Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Cumhuriyetimiz 300 yaşında!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-07-2007, 21:36   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Cumhuriyetimiz 300 yaşında!


İki şey var ki, geçmişimizin olduğu kadar bugünümüzün de üzerine kalın bir örtü çekiyor. Birincisi “gerileme”, ikincisi de “despotizm”. Aslında bu iki ‘kavramsal hapishane’ de birbiriyle derinden ilişkili.
Son 300 yıldır, Viyana bozgunundan itibaren ele gelir hemen hiçbir şey ortaya koyamadığımız ve irademizin Avrupa’nın eline geçtiği iddiasını o kadar kesin bir üslupla dile getiriyorlar ki, onu bir “iddia” değil, tarihin ta kendisi zannettirmeyi başarıyorlar.

Osmanlı’nın despotizmle yönetildiği, padişahların astığı astık, kestiği kestik despotlar olduğu, bu despotizm geleneğinin Cumhuriyet’in içinden geçerek bugüne kadar geldiği ve demokrasi yolunda bir türlü görkemli adımlar atamayışımızın temelinde iliklerimize işlemiş bulunan bu despotik geleneğin bulunduğu her Allah’ın günü tekrarlanıyor. Bu kadar tekrarlanınca da, ister istemez kendi söylediğimiz yalanlara inanmaya başlıyoruz.

Bu iddialar genel kabul gördüğünde büyüleyici bir tesir yapıyor üzerimizde. Kendimizi gerilemenin son halkası ve iflah olmaz bir despotizmin kulları olarak resmetmeye başlıyoruz. Kendi dilimizle kendimizi köleleştiriyor, ayaklarımıza bukağıyı kendi ellerimizle vuruyoruz.

Kelimeler önemlidir. Özgürleştiren kelimeler kadar zincire vuran kelimeler de vardır ve gerileme ile despotizm bu sonuncu gruptandır.

Tarih bizi özgürleştireceğine köle ruhlu insanlar haline getiriyor, şeklimizi şemailimizi çarpık çurpuk ediyorsa o zaman tarihi de tepeden tırnağa sorgulamaya açmamız lazım gelmez mi? Zira tarih sadece geçmişte “gerçekten” neler olup bittiğini öğrenmek demek değildir. Aynı zamanda geçmişten bugüne hangi karakterlerin, damarların, mecraların açılmış olduğunu da öğretir bize. Bir yerde geçmişte yaşayanların başından geçenleri okudukça kendimizi okumuş oluruz. Kendimizi tarih denilen devasa çayıra salar ve ondan bugüne yansımalar toplarız.

Görünüşte bugünün geçmişe doğru bir uzantısı gibi durur tarih. Oysa üzerindeki kabuğu soyup da altına bakmaya başladınız mı, o pek aşina gelen yüzler karanlığa dalar ve yabancı yüzlerle geri dönerler. Kendi yurdunuz zannettiğiniz geçmiş, ecnebi bir memlekete döner. Ya da aslında o zamana kadar yollarını adımladığınız geçmişin ecnebi bir memleket olduğunu, asıl şimdi kendi ülkenize döndüğünüzü fark edersiniz.

Büyü bozulmuştur ve yeni yüzlerin hikâyesini yazmak boynunuzun borcudur.

İşte size “gerileme” ve “despotizm” yalanlarını çürüten koca bir örnek: 1703 Edirne Vak’ası.

Osmanlı tarihlerinde “hain” ve “nankör” yeniçerilerin veya “fitneciler”in marifetlerinden biri olarak zikredilen bu olay, aslında Osmanlı toplum yapısının 18. yüzyıl başında arz ettiği manzaraya dair son derece öğretici olaylarla doludur.

İstanbul’da esnaf, yeniçeriler, bürokratlar, ulema, kısacası başkent sakinleri, uzun bir ihmal edilmişlik döneminin ardından Edirne’de oturan padişah II. Mustafa’ya kendi meseleleriyle ilgilenmesi için müracaat ederler. Ancak padişahı halktan tecrit eden demir duvarı delemezler bir türlü. Şeyhülislam Feyzullah Efendi, padişahı Edirne’de bloke etmiştir (büyü yaptığı bile söylenir). Toplumsal taleplere çözüm mekanizmasının başında bulunan padişahın bu şekilde enterne edilmiş olması bir süre sonra setin arkasında biriken taleplerin patlamasıyla sonuçlanacaktır.

1703 tarihinde Naimâ’nın deyişiyle “sonsuz bir denize” benzeyen onbinler, İstanbul’dan Edirne’ye yürüyüşe geçerler. Padişahla “pazarlık” yapmaktır gayeleri. İstanbul’da kendi aralarında kararlaştırdıkları yöneticilerin tayin edilmesini, vergilerin düşürülmesini ve padişahın artık Edirne’de değil, İstanbul’da oturmasını istemektedirler. Sonuçta II. Mustafa tahttan indirilir ve bu cemiyetin isteklerini kabul ettiğini bildirip İstanbul’da oturacağına söz vermek şartıyla III. Ahmed tahta çıkarılır. Böylece İstanbul’a yatırımların artacağı Lale Devri’nin tohumları Edirne’de atılmış olur.

Tarihçi Naimâ’ya göre Edirne toplantısında, Çalık Ahmed adlı yeniçeri ağası, saltanatın kaldırılabileceğini ve bir “cumhur cemiyeti ve tecemmu devleti”, yani halkın seçimine dayalı bir yönetim şeklinin getirilebileceğini söylemiştir. Bu sözün içerdiği radikallikten ürken tarihçimiz, Ahmed Ağa’yı fesat çıkarmakla itham ederek üzerini kapatır olayın. Ama laf bir kere ağızdan çıkmıştır.

18. yüzyıl başındayız ve Fransız İhtilali’ne tam 86 yıl var.

Osmanlı Devleti bünyesinde bir yeniçeri ağası, Cumhuriyet’ten, seçimden bahsediyor. Bu bir tesadüf olabilir mi? Olmadığını 17 Ağustos 1703 Edirne toplantısını 23 Nisan 1920 Ankara toplantısına bağlayan 200 küsur yıllık paslı zinciri o yabancı ülkeden geri getirdiğimizde daha iyi fark edeceğiz.

Cumhuriyetimizin kökleri, tam 300 yıl önce, bir ağustos günü Edirne’de atılmıştı.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 27/07/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:33.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382