağının altını altın kalemlerle çizmesi, su kadar ihtiyacımız olan bir teşhisti. Yazısını noktaladığı sözleriyse üzerine söz söylenemeyecek kadar vecizdir:

“Bu millet ölmeyecekse, bu Fatih dirilecektir.”

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 29/05/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 00:31.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382