Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Avrupalı aydının elindeki ateş topu: Osmanlı

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-03-2007, 14:04   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Avrupalı aydının elindeki ateş topu: Osmanlı


Despotizm damgasını bir kez yemiş Osmanlı; kim silebilir ki? Maalesef bir kısım Avrupalı aydınların bizden daha etkili leke çıkartıcılara sahip olduklarını kabul etmemiz gerekecek.
Mesela şu lafın sahibini insan nasıl merak etmez: "Türklerin yakasından düşelim artık. İnsan Türk olmadan da, Avusturya ve Venedik'ten öteye gitmemiş bir kişinin politik egzotizminden şüphelenebilir." Ya şu düpedüz övücü sözün sahibini tanıdınız mı: "Türkler yalnız hür olmakla kalmazlar, aralarında asalet bakımından herhangi bir ayrım yaptıklarına da şahit olunmaz. Onların bildikleri tek fark, işe yararlık noktasındandır." Peki buna ne buyurulur: "Burada işler, kralın tek efendi olduğu Fransa'daki gibi yürümez. Padişah ulemayı, kanun adamlarını, yüksek bürokratları ve görevlerinden azledilmişleri ikna etmek zorundadır." Köşemizin sürprizlerine alışık olanların şaşırmayacaklarını biliyorum ama yine de söyleyeyim, bu sözlerin üçü de Fransız aydınlarına ait. İlk alıntı, çağımız Marksistlerinden Althusser'e, ikincisi "zındık" diye bildiğimiz Voltaire'e, üçüncüsü ise Fransız Elçisi Kont de Choiseul-Gouffier'ye (1786) aittir ve bize bütün Batılıların "Osmanlı despotizmi" hakkında aynı şeyleri düşünmediğini bir kez daha gösterir. Aydınlanma Çağı'nın önde gelen düşünürlerinden Montesquieu'nün de Osmanlı'yı despotizmle suçlarken derdinin Osmanlı olmadığını, aslında Fransa Kralı'nı doğrudan ve açıkça despotik olmakla itham edemediği için Osmanlı'yı bir ayna gibi kullandığını biliyoruz artık. Gelin görün ki, Montesquieu'nün kuyuya attığı taşlar despotizmle sınırlı değil ve kuyunun başına toplananlar da kolay kolay onun başından ayrılacak gibi görünmüyorlar. Bu yazıda kuyunun çoktan kurumuş olduğunu söylemeye çalışacağız "kuyu milleti"ne! Mesela, Osmanlı yönetiminin, vergileri düşük tuttuğu için eleştirileceği hiç aklınıza gelir miydi? İster inanın, ister inanmayın, Montesquieu nam feylesofun aklına gelmiş ve üşenmemiş, oturup yazmış bu sözde Aydınlanmış fikrini. Aydınlanma'nın, kutsayanların da, karşı çıkanların da ellerine tutuşturulan reçetelerden ötesini bilmedikleri bir papağan tekerlemesi olduğunu üstadın bu müthiş vergi yorumundan anlayabiliriz rahatlıkla.

Düşük vergi almak nasıl suç olur?

Osmanlı Devleti, Avrupalı düşünürlerin ateş topuydu. Onu ne ellerinde tutabiliyor, ne de orta yere bırakabiliyorlardı. Ellerine aldıklarında yakıyor, bıraktıklarında ise karanlıklar içinden gözlerini üzerinden ayıramadıkları bir avuç köz gibi dikkatlerini hep üzerine çekiyordu. Makyavel de, Montaigne de, Voltaire, Locke, Leibniz, hatta 19. yüzyıldan John Stuart Mill de "Osmanlı" fenomeninden gözlerini alamamış, en azından ona lakayd kalamamışlardır. Çağdaş düşünürlerden John Gray'in "Two Faces of Liberalism"inde bile Osmanlı hayaletinin sinsice gezindiğini görmemek için kör olmak lazım. Montesquieu'nün derdi, çıkarları zedelenen sınıfına yeniden itibar kazandıracak despotik olmayan bir yönetim tarzını Fransız Kralı'na hatırlatmaktı ve bu işi, ahlak dışı bir yoldan, Osmanlı'yı kullanarak yapıyordu. Böylece Baronumuz, Osmanlı Devleti'nde vergilerin Avrupa ülkelerine göre düşük olmasını bir meziyet olarak değil, bir kusur olarak görecektir.

