Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Koçi Bey hangi kartelin adamıydı?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-08-2007, 10:04   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Koçi Bey hangi kartelin adamıydı?


Duraklama, gerileme, çöküş. Bu ithal ve tercüme kavramlara bu denli bağlılık ve hürmet neden? Osmanlı tarihinin yarısından fazlasını, yani 624 yılın neredeyse 350’sini içerisine tıkıştırmaya gayret ettiğimiz bir “kavramlar hapishanesi” içerisindeyiz tarih okurken...
Kimin kavramlarını telaffuz ediyoruz? Daha doğrusu, Cemil Meriç’e bir daha rahmet dileyerek soralım: Kimin deli gömlekleri bunlar?.

Sormaya devam edelim öyleyse; sormaya, yani düşünmeye.

Çağımızın “teorik teröristi” Jean Baudrillard bir yerde der ki: “Tarihimiz de yolunu kaybetti ve yapma bir uydu gibi etrafımızda dönüp duruyor.”

Tarihimiz, bizden uzaklaşmış, yabancılaşmış ve sanki kopmuş bir ada yahut sürgüne yollanmış bir gemi gibi etrafımızda seyrediyor ama bir türlü kara sularımıza giremiyor çünkü önyargısız bir liman bulamıyor.

Vaktiyle, 18. yüzyılda İtalyan Kont Marsigli ve “içimizdeki yabancı” Dimitri Kantemir, “Osmanlı inhitatı”ndan, yani gerilemesinden söz ettiler. Gariptir, bugün biz onlardan fazla savunur olduk bu “iddia”yı.

Hem içeriden bazı “gözlemciler” de “aynı” şeyi söylemiyorlar mıydı? Osmanlı Devleti’nin gerilemekte olduğunu bizzat Osmanlılar da itiraf etmiyorlar mıydı? Bunlar arasında en bilinenleri Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Lütfi Paşa, Gelibolulu Mustafa Âli. Lakin en popüler isim, Koçi Bey.

Koçi Bey’in söyledikleri o kadar ciddiye alınmıştır ki, neredeyse onun “Osmanlı” dediğimiz bu karmaşık yapının röntgenini mutlak bir objektiflikle çektiği zannedilmiştir.

Beraber katıldığımız bir panelde, kendisi işletme hocası olan bir dostumu uyarmak zorunda kalmıştım. Koçi Bey, diyordu, devleti bir işletme olarak düşünüyor ve ondaki aksaklıkları tespit ediyor, sebeplerini deşifre ediyor ve hal çarelerini ortaya koyuyor.

Tabiatıyla işin işletme kısmını bilmem lâkin bildiğim bir şey varsa, Koçi Bey’in söylediklerinin doğruluğuna böylesine şeksiz şüphesiz inanmanın bilimsellikle hiçbir alakasının olamayacağı.

Mesela Koçi Bey’in eleştirdiği değişimlerden birisi, timar sisteminin terk edilip iltizâm’a geçilmiş olmasıdır. Bu değişim, onun tesiriyle hemen bütün kitaplarda bir “bozulma” alameti olarak ele alınmıştır. Peki ama neden “bozulma” olsun bu?

Oysa biliniyor ki, timar rejimi, akçenin kıt, ateşli silahların ise çoğunlukla toplardan ibaret olduğu döneme mahsustur. Nüfusun arttığı, Amerikan gümüşünün akmaya başlamasıyla akçenin bollaşıp değerinin düştüğü, Avrupalı tüccarların mütecaviz ticarî uygulamalara gittiği ve tüfek gibi küçük ve hareketli ateşli silahların yaygınlaştığı bir dönemde timar sistemi verimsizleşmeye, giderek devletin sırtında (şimdiki KİT’ler gibi) kambur oluşturmaya başlamıştır (R. ‘Ali Abou–El–Haj, “Modern Devletin Doğası”, İmge Kitabevi, s. 51–52).

Şunu bilmeliyiz ki, her değişim, birilerini mutlu ederken mutlaka başka birilerini rahatsız eder. Koçi Bey de cereyan etmekte olan değişimlerden rahatsız olanlar zümresine mensuptu. Birincisi, Enderun’da kendisine belletilen yordamların dışına çıkıyordu devlet. İkincisi, mensup olduğu zümre, yani devşirmeler bu değişimlerden zarar görmekteydi.

Ayrıca Osmanlı Devleti, tam da Koçi Bey risalesini kaleme aldığı sıralarda devşirme uygulamasından vazgeçiyordu. Bildiğimiz son devşirme sadrazam, yanlış olarak ilk Osmanlı bütçesini hazırladığı söylenen Tarhuncu Ahmed Paşa’dır ki 1652–53’te görev yapmıştır. Bu fırtınalı değişim ortamında, kendisi de “devşirme partisi”nin bir mensubu olan Koçi Bey feryad etmesin de kim etsin?

Köylülerin, Çingenelerin ve Türklerin “bile” asker yazılmasını şiddetle eleştirmesi bundandır Koçi Bey’in. Bir başka deyişle kendi çıkar grubunun zedelenen ayrıcalıklarını geri getirmek için yazmıştı risalesini: Padişaha, “Eskiden her şey ne kadar güzeldi” hatırlatmasını yapmasının gerçek sebebi de, eskiden olduğu gibi devşirmelerin ayrıcalıklarını tanıyacak bir sistemi idealize etmeye çalışması da bundandır.

Koçi Bey gibi Osmanlı sistemindeki her değişimi bir “bozulma” alameti olarak lanetlemekten ne zaman vazgeçeceğiz? Üstelik neredeyse değişmeyen her şeye diş bilediğimiz bir çağda Osmanlı sisteminin hiç değişmemesi gerektiğini savunmak tuhaf kaçmıyor mu?

Daha da tuhaf olanı şu ki, Osmanlı’yı hem değişmediği, hem de değiştiği için eleştiriyoruz! Şu şu değişimleri gerçekleştirseydi bugün bu durumda olmazdık diye dövünenler de, bir nevi özelleştirme demek olan iltizamı, kapitülasyonları, hatta Tanzimat’ı, bu köklü değişimleri gerçekleştirdi diye eleştirenler de yine bizleriz.

Ne yapsın Osmanlı? Değişsin mi, değişmesin mi?

Artık bir karar vermek lâzım

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 22/06/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 15:04.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382