Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Asr-ı Saadet’te petrol savaşı

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-21-2007, 08:42   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Asr-ı Saadet’te petrol savaşı


Avrupa’dan bulaşıcı hastalık gibi bünyemize girmiş iflah olmaz bir Bizans karasevdası vardır. Efendim, İstanbul’u alan Türkler Ayasofya’yı görünce çarpıldılar ve onun kubbesini geçmek için yüzyıllarca uğraştılar.
Nitekim Sinan da Ayasofya’yı geçmek için bir ömür boyu uğraşıp durmamış mıydı? Bu zevatın dillerine doladıkları bir başka iddia, Şeyhülislam-Padişah bağlantısı ile Patrik-İmparator ilişkisidir. Şunu demeye getiriyorlar: Osmanlı, Şeyhülislamlık kurumunu Bizans’tan kopya etti. Zaten Selçuklular da “ikta” rejimini Bizans’ın “pronoia”sından çalmamış mıydı? Yok mehter takımı Bizans’ta da vardı vs.

Dillerinin altındaki bakla, bizim yeni ve orijinal hiçbir şey vücuda getiremeyeceğimiz, tarihimizde yeni ve orijinal gibi görünen şeyler varsa bunların da muhakkak başka -tercihen İslam öncesi- bir kaynaktan alınmış olduğudur. Öyle ya, biz kim, orijinallik ve yaratıcılık kim? Bütün tarihimiz yağmacılık, bütün yaptıklarımız çalıntı, bütün mimarimiz kopya. Müslümanlar, tarih sahnesine Cemil Meriç’in ‘aptalların tarihi’ dediği kronolojiye göre Yunan’dan, Roma’dan, Bizans’tan sonra çıktılar ya, ne yaptılarsa ona dışlarındaki medeniyetlerden bir ‘orijin’ (kaynak) ya da kulp bulmak güç olmuyor tahmin edebileceğiniz gibi. Zaten Müslüman Arapların tek olumlu icraatı da bilim ve felsefeyi Yunanlılardan alıp yüzlerine gözlerine bulaştırdıktan sonra gerçek sahibine, Avrupa’ya teslim etmek olmamış mıydı? Öyleyse? Öyleysesi şu: Bizden adam gibi iş çıkmaz, adam gibi görünenlerin de mutlaka vardır bir yamuğu! Lakin bu aşağılık kompleksini aşmanın tek yolu, ‘İnanmıyorum bu yalanlara’ isyanına sığınmak olmamalı. Böyle yaptığımız takdirde, bu iddialar bir korku nesnesi haline dönüşüyor çünkü. Halbuki ‘Karanlığa tekme atacağına bir mum yak’ düsturuyla üzerine gidersek konunun, onu daha kaynağında bitirme şansımız doğacaktır. Sonuçların, yani sivrisineklerin peşinde koşacağımıza, nedenlerin, yani bataklığın kurutulması daha elzemdir. Bu yazıda Bizans ile Osmanlı arasında kurulmaya çalışılan tek yönlü ilişkiyi, Bizans’ı etkileyen, Osmanlı’yı ise etkilenen kutupta gören yaklaşımı tersine çevirecek çarpıcı bir örnek üzerinde durmak istiyorum. Böylece tarihin sadece etkileme-etkilenme şablonuna hapsedilemeyeceğini, aslında tarihte çoğu zaman hatların karıştığını, bir çok halde kimin etkide bulunan, kimin etkilenen olduğunun önceden kestirilemeyeceğini göreceğiz. Ancak bunun için bir miktar tarihin derinliklerine inmekte fayda var.

