Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Fatih’in kayıp vasiyetnamesi bulundu!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-20-2007, 20:37   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Fatih’in kayıp vasiyetnamesi bulundu!


Bir sevgili okuyucum dikkatini bileyip geçmiş bilgisayarının başına, dökmüş içindekini: ‘Geçen haftalarda Amerika’da bulunduğunu yazdığınız Fatih’in vasiyetnamesini yazmayacak mısınız? Meraktan öldük! Sevimli ve yaramaz ‘fil’imizi dört gözle bekliyor züccaciye dükkânımız.’ Siz misiniz bunu söyleyen, alın, Timur’un fillerini bile kaçıracak yedi bela bir fil size!
23 Mayıs 1936’da İngiltere’de çıkan ünlü “The Times” gazetesi, Fatih’in kayıp vasiyetinin bulunduğu haberiyle çıkmıştır. Bu haberi okuduktan sonra iflah olmaz bir Fatih sevdalısı olan Süheyl Ünver hocanın yerinde durması mümkün müdür? İngiltere’de bulunan dostu Esad Fuad Tugay’dan yazıyı bulup kendisine göndermesini ister. Yazı eline geçer ama elindekinden yine de tatmin olmaz ateşli ruhu. Gözü, belgenin Fransızca aslındadır. “The Times”a mektup gönderip belgenin aslı hakkında bilgi rica eder. Londra civarında bir kütüphanede bulunduğunu, lakin kitapların Amerikalılar tarafından satın alınmak istendiğini öğrenir. Bu defa Londra Büyükelçisi Cevat Açıkalın’dan belgenin Princeton Üniversitesi Kütüphanesi’ne satıldığını öğrenir. Ne de olsa işin ucunda Fatih vardır ve Süheyl hocanın altın oku, hedefine ustaca yaklaşmaktadır. Yıllardan 1950 olur. Süheyl hoca, Princeton Üniversitesi Kütüphanesi’nde yazma eserler kataloğunda 168 numarada kayıtlı olduğunu öğrendiği kitabın bir kopyasını sonunda temin etmiştir. Belge, eski Fransızca ile kaleme alınmıştır, dolayısıyla Türkçeye tercümesinden önce ‘yeni Fransızca’ya çevrilmesi gerekmektedir. Bu görevi Galatasaray Lisesi profesörlerinden M. P. Gauthier üstlenir. İstanbul Üniversitesi de basmayı kabul etmiştir. Gayri hocanın keyfine diyecek yoktur. Yıllardan 1952’dir ve işte elimizde bir kitapçık durmaktadır: “Fâtih Sultan Mehmed’in Ölümü ve Hâdiseleri Üzerine Bir Vesika.”

“Fatih’in Vasiyetnamesi” denilen ve bir mektubun içinde geçen bu metinde neler vardır?

Mektup Galata’da oturan bir Ceneviz tüccarı tarafından Avrupa’da oturan kardeşine yazılmıştır. Bir kere, Fatih’in hâlâ bir sır olmaya devam eden ve ölümüyle yarıda kalan son seferini hangi devlete karşı açtığıyla ilgili meseleye dair bir ipucu yakalıyoruz mektupta. Sefere katıldığını öğrendiğimiz yazar, 3 Mayıs 1481’de vefat eden Fatih’i, nisan ayının sonunda Halep’ten gelen elçilerin ziyaret ettiğini ve eğer kalkıp gelirse, şehri kendisine seve seve teslim edeceklerini bildirdiklerini aktarır. Takdir edersiniz ki, Fatih, İtalyanların 12 Ada’yı teklif ettikleri ve ‘Teşekkürler, almayayım’ diyen İsmet İnönü’ye hiç mi hiç benzemez. Derhal harekete geçen Fatih, Memlûklar üzerine sefer açmış, ancak Gebze civarına vardığında hastalanmış, ölümünün yaklaştığını anlayınca da, huzuruna 3 önemli kişiyi çağırıp vasiyetini yazdırmıştır. Mektup bu vasiyetnameyi ve Fatih’in ölümüyle ilgili bazı bilinmeyen noktaları aydınlatan ‘içeriden’ bir belge hüviyetinde.

