Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Halkın Valisi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-07-2007, 13:38   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Halkın Valisi


Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun fotoğraflarına bakıyorum da, gülerken bile acı sızıyor yüz çizgilerinden. Ve Edip Cansever’in mısraları gelip kuruluyor fotoğraflarının altına:

Gülemiyorsun ya, gülmek

Bir halk gülüyorsa gülmektir.

Asırlık, hatta birkaç asırlık acılar dal dal sarkıyordu halkın göğsünden onun resmine doğru. Bu resimdeki yüzde tanıdık bir şeyler vardı. Epeyce eskilerden ama yine de tanıdık bir şeyler...

Yıl kaç mı? 1719 olmalı.

Musul’dan bir vali, adı Moralı Ali’dir, vergilerini henüz toplamıştır ki, tayini başka bir yere çıkmıştır. Şehri terk etmekteyken esnaf çevirir valinin etrafını. “Sen” derler, “çekip gideceksin ama yeni gelen vali de gelir gelmez bizden vergi toplamaya kalkacak. Topladığın vergileri iade et de iki defa vergi ödeyip belimiz bükülmesin.”

Vali reddeder ahalinin bu arzusunu ve apar topar terk eder şehri.

Yeni vali şehre vardığında ayan, yani şehrin servet ü saman sahipleri çevirirler etrafını ve gereken vergiyi bir an önce toplamasını isterler. Sarı Mustafa ise adaletin saf şerbetini içmişlerdendir. Toplar ayanı ve onlara önce kuş eti ziyafeti çeker. Tabii karınları doymaz. Ardından içi pirinç doldurulmuş kuzu gelir önlerine. Bir güzel yumulurlar bu leziz taama. Tıka basa doyururlar karınlarını.

Artık sıra verilecek derse gelmiştir. Vali, onlara günün mana ve ehemmiyetini hikmet imbiklerinden damıtılmış şu sözlerle anlatır:

Esnaf ve zanaatkârdan toplayacağımız vergi, şu yediğiniz kuş eti gibidir, ne bizi doyurur, ne de esnafı memnun eder. Şu hassas durumda onlardan toplayacağımız her kuruş, bizim kursağımıza yetmediği gibi onlar için de tam bir yıkım olur. Ama aynı vergileri “kuş”lardan değil de doldurulmuş kuzuya benzeyen sizlerden, sadece üç kişiden toplamak daha kolay. Ne de olsa Kıyamet Günü’nde, üç bin kişiyle uğraşmaktansa üç kişiyle uğraşmak yeğdir.

Gözünü zanaatkârdan toplanacak paraya dikmiş olan zenginlerin nasıl bir şok geçirdiklerini tahmin edersiniz artık.

Washington Üniversitesi’nden Osmanlı tarihçisi Dina Rızk Khoury, bu olayı naklettikten sonra şunları ekler: Osmanlı sisteminin özü, halkın çıkarlarıyla devletin çıkarlarının bağdaştırılmasında yatmaktadır. Yani öyle bildiğimiz gibi, halkın bütün kaderi iki dudağı arasında olan zalim valiler kural değil, istisna idi. Hem de 19. yüzyılın üçte birine (1834) kadar yayıyor bu kanaatini araştırmacımız. Yani bizim gerileme dönemi diye tarihin çöplüğüne fırlattığımız yıllarda oluyor bunlar.

“Özünde erken modern dönemde Musul’daki devlet–toplum ilişkileri, uzlaşmaya dayanıyordu.” Khoury’nin Musul örneğinden kalkarak çizdiği tablo, bizim devlet–merkezli tarihçiliğimizin yanılgılarını gösteren bir ayna adeta.

Bu aynaya yakalanan bir başka çarpıcı örnek, 1638’de Dördüncü Murad tarafından Safevilerden geri alınan Bağdat topraklarında çıkıyor karşımıza.

Gerek Naima’nın tarihine yansıyan ekonomi hakkındaki görüşleriyle, gerekse Bağdat Valiliği sırasında gösterdiği teşebbüs performansıyla sıradışı bir Osmanlı valisidir Derviş Mehmed Paşa.

Paşa, ilk işi olarak Bağdat’ta tarımsal üretimi artırmak için girişimlerde bulunmuş. Bedevi kabile şeyhlerini toplayıp onları boş durmakta olan toprakları tarıma açmaya ikna etmiş. Kuzey Irak’a adamlarını yollayıp sürülerle koyun aldırmış ve kendi açtırdığı dükkânlarda sattırmış. Ektirip biçtirdiği buğdaydan elde edilen unu işleyen fırınlar açtırmış.

Naima’ya göre onun 3 yıl süren valiliği sırasında herkes hayatından memnunmuş. Çünkü Vali, sayıları on bine varan adamlarını (Kapı Halkı) boş oturtacağına bu işlerde çalıştırmış, böylece onların şehir ekonomisine yük olmadan geçinmelerini temin etmiş. Hem koyunlarını satın aldığı şahıslar, hem de üzerine ufak bir kâr koyup uygun fiyata sattığı koyunları alanlar memnunmuş halinden. Ayrıca Hindistan ve İran’dan inci ve lüks kumaşlar ithal edip onları adamları vasıtasıyla imparatorluğun diğer bölgelerine pazarlarmış. Böylece “halk temel ihtiyaçlarını ucuza karşılayabildiğinden, tüccarlar kumaşı pazarlayıp kâr ettiklerinden, aşiretler koyunlarını satıp para alabildiklerinden, bedevi kabileler de tahıl üretiminden pay aldıklarından” hallerinden gayet memnunmuş (Metin Kunt, Toplum ve Bilim, sayı: 2, Yaz 1977).

Rahmetli “halkın valisi” Yazıcıoğlu’nun yaptıklarını hatırlayınca, onun Sarı Mustafa ve Derviş Mehmed Paşa’nın soyundan geldiğini görüyor ve her şeye rağmen bu damarın kurumadığına seviniyorum. Bir örnek az gibi gelebilir size ama, bildiğiniz gibi “Az, çoktur”.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 14/09/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:27.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382