Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Nizam-ı Cedid Bosna'da nasıl "Nizam-ı Yezid" oldu?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-04-2007, 11:24   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Nizam-ı Cedid Bosna'da nasıl "Nizam-ı Yezid" oldu?


Bosnalılar Osmanlı yönetimini 'Osmanlı' olarak kalmaya zorluyor, 'Osmanlısın sen, Osmanlı kal' diyorlardı.
Zannediyorlardı ki, İstanbul yine aynı İstanbul'dur, tahtın sahibi yine, babaları kabul ettikleri Fatih Sultan Mehmed gibi ferahlatıcı bir "Ahidnâme" verecektir kendilerine. Ama devran o devran değildir ve yıllardan 1826'dır. Yani yeniçeri ocağının kaldırıldığı Vak'a-i Hayriyye yılıdır. II. Mahmud ulemayı kandırmış, yeniçeri dayanağını ellerinden çekip almıştır. Sıra ulemayı hizaya sokmaya gelmiş, medreseler ve vakıflar merkeze bağlanmış, merkezin, yalnız merkezin dediğinin olacağı bir sürecin eşiğine gelmiştir Osmanlı. Biz buna "modernleşme" diyoruz... Nerede kalmıştık? Ah, evet, İstanbul'daki yeniçeri ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasının üzerinden tam 6 ay geçtiği halde Bosna halkı, bürokratı ve ulemasıyla, esnafı ve dervişleriyle yekvücut olmuş, yeniçerilerine sahip çıkmıştır. Çünkü etrafı kâfirlerle sarılı böyle bir ülkede, aynı zamanda ulemanın, esnafın ve halkın patronluğunu üstlenen yeniçeriliğin kaldırılması demek, Boşnakların savunmasız kalması ve ellerinin kollarının bağlanması demekti. Üstelik başlarında Avusturya ve Sırp gailesi dolaşıp dururken, nasıl olurdu da en büyük dayanakları olan yeniçerileri öldürmelerini isterdi İstanbul? İsteklerini belirten bir mektup yazmışlar ama cevap yerine yumruk yemişlerdir 'Gâvur Padişah'tan. 1826'nın son günlerine girerken Bosna'daki hava aşağı yukarı budur.

Başlangıçta yekvücut olan Bosnalıların direniş gücü, Şerifzade Mustafa Nureddin adlı din adamının, isteklerine red cevabı vermesi üzerine taşlanarak öldürülmesiyle ikiye bölündü. Artık padişah taraftarları ile ona karşı olanlar vardı ve isyancılar kendi içlerinde bölünmüşlerdi. Saraybosna kadısı, etrafına adamlar toplayarak yeniçerilerin sığındığı kaleyi kuşattı ve onları teslim olmaya çağırdı. Şehre girildiğinde idamlar başladı. Yüzlerce elebaşı öldürüldü ve sürgüne yollandı. Şubat 1827'de, Bosna'nın temizlendiği düşünülüyordu.

Ama bu, gerçekte sonun başlangıcıydı. 8 ay süren isyan ve direniş, Bosna halkının Osmanlı'ya değil, Osmanlı modernleşmesine karşı tepkisini ortaya koymuştu. En önemlisi de, Fatih'ten beri kendilerine bir baba şefkatiyle yaklaşmış bulunan devlete karşı güveni zedelenmişti Bosnalıların. Giyim kuşamıyla gâvurluğun sembolü olarak gördükleri Nizam-ı Cedid ordusuna, "Nizam-ı Yezid" (Yezid'in Düzeni) diyen Mustafa Firaki gibi aydınlar da çıkmıştı. Onlar Yezid'in Ordusu'na girmek istemiyor, Hacı Bektaş'a bağlı kabul ettikleri Yeniçeri Ocağı'na sadık kalmayı yeğliyorlardı. Yalnız Bosna'dakiler değil, hatta, çok ilginçtir, imparatorluğun çeşitli bölgelerinde görev yapan Bosnalı alimler de modernleşmeci reformlara muhalefet ediyorlardı. Velhasıl Bosna, tek başına muhalefeti temsil ediyordu 'Gâvur Padişah'ın reformları karşısında.

