Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Avrupa’nın bilinçaltında Viyana korkusu

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-02-2007, 14:19   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Avrupa’nın bilinçaltında Viyana korkusu


Yalnız biz değiliz ‘Viyana kapılarından iki defa döndük’ diyerek bu şehri sembolik bir “kapı” hüviyetine büründüren.
Baksanıza, Avusturyalı bir siyasetçi de “1683 Sendromu”ndan söz etti ve ‘bunun modası geçmiş bir korku’ olduğunu söyledi. Ama, 6 Ekim’de cümle âlem gördü ki, henüz modası geçmemiş! Aradan geçen şunca zaman Avrupalıların korku duvarlarını indirmelerine yetmemiş. Tuhaflığı şurada bu korkunun: Biz bu 319 yılın kahir ekseriyetinde ‘gerileme’ halinde değil miydik? Hem de kime karşı gerilemiştik? Avrupalı güçlere karşı elbette. ‘Onlar bizi şöyle solladılar, belimizi böyle kırdılar, yarı sömürge haline getirdiler vs.’ nutuklarından geçilmiyor ortalık ama iş Avrupa kapılarını çalmamıza gelince, nedense o savaş meydanlarında hep yendikleri, ardından da diplomatik ve ekonomik entrikalarla ölümcül bir kıskaca aldıkları “Hasta Adam”, birden canlanıp ayağa kalkıyor ve Avrupa’nın ufuklarına bir heyula gibi dikiliveriyor. İyi ama bu derin korku neden? Neden Osmanlı’dan ve İslam’dan bu kadar korkmakta Avrupalılar? Hadi İnebahtı’ya, Viyana bozgunumuza kadarki kısmını anladık, haklılardı belki, ya şimdilerde ne oluyor Avrupa kamuoyuna? Hangi yarası kanıyor? Hangi kâbuslarını gölgemizin üzerine boşaltıyor?

Rüya da büyük, Jung da

Yıllar önce ünlü psikanalist Jung’un bir rüya yorumunu okuyunca ayılmıştım uykumdan. Nevroza müptela bir Fransız genci Jung’a, garip bir rüya gördüğünü anlatır. Genç, İspanya’nın Toledo şehrinde geçen karanlık bir yeraltı sarnıcına girip içindeki kupadan şehrin anahtarı demek olan hançeri almak istediğini görmüş rüyasında. Ancak yeraltı suyu karanlıkmış ve kupayı da bir yılan beklemekteymiş. Yılandan ürken genç, kendi yerine arkadaşını, yani gölgesini göndermiş. Ne var ki, arkadaşı da bu mağara, yılan ve karanlık sulardan oluşan ‘korkutucu’ atmosferden korkarak yukarı kaçmış. Buraya dikkat buyurun. Jung çok ilginç bir şekilde yorumluyor rüyayı. Sarnıcın dışı Hıristiyanlık, içi ise İslamiyettir. Bildiğiniz gibi yeraltı suları zaman zaman taşkın yapıp sele sebebiyet verir. Keza İslamiyet en azından iki kere Hıristiyan Avrupa kıtasını ele geçirmek üzere ‘taşmıştır’. (Birincisi Sicilya ve İspanya’nın ele geçirilmesinde (Endülüs), ikincisi ise Osmanlıların Balkanlar ve Doğu Avrupa fütuhatında.) Toledo şehri de bu bakımdan enteresandır. Çünkü İspanyolların Müslümanları kovması veya Hıristiyan olmaya zorlaması, İslamiyetin şehrin bodrumuna itilmesi sonucunu doğurmuştur. Ne var ki, “yılan” burada önemlidir, zira sağlığı ve canlılığı sembolize etmektedir ve yılanın varlığı, İslamiyetin ölmediğini, şehrin, dolayısıyla Hıristiyan Avrupa’nın altında yaşamakta ve zaman zaman da kendisini hissettirmekte olduğunu anlatmaktadır. Rüya deyip geçebilirsiniz belki ama, rüyayı yorumlayan kişi, Avrupa’nın bilinçaltını deşifre etmeye en ziyade ehliyetli kişilerden Jung olunca iş değişir. (Belki de Jung’u bunun için Freud’dan daha çok seviyorum.) Onun yorumunda İslamiyetle özdeşleştirilen karanlık ve ondan duyulan korkunun bir açıklamasını bulabiliyoruz çünkü. İslamiyet bir şekilde Hıristiyanlığın damarlarına kadar sızmıştır ve bundan kurtuluş da yoktur. Avrupa’nın, zannettiğimiz gibi, üstünde değil, altında, temelinde, hatta temelinin de altındadır İslam. Franco Cardini gibi İtalyan tarihçilerini okuduğumuz zaman (”Avrupa ve İslam”, Litera Yayıncılık) Avrupa’nın İslamiyet olmadan kurulamayacağını, Avrupa’nın bugün gerçekten kıymeti haiz bir tarafı varsa bunu doğrudan doğruya İslamiyete borçlu olduğunu daha iyi anlarız.