Hatırlayalım: “Grejuva” diye tarih kitaplarından hafızamızın kıyılarına yapışıp kalmış bir kelime vardır. “Rum ateşi” manasına gelen bu silahın adını en çok İstanbul’un fethi anlatılırken duymuşuzdur. Bizanslılar, kuşatma sırasında bir kabın içine koydukları yanıcı maddeyi ateşleyerek fırlatmış, böylece hücumlarımızı engellemeye çalışmışlardı. “Rum ateşi” Bizans’ın öteden beri -özellikle deniz savaşlarında- kullandığı bir silahtır ve kendi tarihlerimiz bile onun Bizanslıların (Rumların) icadı olduğuna inandırmaya çalışır bizi. Oysa Muhammed Hamidullah hocanın çalışmalarından biliyoruz ki, bu silah, mesela daha Hz. Muaviye zamanında Müslümanlar tarafından tam da Bizanslılara karşı kullanılmıştır. Ashabdan Seleme b. el-Ekvâ’nın İmam Serahsî tarafından alıntılanan rivayetinde bu silahın adı “muharrikat” şeklinde geçmektedir ve anlamı, ‘yanıcı maddeler’dir (”İlk İslam Devleti”, Beyan Yay. 1992, s. 88).

Kulağıma çalınanlara göre bazı okurlarım ecnebi kaynaklarını fazla kullandığı için tenkid ediyorlarmış kitap ve yazılarımı. Haklılar belki ama bazı kesimler var ki, onlar ancak bu dilden anlıyorlar ve halkamıza onları da katmanın bir mahzuru olmasa gerek. İşte size taş gibi bir ecnebi kaynaktan görüşümüzü destekleyen bir alıntı. John Hobson’un “Batı Medeniyetinin Doğulu Kökleri”ne (Cambridge Üni. Yay., 2004, s. 188) konuk oluyoruz: “İslam’ın askeri teknolojileri hızlı gelişmekle kalmadı, çok uzun bir süre Avrupalıların silahları karşısındaki üstünlüğünü muhafaza da etti. 8. yüzyıldan sonra İslam ordularında ateşe dayanıklı giysiler giyen özel kundakçı birlikleri yayıldı. Bu kundakçı birlikleri, Avrupalı Haçlıların “Rum ateşi” (petrol) dedikleri silahlara sahipti. Can alıcı nokta şudur ki, Rum ateşi adı kesinlikle yanlış konulmuştur, çünkü bu silah Orta Doğu kökenliydi. 673 yılında Callinicus adlı Baalbekli Süryani bir mimar yeni ateşin sırlarını yanına alarak Bizans saflarına geçmişti.”

Özetleyelim mi? “Rum ateşi” daha Asr-ı Saadet’te Müslümanların kullandıkları bir silahmış, bir. İkincisi, bu silaha ancak bir Süryani mimarın bilgi casusluğu sayesinde kavuşan tarafmış Bizans, onu icad eden taraf değil. Üçüncüsü de, bu ateşin hammaddesi petrolmüş ve petrol, yani “neft”, daha Hz. Ali’nin hilafetinde İslam devletinin her tarafında alınıp satılan ve kolayca bulunan bir maddeymiş. Dolayısıyla Müslümanların onu Bizans’tan önce tanımalarından daha doğal bir şey olamazmış. Gerçekte bu ateşe asıl yabancı olan taraf Bizans’tı. Gelgelelim biz, her geçen gün biraz daha çağdışı kalan ders kitaplarımızda bu silahın Müslümanların buluşu olduğunu aklımıza dahi getirmeden “grejuva”nın yanına bir parantez açıyor ve içine özene bezene “Rum ateşi” diye yazıveriyoruz. Allah’tan ki, Hamidullah Hoca gibi ömrünü karartılmış ufuklarımıza meşaleler dikmeye vakfeden insanlarımız ve Hobson gibi hakşinas tarihçiler var dünyada da, hakikatlerimiz gözlerden nihan kalmıyor. Daha sizi II. Murad devrine götürüp Bizans ordusunda Osmanlılara özenerek kurulmuş bir “yeniçeri birliği”nin Floransa’ya yaptığı yolculuğa davet edecektim. Ne çare ki, şu an ‘bize ayrılan yer’in tabanına çakılmış vaziyetteyim. Bu ilginç konuyu haftaya bıraksak olmaz mı?

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 24/04/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 02:28.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382