Sıhhati tartışmalı da olsa, seferde hazır bulanan birisi tarafından yazıldığı besbelli olan bu belgeye göre Fatih,

1) İstanbul’da yaptırdığı Fatih Camii’nin avlusuna gömülmek istemiştir (bilindiği gibi, o zamana dek padişahların cenazeleri Bursa’da toprağa veriliyordu, dolayısıyla bu, hanedanın ‘mezar siyaseti’nde köklü bir değişiklik demekti),

2) Sanılanın tersine, sağ olan iki oğlundan Cem Sultan’ın değil, Bayezid’in kendisinden sonra tahta çıkmasını emretmiştir,

3) Ordudaki yeniçerilerin, Bayezid tahta çıkmadan önce İstanbul’a sokulmamasını tavsiye etmiştir (yağmaya girişeceklerinden korkuyordu),

4) Tahta geçecek olan oğlu II. Bayezid’e, bazı danışmanlarından şikayet ederek onların tavsiyeleriyle ‘yenilikler’ yapmak zorunda kaldığını, bu yüzden onları hizmetinde tutmamasını söylemiştir,

5) Topladığı muazzam hazinenin büyük bir itina ile muhafaza edilmesi gerektiği, zira ileride ona muhtaç olacakları uyarısında bulunmuş,

6) Kölelerinin âzad edilmesini buyurmuştur.

Metinde dikkat çeken nokta, Fatih’in, ölümünden önce, gerçekleştirdiği hızlı reformlarından neredeyse bir tür pişmanlık duymuş olmasıdır. Bu tavır değişikliği, muhtemelen ölümünden önce yeniliklere karşı biriken toplumsal ve siyasî tepkilere bir tür taviz olarak anlaşılabilir. Gerçi genç tarihçilerimizden Oktay Özel, Fatih’in gerçekleştirdiği reformların abartıldığı kadar radikal olmadığını söylemektedir ama, zamanın toplumu, Fatih’in kararları karşısında açıkça ‘sürklase’ olmuş, daha doğrusu ‘yorulmuş’ vaziyetteydi. Tahta ‘fütuhatçı’ politikasıyla öne çıkan Cem’in değil de, ‘güvercin’ kanada mensup Bayezid’in geçirilmesinden, Fatih’in peşinde şimşek hızıyla kıtadan kıtaya savrulmuş olan Osmanlı siyaset ve toplumunun, 30 yıllık koşturmanın ardından bir hazım sürecine, bir sükûnet devrine ihtiyaç duyduğu sonucunu çıkarmamız daha doğru görünüyor.

Vasiyetname’nin bir diğer önemli maddesi, Fatih’in Kanunname’sine sonradan katıldığına inandığım Cem Sultan’ı öven paragrafı yalanlayan cümledir. Burada Fatih’in de toplumu aktif bir dinlemeye geçirmeye ikna olduğunu görmekteyiz. II. Bayezid’i ‘pısırıklık’la suçlayanlar, onun iktidarının, Yavuz ve Kanuni’nin gelişini hazırlayan bir pekişme çağı olduğunu unutuyorlar nedense.

Aslında ‘danışmanlar’ meselesi bugün de güncel. Demek ki, Fatih’in çevresinde ona sürekli fikir ve proje sunan, onu yönlendiren ve kendisi üzerinden siyaset üretmeye hevesli bir danışman kadrosu vardı ve tıpkı bugün Başbakan’ı yönlendiren çekirdek kadro gibi, hedeflerini ona dikte ediyor, onu harekete zorluyor, onun üzerinden siyaset üretiyorlardı. Mektuptan Fatih’in bu kadronun tasfiyesini düşünmüş ama başaramamış olduğunu anlıyoruz. Ve bu son derece manidar geliyor bana…

Neyse, belgeden daha çok şey anlıyoruz da söyleyemiyoruz. Zira filimizin kırıp döktüğü dükkân sayısı bini çoktan geçti!

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 12/06/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 02:30.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382