Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Venedik’in bir İslam şehri olarak portresi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-26-2007, 20:50   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Venedik’in bir İslam şehri olarak portresi


“Batı şehri” zannedilen Venedik’in, tam da Rönesans’ın gerçekleştiği dönemde İslam şehirlerini taklit ettiğini söyleyemesek bile, onlara imrendiğini ve kendine örnek aldığını tespit edebiliyoruz. Batı ile Doğu’nun zihnimize dikilmiş heykelleri bir kere daha çatlıyor orta yerlerinden ve neyin Batılı, neyin Doğulu olduğunu yeniden keşfe çıkıyoruz. Artık Rönesans’ın arkasındaki çehrenin bize tanıdık geleceği günlerin eli kulağında diyebiliyoruz güvenle. Zira daha sırada Jerry Broton var ki, onun “Osmanlı yoksa Rönesans da yok” demeye hazırlanan ağzını zor kapatıyorum burada.
anat tarihi kitaplarında Murâd-ı Hüdâvendigâr’ın Bursa’da yaptırdığı camiyle ilgili bahisleri okuduğunuzda bu camide Venedik mimarisinden etkiler bulunduğundan bahsedildiğini görürsünüz. Dış cephesinde ikiz sütunlar vardır, bu Venedik’te filanca binanın mimarisini andırmaktadır vs. Aslında bu yaklaşımın hiç de yabancısı olmadığınızı tahmin ediyorum. Zira ulemamız, bizim adam olamayacağımızı ispatlamaya yeminli olmalı ki, nerede orijinal bir buluşumuz varsa onu bir yabancı, tercihen Batılı, köke bağlamaya meraklıdır. Bizans’tan etkilendik, Venedik’ten etkilendik, sonra Fransa’dan, Hollanda’dan, İngiltere’den etkilendik diyorlar. Gelin görün ki, bizim Avusturya’yı, Fransa’yı, Hindistan’ı, Rusya’yı, İran’ı etkilediğimizden tek kelime ile olsun bahseden yok.

Tam bir ateş çemberi içine atmışız kendimizi. Tarihimizi üzerimize bir kafes gibi kapatmışız. Sonra da “Kaçacaksın bu memleketten!” deyince gençlere kızıyoruz. Hakkımız var mı buna? Akif’in “Âsım” kitabında dediği gibi, daha doğarken “batacaksın” diye bütün ümit kapılarını yüzlerine kapadığımız bir gençlikten farklı bir yüz istemeye yüzümüz olabilir mi?

Oysa bu iddialara tokat gibi cevaplar geliyor dört bir cenahtan ama okuyan, gündeme getiren olmayınca insanımız nereden bilecek? (Şimdi diyeceksiniz ki, biz bu köşeyi niye okuyoruz zaten? Bunları yazdığın için değil mi? Köyün delisi olup çatıları yıkmaya kalktığım doğru, doğru olmasına ya, bu yanılgıları temizlemeye ömrümün yetmeyeceğini de biliyorum. Onun için bir yerde hepiniz kendi alanınızda putları kırmaya başlamalısınız ki, yazdıklarım yankısız, sahipsiz ve ıssız kalmasın.)

Deborah Howard’ın Yale Üniversitesi Yayınları’ndan 2000 yılında çıkan “Venice & The East” (Venedik ve Doğu) adlı kitabı, bildiğimiz kurguyu tersine çeviriyor ve Rönesans’ın bu görkemli şehrinin, kültüründen mimarisine kadar bugün bile ayakta duran örneklerle nasıl buram buram Doğu, özellikle de İslam medeniyeti koktuğunu ortaya koyuyor. Kitabın alt başlığı da yeterince çarpıcı zaten: “İslam Dünyasının Venedik Mimarisi Üzerindeki Etkisi, 1100-1500.” Bayan Howard, önsözde meramını ifade ederken kitapta “Batı medeniyeti”nin en saf ve yetkin şehir örneklerinden biri kabul edilen Venedik’in Doğu’dan neler ödünç aldığını göstermeyi amaçladığını söylüyor.

