Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Mars altında Osmanlı sohbeti

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-07-2007, 18:37   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Mars altında Osmanlı sohbeti


İstanbul’dan başkasını gözü görmeyen güzide basınımız bulutların gadrine uğrayınca “Mars Türkiye’den görünmedi” manşetlerini solumuş. Öyle ya, İstanbul’dan gayrı ne var ki Türkiye’de? Oysa Mars o gece Uşak semalarını başka yıldızlarla paylaşma yarışındaydı. Uzun zaman “yedi kandilli süreyya”nın tepesinden seyretti bizi. Vedalaştığımızda gecenin 2’siydi, astigmatlı gözlerime bir yıldız gibi mızraklı gülümsediğini hatırlıyorum.
O, lacivert gökyüzünde kulaç atarken ben de aşağıda bir avuç genç insana Osmanlı tarihinin yol haritasını çizmekle meşguldüm. Mars’ın soluk ışığı altında, ılık bir yaz rüzgârı eşliğinde 30 civarında meraklı tarih öğretmeniyle Osmanlı tarihinin bilinmeyenlerini keşfe çıkmıştık. Sorular ve cevaplarla kızışan sohbet ertesi sabaha sarktı. Kahvaltının ardından yeniden çıktığımız tarih yolculuğu sorularla o kadar uzadı ki, otobüsü kaçırdığımın farkında bile olamadım.

Yıllardır derslerde aynı şeyleri anlata anlata gına getirmiş olan öğretmen kardeşlerim, Osmanlı tarihine ilişkin mevcut bilgi ve yaklaşımları alt- üst etme çabam karşısında heyecana geliyor ve sorularıyla beni daha çok konuşmaya zorluyorlardı.

Belli ki bariz bir açlık içerisindeydiler. Mevcut tarih bilgilerinin yetersizliğini ve tek–yanlılığını, yavanlığını ve hatta yanlışlığını biliyorlar ama bunları bir sistematik bakış içerisinde yoğuramıyorlardı. Açıkçası, tarihte bir bakış (paradigma) değişikliğine ihtiyaç olduğunu biliyor; ama bunun nasıl olacağına ilişkin bir “yol haritası” bulamıyorlardı.

Kendilerine genelde tarihçiliğin, özelde ise Osmanlı tarihçiliğinin neredeyse bir “devrim” sürecinde olduğunu ve bu sürecin sonunda bambaşka bir Osmanlı tarihi tablosu ile karşılaşmamızın sürpriz sayılmayacağını anlattım. Bildiğimizden çok farklı bir Osmanlı tarihini yazmak için zeminin yavaş yavaş hazırlandığını söyledim. Ve güçlü bir sentezin eli kulağında, dedim.

Mars, bütün balık burcunda olanları, bu arada beni fena halde etkisi altına almış olmalı ki, konuşmaların heyecan dozu zaman zaman yükseliyor, karşımda karanlığa gömülü gözler her geçen dakika biraz daha aydınlanıyordu.

Rüzgâr saçlarımı dağıtıyor, Mars’ın kılıcı yeniçerileri doğruyordu.

Mesela, dedim, yeniçeriliğin kaldırılması... Hain, savaşmayı unuttuğu ve esnaflaştığı, ikide bir şehirleri basıp kadın kız demeden kaçırıp tecavüz ettiği iddia edilen ve isyanlarına lanet okunan “yeniçeri umacısı”, bize anlatıldığı gibi olabilir miydi sahiden de?

Yeniçeri aleyhtarı söylem ne zaman doğdu? 1826’da yeniçerilerin kaldırılması, 1838’de İngilizlerle yapılan ve Osmanlı ekonomisini en azından ilk aşamada şoka uğratan serbest ticaret antlaşması arasında bir bağlantı yok mu sizce? Ya hemen arkasında gelen 1839 Tanzimatı, yeniçeri ocağı kaldırılmamış olsaydı uygulanabilir miydi?

İşte daha 10 gün önce Hasan Cemal, “Türk silahlı kuvvetleri yeniçeri ocağı değildir ve olamaz. O günler Osmanlı’da kaldı. Atatürk tarafından tarihin çöp tenekesine atıldı” diye yazmadı mı? Bu, yeniçeri ocağını Atatürk’ün kaldırdığı anlamına gelmediğine göre 1908’de bir başka “yeniçeri kalkışması”nın başı olan Cemal Paşa’nın torunu Hasan Cemal ne demek istemiş olabilirdi? Dedesini mi eleştiriyordu yoksa Osmanlı’yı mı?

Oysa yeniçeriliğin böylesine aşağılanması, itilip kakılması, her türlü yeniliğin önünde bilinçli bir engel olarak takdimi, yani modernleşme maceramızın günah keçisi olarak yaftalanması ne kadar geçerli temellere oturur?

Cevdet Paşa, “yeniçeri ocağı Osmanlı sisteminin kalbiydi” derken, resmi tarihçiliğin ötesine giderek bir bakıma II. Mahmud’un yaptığı yeniçeri katliamını eleştirir. Yeniçerilik sistemin kalbiydi; çünkü birçok sosyal grubun içine kök salmıştı. Esnaf loncalarının olduğu kadar ilmiyyenin de, bu arada asker–sivil bürokrasinin de içinde ayakları bulunan yeniçeri ocağı, geleneksel Osmanlı sisteminin çimentosuydu. Esnaf veya ulema, yönetimden memnun olmadığında tabiatıyla yeniçeriler bu tabakaların içerisinde bulundukları rahatsızlıktan hemen haberdar oluyor ve “kazan kaldırıyorlar”dı. Kazan kaldırmak, zannettiğimiz gibi kötü bir şey değil, bir yerde kamuoyunu harekete geçirmeye dönük girişimlerin sembolik başlangıcıydı.

Şimdiki gibi basın ve iletişim araçları olmadığı için ancak kazan kaldırılınca ayılabiliyordu yönetim aygıtı. Bir yerde yeniçeri isyanlarının çoğu, kanlı mitinglerdi. Tıpkı bugün sendikalar, dernekler vs. taleplerini yönetime ancak meydanlara döküldüklerinde hatırlatabiliyorlarsa, o sisteme göre de ancak yeniçeriliğin önderlik ettiği kalkışmalardan bir sonuç alınabiliyordu.

Yeniçeri isyanlarının aslında birer miting olduğunu söyleyince bir öğretmen arkadaşın tepkisini hiç unutmayacağım: “Kafamızdaki bütün tarih bilgileri altüst oldu.” Ben de, “Henüz hepsi değil” cevabını verdim. Daha sırada düzeltilecek o kadar çok hata var ki.

Mars altındaki Osmanlı sohbetinin özü, tarihin yüzüne giydirilen maskelerin sıyrılması için daha çok çalışmamız gerektiğiydi. Tarihin maskeli balosunda neyin yalan, neyin hakikat olduğunu ancak böylelikle öğrenebilirdik çünkü.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 07/09/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:24.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382