Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Çelik Gülersoy: Bir reçel damlasındaki mutluluk

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-08-2007, 10:12   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Çelik Gülersoy: Bir reçel damlasındaki mutluluk


Öyle demiş bir yazısında: “Dünyaya armağan ettiğim bir reçel damlası kadar bu küçük eserimle, bütün hüznüme karşılık, yine de mutlu sayılmaz mıyım?” Ve eklemiş: “Dünyada sık savaşlar değil, sevgiler olsa, ön yargılar değil, deneyimler konuşsa, özetle her sokak bir Soğukçeşme Sokağı ve her ev bir Konuk Evi olsa.”
Ajanslardan ekranlara düşen bir habere göre Çelik Gülersoy, geçtiğimiz hafta bir konser sırasında fenalaştı ve kaldırıldığı hastanede hayata veda etti. Basına yansıyan son haber ise cenazesi kaldırılırken keman çalındığı şeklinde oldu. Basın, büyük ilgi gösterdi Çelik Gülersoy’un ölümüne.

Biz Türkler ölümü severiz! Ölüm, başkasının ölümü karşımıza dayanılmaz cazibesiyle çıkar ve biz onun büyüleyici duygu sağanağında yıkanmaya koşarız. Ne var ki sağanak sağanaktır ve en fazla birkaç saat sürer. Sonra, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam eder gideriz.

17 Ağustos depreminde öyle olmadı mı? Oysa o günlerin atmosferine bakan birisi, enkaz üzerinde çırpınan insanların bir daha eskisi gibi olamayacağına, artık şehir kurma iradelerini ellerine alacaklarına kalıbını basardı. Ama sonra..., sonra eski hamam, eski tas.

Turgut Özal’ın da, Barış Manço’nun da, Kemal Sunal’ın da ölüm haberleri geldiğinde aynı duygu sellerinde boğulmadık mı? Ya sonra?

Çelik Gülersoy’u 1996’da tanıdım. Bir röportaj vesilesiyle Turing’deki odasında görüşmüştük. Konu, Boğaziçi’ydi.

Odaya Çaykovski’den notalar dağılıyor ve biz röportaj yapıyorduk. Havada kelimeler notalarla çarpışıyordu. Beylerbeyi’ni anlatıyordu, Boğaz’ın nasıl yağmalandığını, o asırlarca korunmuş olan yeşil ve mavi uyumunun son 30 yıl içerisinde nasıl imha edildiğini. Dikkatimden kaçmamıştı: Bunları anlatırken yüzünü derin bir sızı yalıyordu.

Bu röportajı o zaman yayınlayamamıştım, maalesef hâlâ da yayınlanmadı. Bir ara sevgili Ahmet Kot’a, çıkaracağı bir İstanbul dergisi için verdim ama o dergi de çıkmadı ve röportajım bu çıkmayan derginin dosyaları arasında sırra kadem bastı.

O görüşmeden sonra ne zaman yardım istedimse, beni geri çevirmedi Çelik Bey. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları arasında çıkardığım “İstanbul Armağanı” dizisinde (şimdiye kadar 4 cildi çıktı) “Boğaziçi neydi?” ve “Lâle ve İstanbul” adlı yazılarını yayınladım. Belediye ile en kavgalı olduğu dönemlerde bile yazılarını Belediye’nin yayınları arasında basmak için özel bir çaba gösterdim. Çünkü biliyordum ki, bu kavgalar gelir geçer ama yapılan iş kalır geleceğe.

“İstanbul Armağanı” dizisinde yayınlamayı tasarladığım ama bir türlü kuvveden fiile çıkmayan “İstanbul’un Dinî Mozayiği” adlı kitap için istediğim yazıyı da lutfedip göndermişti. Kitap biraz da benim tembelliğimden yayınlanamadı. Kendisine karşı mahcuptum. Tek tesellim, “İstanbul’da Dinlerin Uyumu” başlığını taşıyan bu güzel yazısını, iznini alarak “Yağmur” dergisinde yayınlamak oldu.

“Reçel damlaları”

Çelik Gülersoy’un en büyük hizmeti, bence İstanbul’un (yalnız İstanbul’un mu, Safranbolu’daki Havuzlu Konak az şey midir?) tarihî dokusuna yaptığı benzersiz katkılardır. 1971’de gerçekleştirilen bir yasal düzenlemeyle “triptik” gelirlerinden bir kısmı Turing’e aktarılmış, böylece kurum, elde ettiği bu gelirle faydalı hizmetler gerçekleştirme imkânını bulmuştur. Bu sayede pek çok güzelliğe tekrar merhaba demiştir İstanbul.

