|
||
![]() |
|
|
| Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Profesör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Apr 2008
Konum: ...ANKARA...
Mesaj: 3,434
Tecrübe Puanı: 782
Rep Puanı: 77884
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bir okurum sormuş: Osmanlı Devleti, Türkleri cephelerde savaştırırken, gayrimüslimleri ülkede bıraktı. Bizimkiler can verirken onlar da tabiri caizse kaymağı yediler, zengin oldular, Türkler ezildi. Müslümanların fakirleşmesi ve Müslüman olmayanların zengin olmasının sebebi budur diyorlar. Osmanlı Devleti gerçekten de Türk milletini cephelere sürerek onları tüketti mi? Bu soru o kadar sık sorulmaya başladı ki, bir açıklama yapmak zarureti hasıl oldu. Hani Nasreddin Hoca’nın eşekle çıktığı yolculukta herkesin bir kulp takması üzerine sonunda eşeğini sırtlamasına benziyor bu durum. Yani insanoğluna yaranılmıyor bir türlü. Yeniçeriye de ‘devşirme oğlanı’ diye karşı çıkıyorlardı birileri hatırlarsanız. Neymiş efendim, devşirme egemenliği Osmanlı’yı bitirmişmiş. Laf ola beri gele… İyi ya, böylece devlet, düşmanın önüne Hıristiyan çocuklarını atıyor ve Türkleri kırılmaktan koruyordu işte! Yeniçeriler ırken “Türk” değillerdi ama savaşlarda “Türk”ün yerine canlarını feda ediyorlardı. Sevinsenize. Alkışlasanıza. Daha ne istiyorsunuz? Burada tam da Osmanlı’nın devşirme politikasını savunmaları lazım bu iddia sahiplerinin ama ikiyüzlülüğe bakın ki, hiç gözünün yaşına bakmadan devşirme sistemini eleştiriyorlardı. Peki 17. yüzyıldan itibaren –Koçi Bey’in de devşirme karteli adına şikayette bulunduğu gibi- Yeniçeri Ocağına Türkler ‘de’ yazılmaya başlayınca, “Ocağın düzeni bozuldu” denilerek yine Osmanlı’nın eleştirilmesinin sebebi ne olabilir sizce? Ne yani, Türkler savunamazlar mıydı vatanlarını? Bir sakıncası mı vardı yoksa? Nitekim 1826’dan sonra yeni ordu, yani Nizam-ı Cedid ordusu kurulup da peş peşe gelen yenilgilerle vatanın sınırları günden güne daralınca devlet bir karar vermek zorunda kalacaktı. Tanzimat’ta birlikte yasalar önünde eşitlik tesis edilmişti, o zaman gayrimüslimlerden de asker alınmalıydı. Peki bundan şikayet edenler kimlerdi dersiniz? Bildiniz, yine ‘bizimkiler’… Efendim gâvurdan asker alınır mıymış? Ya bizi arkadan vururlarsaymış? Vesaire… Nihayet Osmanlı’nın son yıllarında kendi kendimizle baş başa kaldık ve savaşlarda ölenler de artık Hıristiyan evlatları değil, ağırlıklı olarak Müslümanlar ve Türkler oldu. Peki buna da sevinmeleri gerekmiyor muydu birilerinin? Ordu Türkleşti işte, ne güzel! Tam da bunu istemiyor muydunuz? Hayır. Beklenebileceği gibi ordunun yapı ve kadrosundaki bu köklü değişiklik de memnun etmemişti onları. Osmanlı, eleştiri oklarından paçayı yine kurtaramayacaktı. Bu sefer de, “Neden ölenler hep Türk?” başlıklı zehirli oklar fırladı yaylarından. Başkaları bizim yerimize ölse kabahat; bizimkiler vatanları için canlarını feda etse yine kabahat. İyi de, ne yapsındı bu Osmanlı? Türkleri savaş meydanına sürse miydi sürmese miydi? Bir karar verin artık. Sürmese niye sürmedi, devşirmeleri başımıza bela etti deniliyor; sürse bu sefer de neden Türkleri harcadı, bitirdi savaş meydanlarında diye garip yaveler yakılıyor. Anlayacağınız, neresinden tutsanız dökülen, çapaçul bir iddia karşısındayız ve gariptir, aydın geçinenlerimize dahi bu yalancı dolmayı başarıyla yutturabilmişlerdir. Oysa her şeyden önce samimiyet istiyoruz. Daha doğrusu tutarlılık ve samimiyet… m.armagan@zaman.com.tr
__________________
![]() Gidiyorum gündüz gece........ |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|