Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Ramazan’ın yakılan yüzü

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-06-2007, 20:30   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Ramazan’ın yakılan yüzü


Kantolar, ortaoyunları, düetler, tiyatro kumpanyaları, Hayalî Küçük Ali’ler, Jerfin Hanımlar, Direklerarası’nın türlü eğlence mekânları ve kadınların göz süzerek gönül avladıkları, erkeklerin piyasa yaptıkları Ramazan akşamları...
Önce radyo, sonra TV’nin Türk ailesine pompaladığı geçmiş Ramazan imajı aşağı yukarı böyle bir şey. Sanki bütün İstanbul halkı sokaklara dökülüp o tiyatro salonu senin, bu kantocu benim, tur atmaktadır.

“İyi güzel de, bunların içinde Ramazan nerede, gören var mı acep?” diye sormak gerekmez mi? Nerde şu otobüslere doluşup camileri, türbeleri, yatırları ziyaret eden Anadolu kadınları, her zaman oruca saygı için olmasa bile azalan müşteriler yüzünden yılın bir ayında kapanan meyhaneler, çocuk iftarlarının doyumsuz heyecanları, tam iftar vakti komşunuzun mutfağından kanatlanıp sofranıza konan sıcacık çorbalar, mahyaların şehrin karanlık gecesine açtığı nur menfezleri, o uzun; ama bittiğinde içimize bir insan gibi bağdaş kurduğunu hissettiğimiz teravihler, fakir fukaranın hatırlandığı yardımlaşma seferberliği, bütün yıl kirden pastan kapanan manevî gözeneklerin Ramazan ayı boyunca yavaş yavaş açıldığının hissedilmesi?

Orwell’in “1984”ündeki gibi, adeta Ramazan’ın hakiki görüntüleri arşivlerde imha edilmiş ve yerine adı Ramazan olan sahte birtakım nesneler konulmuştur.

Oysa İstanbul’u Ramazanlarda “bir özgürlük sisi”nin sardığını söyler Théophile Gautier. Özgürlük, hem de Ramazan’da? Hepimize biraz dudak büktüren bu sözler, bu romantik babanın bizi yanıltmak için seçtiği bir kurgu olabilir mi? Bir yasak ve haram çetelesine indirgenmiş olan hakiki Ramazanlarımız, bu gezginin satırları arasından bize selam yolluyor olabilir mi?

François Georgeon, sorularımıza “Evet özgürlük” diye cevap veriyor, “çünkü öncelikle Ramazan ayında daha fazla ‘boş zaman’ vardır. Ramazan şehirde çok daha büyük bir hareketlilik demektir. İstanbul sakinleri için gezme fırsatları artmıştır.”

Ama Ramazan yalnız bedensel özgürlük değil, zihinsel özgürlük ayıdır da. Özgürlüğüne kavuşturulmuş sözlerin ayıdır. Paslanmış diller politikadan fıkha, ticaretten yaz ve kış Ramazanlarının mukayesesine kadar yığınla sözü Ramazan akşamlarında İstanbul semalarına azad ederdi.

Kimi seyyahlar Ramazan’a “âşıklar ayı” ismini takmış, kimisi de onu hoşgörü idealinin heykeli olarak alkışlamışlardı: “Bu kozmopolit şehirde, bu şölen gecelerine her dinden insan katılır… Bütün dinler Müslüman neşesine iştirak eder.”

Üç semavî dinin mensuplarının iftar sofralarında nasıl yan yana diz çöktüklerini görmek isteyenlerin 19. yüzyılın orta halli bir memuru olan Said Bey’in hayatına bakmaları yeterlidir. Nitekim padişahlar da iftar ve bayram sofralarına diğer dinlerin reislerini davet etmekte bir beis görmezlerdi.

Oruç ayı, ‘Kutsal’ın özgürlük alanının genişlediği bir zaman dilimini işaret eder. Ramazanlar, insanın iç özgürlüğüne, fani âlemin geçiciliğine ilişkin aslî bilincin yeniden diriltildiği ve insanı özüne yabancılaştıran ne kadar eklenti varsa bir bir temizlendiği özel bir arınma dönemi, Kur’ân-ı Kerim’in ve İslam Peygamberi’nin gönüllerimizi, evlerimizi, şehirlerimizi şereflendirdiği bir aydı. Bu duyguyu en iyi yansıtan metin, rahmetli Süheyl Ünver’in sadık kaleminden taşmıştır sayfalara: “(Ramazanlarda) sanki Peygamberimiz şehirlerimize gelir, hepimizin saadet ve fakirhanemize ruhen misafir olur. Asıl bayram, Ramazan bittikten sonra değil, bizzat Ramazan’da olur. Öyle ki bu bayram, senede bir ay gelir ama onun gelmesi tam 11 bayram sevinci içinde geçer. Her hakiki Müslüman’ın gönlünde Allah korkusu kadar Ramazan sevgisi de yer etmiştir. Bayram değil, Ramazan düğün ayıdır. O düğüne herkes müştaktır. ‘Ramazan’a çok şükür 10 ay kaldı’ diye (ona) bir ay daha yaklaşmanın sevinciyle gözleri yaşaranları bilirim.”

“Hay Allah, Ramazan da gelmiş” sözünü bu kadar sık duyduğumuz bir dünya ile onun bütün bir hayatı çekip çevirdiği zamanları kıyaslamak ne kadar mümkündür, siz karar verin.

Özetle Direklerarası eğlenceleri, sadece 1860’lardan 1920’lere kadar devam etmiş olup İstanbul Ramazanlarının bütününü kapsamaz; ve dahi bütün İstanbul halkının değil, daha çok orta sınıf, alafrangalaşmış Osmanlı memurlarının Ramazan’ın getirdiği özgürlük havasından yararlanarak takıldıkları orta halli bir eğlence anlayışıdır. Gerek ondan önce, gerekse aynı yıllarda İstanbul’da bambaşka Ramazan eğlenceleri mevcuttu ve bu eğlenceler Reşid’in kahvesindeki dumanlı şiir akşamlarından Beyazıt Camii’ndeki Mesnevi halkalarına kadar uzar giderdi. Ne yazık ki sahip çıkılmadıkları için hafızamızdan bir bir kayıp gitti bu görüntüler ve yerini bu yoz eğlence imajına bıraktı

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 02/11/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:50.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382