Yurtdışından bir misafiriniz gelse ve size dese ki: “Bu kadar büyük bir medeniyete sahip olduğunuzu söylüyorsunuz. 5 yıldızlı otel yerine bana şöyle İstanbul’un tadını doyasıya çıkartabileceğim bir Osmanlı evi bulur musun?” Aklınıza neresi gelir? Gelmiyorsa ben söyleyeyim: Sultanahmet ile Ayasofya arasında son Osmanlı konaklarından birisi olan Yeşil Ev’e misafirinizi gönül rahatlığıyla emanet edebilirsiniz. Burada pirinç karyolaları ve gaz lambalarıyla, bahçesindeki rengarenk çiçekleri ve havuzuyla misafirinizin kendisini gerçek bir Osmanlı atmosferinde hissedeceğinden emin olabilirsiniz. Peki bu evi turizme kazandıran kişinin Çelik Gülersoy olduğunu biliyor musunuz?

Fenerbahçesi’ndeki Romantika, Sultanahmet’te Geleneksel Türk El Sanatları Çarşısı (eski Cedid Mehmed Efendi Medresesi), Ayasofya’nın arkasındaki Soğukçeşme Sokağı, Yıldız Parkı, Malta Köşkü, Çadır Köşkü, Emirgân Parkı, Pembe Köşk, Çamlıca, Hıdiv Kasrı gibi onlarca eserde yine Çelik Gülersoy’un imzasını görmek mümkün.

Kendisine yönelik bazı eleştiriler yapılmadı değil. Restorasyonlardaki hatalardan tutun da kurumu kişisel işi gibi yönettiğine kadar birçok şey söylendi onun hakkında. Bunlarda haklılık payı da olabilir. Ama çok önemli değil benim için. Neden mi?

Biraz insaf lütfen. Bu eleştirileri yapanların hangisi bu şehre onun kadar hizmet etti? Kaç harap eseri ayağa kaldırmak gibi bir dertleri oldu? Bırakın eser yapmayı, hangi çeşmeye musluk taktıkları görüldü şimdiye kadar?

Bugün nefes alabilmek için Çamlıca tepesine çıkanlar gönül ferahlatan bir ortamda kendilerini yeniden doğmuş gibi hissedebiliyorlarsa, Malta Köşkü’nde lezzetli yemekler yiyebiliyorlarsa, Yıldız Parkı’nda haftalık toksinlerini boşaltabiliyorlarsa bu, Çelik Gülersoy’un reçelinden tattıklarını gösterir. O reçelden tadanlar iflah olmaz bir daha.

İstanbul’a duyulan hasbî bir aşkın 70 yıllık meyvesidir çünkü bu ‘reçel damlaları’.


“Hayatını İstanbul’a adadı”

23 Eylül 1930’da jandarma komutanı olan babasının Doğu hizmeti sırasında Hakkari’de doğan Çelik Gülersoy, 3 yaşındayken İstanbul’a gelmiş. 1958’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş. Ardından kendisinin ve İstanbul’un tarihinde bir kırılma noktası teşkil eden Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nda çalışmaya başlamış. 1965’te kurumun Genel Müdürlüğü’ne getirilmiş. Turing, onun döneminde yeni baştan organize olmuş. Bir dizi park, restorasyon, teknik servis ve film hizmeti gerçekleştirmiş. Bir şehirlilik bilinci ve İstanbul sevgisi uyanması için olağanüstü bir çaba göstermiş.

Çelik Gülersoy’un kaleme aldığı çok sayıda kitap arasında Sultanahmet Camii’ni anlattığı “Mavi Cami”, “Taksim”, “Soğukçeşme Sokağı”, “Çağlar Boyunca İstanbul Görünümleri”, “Lale ve İstanbul”, “İstanbul’un Anıtsal Ağaçları” ve “Nasıl Bir İstanbul?” ilk ağızda aklıma gelenler. Yazdığı eserler kadar, hatta ondan da çok yeniden düzenlediği ve hayata kazandırdığı tarihî eserlerle de adını duyurdu Çelik Gülersoy. Öğrencilik yıllarından itibaren topladığı belge ve kitapları, İstanbul Kitaplığı adıyla kurduğu bir kütüphanede araştırmacıların istifadesine sundu. Şehirde, hele İstanbul gibi bir şehirde yaşamanın anlam ve değerini işlediği yazılarına ölünceye kadar devam etti.

Adı, hatırlanacağı gibi çeşitli polemiklere karıştı. Bedrettin Dalan’la, Ayasofya’nın arkasındaki Soğukçeşme Sokağı’nın yeniden düzenlenmesi konusunda; zamanın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de köşklerin işletilmesi konusunda yaptığı tartışmalar hâlâ hafızalarda.

Bütün bu işleri yaparken gururluydu. Kendi imzasını fazlasıyla önemsiyordu. “Bu bir Çelik Gülersoy yapımıdır” demekten müthiş bir zevk alıyordu. Ama bu gururun kendisine yakıştığı da bir gerçekti.

Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN'ın 13/07/2003 tarihli yazısı...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:58.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382