Avrupa’nın aydınlanmasının İspanya ve bir miktar da Sicilya’dan başladığı, bilim ve felsefeden mimariye kadar Avrupa’nın karanlık çağlarını aydınlatan güneşin İslamiyet olduğu, giderek daha sıklıkla vurgulanıyor bilim dünyasında. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı bir noktaya gelip dayanıldı. Her taraftan yükselen dürüst sesler, şimdilik 19. yüzyıl mağrur Avrupa-merkezciliğinin nefesini kesmeye yetmiyor ama nihayet mızrağın da çuvala sığmadığını gösteriyor. Şimdiye kadarki Avrupalıların tarihi de, Avrupalı olmayanların tarihi de ideolojik gözlüklerle Avrupalılarca yazılmış, hep Avrupa/Batı odağa alınarak kurgulanmıştı; Kristof Kolomb’un yanında Zeng Ho’nun esamisi bile okunmazdı mesela. Ancak görüyoruz ki, zincirler kırılmaya, kafesler parçalanmaya ve paslanmaya başlamıştır ve tarihin özgürlük türküleri duyulmaktadır uzaktan uzağa.

Yazara göre Venedik yalnız değildir bu yolda. Amalfi, Fatih’in Hersekzade Ahmed Paşa’yı fethe memur ettiği ve kısa bir süre Osmanlı kuvvetlerinin elinde kalmış olan Otranto, özellikle Piza ve Cenova, Doğu mimarisinin yansıdığı yüzlere sahip İtalyan şehirlerindendir. Ama başkent Venedik’in hali bir başka. Öyle ki, bu şehir, tüccar ve seyyahların ruhlarına, hatta bilinçaltlarına dolan Şark kültürü ve mimarisinin derin etkisiyle oluşmuş, hatta bu oluşumun izleri bazı köşe başlarında veya duvar kovuklarında gizlenmiş sarıklı Müslüman heykelciklerine kadar uzanmıştır.

Kitabına koyduğu resimlerle iddiasını pekiştirmeyi ihmal etmeyen Howard’ın çarpıcı örneklerinden birisi de “altana’lar”. Altana’lar da ne mi? Bildiğimiz teraslar ya da belki eski deyişle cihannümalar. Doğu İslam şehirlerinde sıcak yaz aylarında serinlemek ve çevreyi seyretmek amacıyla yapılan bu terasların Venedik yöneticilerince başlangıçta hoş karşılanmadığını, ancak 14. yüzyıldan sonra İslam şehirleriyle temasların artıp bu teraslardan yaptırmanın önüne geçilmez bir moda halini almaya başlamasıyla Venedik evlerinin standart unsurlarından biri haline geldiğini de öğreniyoruz.

Hele Şam’da -Bediüzzaman Said Nursi’nin “Hutbe-i Şamiyye”yi okuduğu- Emeviyye Camii’nin taş pencere işçiliğinin, Venedik’in en ünlü meydanının en kutsal parçası sayılan San Marko Katedrali’nin kapılarından birisinde neredeyse aynen tekrarlanmış olması, kitabın tezini iyice keskinleştiriyor. Şam, Venedik’e yansıtıyor güzelliklerini. Böylece bir “Batı şehri” zannedilen Venedik’in, tam da Rönesans’ın gerçekleştiği dönemde İslam şehirlerini taklit ettiğini söyleyemesek bile, onlara imrendiğini ve kendine örnek aldığını tespit edebiliyoruz rahatlıkla.

Batı ile Doğu’nun zihnimize dikilmiş heykelleri bir kere daha çatlıyor orta yerlerinden ve neyin Batılı, neyin Doğulu olduğunu yeniden keşfe çıkıyoruz. Artık Rönesans’ın arkasındaki çehrenin bize tanıdık geleceği günlerin eli kulağında diyebiliyoruz güvenle. Zira daha sırada Jerry Broton var ki, onun “Osmanlı yoksa Rönesans da yok” demeye hazırlanan ağzını zor kapatıyorum burada.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 16/01/2005 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:35.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382