Bilgi İslam’dan gelir

Modern Avrupa’nın bilimsel ve Aydınlanmış bir kıta olarak asırlardır takdis edilip durulduğunu biliyoruz ama bu Avrupa’nın ‘Aydınlık’ını nereden almış olduğunu, hele “bilgi”nin Avrupa’daki “suyunun” nereden geldiğini sadece sezgi düzeyinde biliyoruz. Tereddütle söylediğimiz “Avrupa’nın üzerinde doğan İslam güneşi” tabiri sadece bir övünme vesilesi zannedilmiş, içerisine sokulduğumuz derin aşağılık kompleksi ‘Biz kim, Avrupa kim?’ mantığını egemen kılmıştır üzerimizde. Oysa araştırmalar Avrupalıların Avrupalılıklarını, İslam’a borçlu olduğunu güçlü kanıtlarla ortaya koyuyor. Nitekim Franz Rosenthal’ın “Bilginin Zaferi” (Ufuk Kitapları) adlı eseri, bize bilgiyi “bilgi” yapma ve medeniyetin taç kapısına layık görme şerefinin İslamiyete tescilli olduğunu belgeliyor. Rosenthal’ın sarsıcı tezlerinden birisi modern çağlarda bilgi’nin patentinin Müslümanlara ait olduğunu tescillemek ise, ikinci tezi, modern Avrupa’nın “bilgi”yi medeniyetinin göbeğine oturtma tavrının altında, İslamiyetin bilgiye verdiği ve asırlarca devam ettirip geliştirdiği değerin yattığıdır. Eğer bugün bir “bilgi toplumu”ndan söz edebiliyorsak bunun altında İslam medeniyeti yatmaktadır. Yatmaktadır, evet, bu söz buraya tam uydu. ‘Yatmak’, bir anlamda ‘uyumak’tır ve bu kısmen doğrudur. Lakin ‘altında yatmak’, üzerinde duran şeyin temelini ve varlık sebebini oluşturmaktır. Jung’un rüyada buldukları, Rosenthal’ın tezleriyle bir kere daha doğrulanmaktadır. Avrupa’nın altında İslam vardır ve İslam’ın verdiklerini çıkarttığınızda Avrupa’dan geriye kocaman bir soru işareti kalmaktadır. Bu soru işaretini hamasî bulduysanız yandınız sevgili okurlar, çünkü sizi şimdi benimkilerden daha ‘hamasî’ bir cümle bekliyor. Cümle kime mi ait: Thomas Green ve Gawin Lewis adlı iki ‘Batılı’ya. Buyrun beraber okuyalım ne dediklerini: “Gerçekte BATI MEDENİYETİ, AVRUPALI BARBARLAR İLE DOĞU’NUN BÜYÜK MEDENİYETLERİ ARASINDAKİ TEMASTAN DOĞMUŞTUR (A Brief History of the Western World, New York 1992, s. 45). İşte bu temasın sihirli dokunuşuyla medenileşen Avrupalılar, İslam’ı yeraltının karanlık sularına iterek kurtulacaklarını sanıyorlar ama İslam’la yeniden yüzleşmekten başka çareleri bulunmuyor ne yazık ki. Avrupa ancak İslamiyetle yüzleşmeye cesaret ettiği zaman gerçek “yüzünü” bulacak ve korkularından kurtulacaktır. Aksi halde, Avusturyalı siyasetçinin yahut Jung’un genç hastasının kâbuslarından sıyrılamayacak ve bir türlü şifa bulamayacaktır.

HAFTANIN YORUMU

Başbakan haklı, Avrupa’nın bize daha çok ihtiyacı var. Ancak bu ‘biz’in ne kadar Biz’i, yani İslam’ı temsil ettiği ve edebileceği ayrı bir mesele. Avrupa’nın şifa bulması için kendisine benzeyen değil, benzemeyen bir Biz’le yüzleşmesi gerekir. Aksi halde rüyadaki gencin gölgesine benzeyebiliriz!

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 10/10/2004 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:24.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382