Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı tarihine bir Amerikan bombası!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-07-2007, 21:42   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Osmanlı tarihine bir Amerikan bombası!


Kuşkusuz bizde de yetkin Osmanlı tarihçileri olduğunu söylemek lazım... Bir Kemal Beydilli, bir Mehmet İpşirli, bir Ahmet Yaşar Ocak, bir Mübahat Kütükoğlu, bir Mehmet Genç kolay yetişen tarihçiler değil. Halil İnalcık ve İlber Ortaylı, Şevket Pamuk, Engin Akarlı, Metin Kunt, Huricihan İslamoğlu ve Cemal Kafadar ise yurtdışında da otoritelerini kabul ettirmiş isimler olarak öne çıkıyorlar.
Özetle, Osmanlı tarihi alanında hatırı sayılır bir ağırlığımız var hâlâ.

Diyeceksiniz ki, bunda garipsenecek ne var? Kendi tarihimiz üzerinde ağırlığımızın olmasından daha tabii ne olabilir?

Pek o kadar “düz” bir cevabı yok bunun ne yazık ki. Çünkü öyle görünüyor ki, kendi tarihimizi gerçekten anlayabilmek için Batılı, özellikle de Amerikalı araştırmacıların çalışmalarına muhtaç olacağız bu gidişle.

Bu durumda tarihimiz nasıl “kendi tarihimiz” olacak, biraz şüpheli. Ancak Osmanlı tarihini mevcut oryantalist ve sömürgeci gözlüklerle görmeye devam edersek, tarihimiz giderek koyu gölgelere bürünecek ve onun üzerine ışık düşürmek için başka gözlüklere ihtiyaç duyacağız gibime geliyor benim.

Zaten şimdiden böyle bir akım başladı Batı dünyasında. Yalnız Batı dünyasında mı? Yuzo Nagata gibi Japonlar, Rifaat Ali Abou–El–Haj gibi Ortadoğulular, Abdülcelil Temimi gibi Tunuslular da bu kervana katılmış durumda.

Eskiden ecnebilerin tarihimizi çarpıtmak için yanıp tutuştuklarını söyler, kendi kendimize avunurduk. İşin garibi, şimdi Osmanlı tarihine “onlar”dan daha yabancı gözlerle bakıyoruz.

Mesela şu meşhur “gerileme” iddiası. ‘Kanuni’den sonra geriledik, Avrupa’nın oyuncağı olduk, battık bittik’ söylemi artık fazlasıyla can sıkıcı olmaya başladı. Çünkü dünya tarihçiliği artık bu tartışmaları köhne bir 19. yüzyıl, hadi bilemediniz 20. yüzyılın ilk yarısına ait ilkellikler olarak kabul ediyor. Sınırların daralmasıyla bir toplumun, hele hele bir medeniyetin gerilemesinin hiçbir zaman aynılaştırılamayacağını artık idrak etmemiz gerekiyor.

Mesela Osmanlı’da harem ve kadın konusu. Tonlarca kitap yazıldı. Reddiyeler kaleme alındı. Olur olmaz iddialar ortaya atıldı ideolojilerin burçlarından. Ama bütün bu çalışmaların toz dumanı arasında hakikaten ehemmiyet arz eden eserler gözden yitti.

Bu çığır açıcı eserlerden birisini Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Leslie Peirce’e borçluyuz. Peirce, 1993’te çıkan “Harem–i Hümayun” (The Imperial Harem) adlı olağanüstü başarılı eserinde ‘Harem’in bir zevk ortamı gibi oryantalistçe ele alınmasına karşı çıkarak orayı herhangi bir devlet dairesini inceler gibi kemal–i ciddiyetle anlamaya çalışıyordu.

Peirce, 1997’de yazdığı bir başka makalesinde ise daha kapsamlı bir Osmanlı “kadın tarihi”ni yazacağının ipuçlarını uzatıyordu. Burada “kadın” ve “erkek” gibi saf tipler yerine, “Hangi kadın?” ve “Hangi erkek?” sorularından hareket ediyor ve çocuk, bekâr, gelin, dul, yaşlı gibi yaş kategorilerinin kadın oluşta farklı toplumsal kimliklere tekabül ettiğini, dolayısıyla “Osmanlı’da kadın şudur” diye kestirme bir yargıda bulunmanın son derece yanıltıcı olacağını söylüyordu. (Bkz, Madeline C. Zilfi’nin Brill tarafından 1997’de basılan “Women in the Ottoman Empire” adlı derlemesindeki yazısı.)

Ve son bomba: California Üniversitesi Yayınları’ndan yeni çıkan kitabı “Morality Tales”, 16. yüzyıl Gaziantep (Ayntab) kadı sicillerine dayalı aydınlatıcı bir çalışma. Antep’in bir yılını anlatıyor yazar. Osmanlı hukuk sisteminin mahalli bir mahkemede giriştiği toplumsal adaleti sağlama çabasına ışık tutuyor. Osmanlı hukuk kurallarının yerel talepler ve ihtiyaçlarla nasıl yeniden bütünleştiğine dikkat çekiyor. Hukukun durağan yapısına hayatiyet ve anlam kazandıran bu mahalli yorumların Osmanlı adalet sisteminin esnekliğini gösterdiğini söyleyen Peirce, incelediği dönemde Antep halkının mahkemeyle nasıl bir uzlaşmaya vardığına dikkat çekiyor. Ona göre Antep’teki fertlerin mahkemeyi, karşılıklı haklar ve yükümlülükler temelinde rejimle diyalog kurmanın aracı olarak kullanmışlardır.

Yazarın bir başka iddiası ise Osmanlı mahkemelerinin kadınlara açıklığı. Peirce bize 1540 yılı Antep mahkeme sicillerinden 3 olay anlatıyor. İne, Haciye Sabah ve Fatma’nın başından geçen olaylar bunlar.

Haciye Sabah olayı bir dönemin perdesini kaldırıyor. Haciye Sabah, kadınları aydınlatmak için çırpınan Antepli bir kadın (Haciye, kadın hacı demek). Evet, 1540 yılında böyle bir kadın yaşamış Gaziantep’te. ‘Kendisi bildiklerini çevresindeki kız ve kadınlara anlattığı yetmiyormuş gibi, bir de parasıyla erkek hocalar tutup, kendi evinde kadınlara ders ve vaaz verdirirmiş.

Nasıl? Antep’te? Hem de bir kadın, sivil olarak çevresindeki kadınları eğitmeye mi uğraşıyormuş yani?’ dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Dedim ya, artık tarihe başka nazarlar yöneltmenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Tarihimizin bizim için bile nasıl bir yabancı ülke haline geldiğini görüyorsunuz, değil mi?

Neyse, bu Haciye Sabah adlı kadın bir gün...

Ne yazık ki, yerimiz bitti bu haftalık. Devamını gelecek hafta anlatalım olmazsa.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 10/08/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:39.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382