Bosna cephedeydi ve Bosna halkı "gâzi" idi. 1683 Viyana bozgunu, en büyük darbelerden birisini Bosnalılara indirmiş, doğrudan ateş hattında kalmışlardı. Bu durumda, kendi savunmalarını düşünmeleri, yani sonunun ne olacağı bilinmeyen reformlar karşısında muhafazakâr bir tavır almaları, anlaşılır bir şeydi. Sonuçta, Avusturya sınırını bekleyenler onlardı. Elbette ki, "Kapudan" denilen Bosnalı komutanların yerleşik çıkarlarını tuzla buz ediyordu yeni ordunun kurulması. Onların tavırları, "Bosna'yı Bosnalılardan daha iyi kimse savunamaz" şeklinde özetlenebilir. Devletin asilere yönelik sert uygulamaları, halkın İstanbul'a olan güvenini bir kere daha zayıflatmıştı. Zaten fes ve Avrupaî üniformalara diş bileyen Bosna halkı, Osmanlı'nın Müslümanlığından şüphe eder hale gelmişti. Bu bid'atlerin Müslüman bir devlet olarak bağlandıkları, hatta kendilerini Müslüman yapan ve İslam'ın "bu" olduğunu öğreten Osmanlı'da ne iş vardı? Ve 1829'da Ruslara yenilen Osmanlıların, kendilerine sorma gereğini bile duymadan Boşnakların ikamet ettiği 6 nahiyeyi Sırplara teslim etmeleri, bardağı taşıran son damla oldu. Nihayet 1831'de, halkın "Bosna Arslanı" ilan ettiği Gradaçaclı Hüseyin Kapudan'ın ayaklanması patlak verdi.

II. Mahmud'a 'Gâvur Padişah' denilmesi, gerçekte onun reformlarına kuzu kuzu teslim olan İstanbul ulemasının değil, Bosna ulemasının bir yakıştırmasıdır. Sonradan Müslüman olan Boşnaklar, kendilerini Müslüman yapan devlete yakıştıramıyorlardı yaptıklarını ve onu 'Osmanlı' kalmaya zorluyorlardı. Devletin kendilerini koruyacağına da inanmıyorlardı artık. İş başa düşmüştü. Kapudanlar, ayan, beğler, ulema ve şehir ahalisi 29 Mart 1831'de Vezirler Şehri diye bilinen Travnik'te toplanarak meseleleri görüştü. Şûrâda, Bosna'ya, tıpkı Sırplara verildiği gibi özerklik tanınması ve bunun için de isyan edilmesi kararlaştırıldı. Osmanlı valilerini reformlardan vazgeçip eski düzene dönmeye zorlayacaklardı. II. Mahmud'un reformlarına karşı olan yalnız kendileri değildi. İşkodralı Arnavut beğlerinden Mahmud Paşa Buşatlı da en sıkı muhaliflerdendi. Sonuçta onunla da anlaşarak Mayıs 1831'de isyanın düğmesine bastılar. Ok yaydan çıkmıştı bir kere. Arnavut ve Boşnak kuvvetleri İstanbul'a doğru yola çıktı. Önce Kosova üzerine yürüdüler ve Necip Fazıl'ın "sahte kahramanlar" arasına yerleştirdiği Tanzimat'ın mimarı Mustafa Reşid Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu perişan ettiler. Üsküp'e çekilen Reşid Paşa, asilerle anlaşma yolunu denedi. Savaşmayı iyi bilen Boşnaklar, Osmanlı diplomasisinin tuzağına düşmüşlerdi. Bu, aslında kurnazca bir planın parçasıydı. Görüşmeler uzadıkça Arnavutlar devreden çıkarıldı ve Boşnaklar yalnız bırakıldı.

Oysa Bosna kuvvetlerinin istekleri, açıktı: Şeriata ve Hanefi mezhebine aykırı olan üniformaların kaldırılması, Bosna'da reformlardan önceki sisteme dönülmesi, Bosna bölgesinin Sırp tehditlerine karşı korunması, devletin isyancılardan özür dilemesi ve Bosna'ya yerli beğlerden bir vali atanması. Osmanlı taktikleri, isyancılar arasında aykırı seslerin çıkmasına yol açtı. Liderlik bölündü ve ağustos ayında Boşnaklar bir sonuç alamadan memleketlerinde döndüler. Ama işin ardını bırakmayan Boşnaklar bu defa bir ay sonra Kapudan Hüseyin Paşa'nın Bosna Valisi yapılmasını kararlaştırdılar ve ona bağlılık yemini ettiler. Hatta bu ciddi yemin, Saraybosna Kadısı tarafından Şer'iyye Sicillerine işlendi. İstanbul'a bir "ilam" gönderildi. İlamda asilerin hükümetten taleplerini ve Hüseyin Kapudan'ın valiliğini kabul etmesi isteniyordu.

II. Mahmud, cevap vermek yerine, Bosna kuvvetlerinin üzerine 40 bin kişilik bir ordu göndermeyi tercih etti. Sonunda, 1832 Haziran'ında Osmanlı ordusu Saraybosna'ya girmeyi başardı. İstanbul'daki yeniçeri ayaklanmasının üzerinden tam 7 yıl geçmişti...

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 08/08/2004 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:44.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382