Montesquieu, "Kanunların Ruhu"nda "Despotik idarelerde vergilerin çok hafif olması gerekir. Böyle olmasaydı toprağı işleme zahmetine kim katlanırdı?" diye yazar, ardından da, vergi cezalarının Avrupa'da, Asya'da olduğundan daha ağır olduğundan söz eder. Ona göre, Avrupa'da vergisini ödemeyen tüccarın malına, gemilerine, hatta arabalarına bile el konulur, oysa Asya'da bunların hiçbiri olmaz. Bunlardan hangisi daha despotiktir sizce? Vergi cezasını tahsil etmek için tüccarın nesi var, nesi yoksa alan bir devlet mi despotik sıfatını hak etmektedir, yoksa onun malına mülküne saygı duyan bir devlet mi? Köşeye sıkışan filozofumuzun Doğu despotizmi iddiası tam boşa çıkmak üzereyken, imdadına bu defa Avrupa'da tüccarı koruyacak hakimlerin olduğu, buna mukabil Asya'da, vergi almak için baskı yapanların bizzat despotizmin mensupları olduklarından "zulmün kendi kendini frenlediği" ve "bir çeşit yumuşaklığa yönelmek zorunda kaldığı" yolundaki yalapşap tezi yetişir.

Bu nasıl despotizmdir Montesquieu?

Ben yine şaşkınım: Kendi kendini frenleyen ve vergi cezalısı olan tüccara bile bir çeşit yumuşaklıkla davranan yönetim mi despotizm sıfatını daha çok hak etmektedir, yoksa tüccarın malına, gemilerine, arabalarına kadar el koyan bir yönetim mi? Burada lafı doğrudan Osmanlı'ya getiren Montesquieu, Türkiye'de gümrükte yalnız bir giriş resmi alındığını, bu vergiyi ödeyen bir tüccara Osmanlı topraklarının boylu boyunca açıldığını söyler. Yanlış mal beyanında bulunsa bile tüccarın malına ne el konulur, ne de vergileri artırılır. Bu mantığa göre, tüccar en büyük ticaret serbestisini despotik memleketlerde bulur! 'İyi de bu nasıl bir despotizmdir, bay Montesquieu?' diye sormak gerekmez mi?

Sevimli solcu papağanlarımız senelerce Engels'in Osmanlı ajitasyonlarını bize kendi orijinal görüşleri gibi aktardılar. Buna göre, göçebe olan Osmanlıların en büyük meziyeti, artık ürüne el koymaları imiş. Önce kervanları soymakla işe başlamışlar, "biraz medenileştikçe" tüccarın malına her türlüsünden keyfi ve baskıcı bir şekilde el koymuşlar, yani yüksek vergileri insafsızca uygulamışlar imiş. Ben de buradan soruyorum: Keyfi ve yüksek vergiler konulduğu için Osmanlı'yı barbarlıkla suçlayan Engels mi, yoksa onu düşük vergi uyguladığı için despotlukla suçlayan Montesquieu mü haklıdır? Ve bu iki görüşü "Osmanlı despotizmi" çatısı altında bir araya getirmeyi beceren solcu ve liberal aydınlarımız ne kadar aydın sayılmalıdır?

Anlayacağınız, Osmanlı kurdun suyunu bulandıran kuzudur ve vergileri düşük uygulaması da, yüksek uygulaması da onu yemeyi kafaya koyanların niyetlerine göre kâh barbarlık, kâh despotizm suçlamasına kapı açabilmektedir. Durum bugün de farklı mı sanki?

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 22/08/2004 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:55.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382