Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Bir dünya gücü olarak Osmanlılar

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-06-2007, 20:20   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Bir dünya gücü olarak Osmanlılar


“Ordumuz, 1917’de trajik bir savaşın ardından terk ettiği topraklara şimdi barışı sağlamak için dönüyor. İçinde bulunduğumuz coğrafyada bu, kaçınılmaz tarihi bir görevdir… Bizim açımızdan 1917’de kapanan bir sayfa, başkaları tarafından yeniden açılıyor… Bu ordunun ne olduğunu, belki içimizdeki bazıları unutmuş olabilir. Ama emin olunuz ki, sınırın ötesindeki insanların hafızası bu konuda bizimkinden çok daha güçlüdür” (Hürriyet, 8 Ekim 2003).
Ertuğrul Özkök, Irak topraklarına asker gönderilmesi tezkeresinin Meclis’ten geçmesi üzerine Yeni-Osmanlıcı üslubun dalgalanmasına bırakmış kendisini, Irak halkının Osmanlı/Türk askerî sürekliliğini “bazı” aydınlarımızdan daha iyi bildiğini hatırlatıyor.

Irak halkının bilip bilmediği konusunda bir fikrim yok ama en azından tarihçiler, özellikle dünyadaki Osmanlı tarihçileri tarihimize bizden daha komplekssiz, daha dürüstçe ve daha objektif bir şekilde yaklaşabiliyorlar tarihimize.

Örnek mi? Sık sık verdiğim pek çok ismin yanına bugünden itibaren Palmira Brummett’i de kaydedin derim. Brummett, “Bir dünya gücü olarak Osmanlılar: Osmanlı deniz kuvvetleri hakkında bilmediklerimiz” başlıklı makalesinde (OM, 1, 2001) yaygın olan Osmanlı deniz gücünün hiçbir zaman bir dünya gücü haline gelemediği tezini çürütmeye girişiyor.

Soruyor: Bu imparatorluk doğu Akdeniz’i kontrolünde tuttu, Rodos’u fethetti, Venedik gibi asırların büyük bir deniz gücünü berhava etti, hatta Hint Okyanusu’na seferler başlattı ama Osmanlı bir dünya gücü değildi, öyle mi?

Dünya tarihçiliği Osmanlıların denizle ilgilenmesini arızî bir gelişme saymış ve İnebahtı yenilgisinden sonra bir daha Osmanlı yöneticilerinin denizle ilgilenmedikleri yazılıp çizilmiştir. Hatta Osmanlı askeri gücünün temelde bir kara gücü olduğu ve denizciliğe fazla yatırım yapılmadığı neredeyse bir dogma olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden de Osmanlıların Avrupalı “balina”ya karşı kendini savunan bir “fil” olduğu benzetmesi yapılmıştır.

Bu varsayımları şöyle sıralıyor yazar:

1. Osmanlı deniz gücü kısa ömürlüydü.

2. Osmanlı askerî gücü temelde bir kara gücüydü.

3. Osmanlı deniz gücü, tali önemdeydi.

4. Osmanlı deniz seferleri sadece cihad amaçlıydı.

5. Osmanlılar hiçbir zaman kendilerini hakiki bir deniz gücü haline getirecek teknolojileri uyarlayamadılar veya benimsemediler.

Brummett’e göre bunlar “defolu” kategorilerin eseridir ve gerçeklikten çok efsaneye hizmet ederler. Osmanlı deniz gücü hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimiz yanında devede kulak kalır. Mesela Venedik’in deniz gücü hakkında bildiklerimiz ile Osmanlıların deniz gücü hakkındaki bilgilerimizi mukayese edecek halde bile değiliz. Arada o kadar azim bir bilgi farkı vardır.

Peki işin içerisinde bu kadar bilinmeyen boyut varken Osmanlıların bir dünya gücü olmadığını nasıl bu kadar rahatça ileri sürebiliyoruz? Oysa Osmanlıların Çin’e elçi gönderdiklerinden söz ediyor Brummett. Kalküta halkının Portekizli sömürgecileri kovması için Osmanlı gemilerini nasıl özlemle beklediklerinden dem vuruyor. 1560-61’de Aden halkına, topraklarında depolanan onbinlerce tüfeğe sahip çıkmaları için para yardımı yapıldığını aktarıyor belgelerden.

Sonuçta pekala Osmanlıların bir deniz ve dünya gücü olduklarını ve bu gücün kara ordusuna zahire taşımaktan tutun da lojistik destek vermeye kadar pek çok alanda istihdam edildiğini söylüyor. Dahası, bir deniz gücünün sadece fetih amaçlı kurulamayacağını, aynı zamanda ticarî, kültürel, malî vb. çeşitli boyutlarla beraber ele alınması gerektiğini ekliyor.

Brummett daha pek çok şey söylüyor ama bu kadarı yeter. Asıl derdim başka:

Neden biz kendi tarihimize böyle “horgörü” ile bakmaya şartlanmışız? Neden ‘Biz adam olmayız’ teranesini ve yenilmiş bir medeniyetin çocukları olduğumuz dolmasını bu kadar kolay yutmuş görünüyoruz? Ve neden yenilmişlik psikozu bu kadar iliğimize kemiğimize işlemiş durumda?

Lafı şu başımızın belası olan “gerileme” söylemine getireceğim. Okul kitaplarından itibaren çocuklara Kanuni’den beri sürekli gerileyen bir tarihin mensubu olduklarını öğretirsek, bugünkü dünyada başı dik dolaşma şansları olabilir mi? “Battık, bittik” edebiyatının zararlı sonuçlarını ve meydana getirdiği aşağılık kompleksinin ulaştığı marazî boyutları görmek için Süreyya-Tomaşova yarışını nasıl algıladığımıza veya Apo yakalandığında İtalyan marka buzdolaplarına nasıl davrandığımıza bakmak yeterli olacaktır.

Tarihimizi bir beceriksizlikler ve gülünçlükler sirki olarak sunmak yerine yenme-yenilme kıskacından kurtarıp kanlı canlı insanların, tıpkı bizim gibi yaşayan varlıkların macerası olarak anlatabilirsek hafızamız kendi gücümüz ve değerimiz konusunda daha donanımlı ve hazır olacaktır.

Özkök’ün yazısında dediği gibi, sade Irak halkının değil, bizim de kendi gücümüze inanmamız ancak böylelikle mümkündür.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 12/10/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:44.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382