Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz  

Geri Git   Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz > Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair > Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji > Tarihimizden Kesitler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle
Karakalem Dini İlimler Yemek Tarifleri Şarkı Sözleri Free Lyrics Ödev Anne ve Bebek Rehberi iPhone Fun

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 
 
 

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-06-2008, 15:54   #1 (permalink)
Profesör
 
vuslat78 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Konum: ...ANKARA...
Mesaj: 2,770
Tecrübe Puanı: 256vuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond repute
Arrow Osmanlı'da Matbaa ve Saklı Gerçekler



Matbaanın Serüveni ve Hattatlar
Osmanlı’nın, ilmî-teknolojik gelişmeleri izlemekte Batıya ayak uyduramadığından dolayı geri kaldığı iddiasına verilen en tipik misâllerden biri de, “Osmanlı’ya matbaanın geç girdiği” meselesidir. Batı karşısında topyekûn geri kalışımızın en esaslı gerekçesi olarak hep “matbaanın Osmanlı’ya geç geldiği” tezi öne sürülmüştür. Şimdiye değin bu görüş sahipleri, Osmanlı’nın ilmî-teknolojik alanda Batıdaki gelişmelere ayak uyduramayıp bağnazlığa saplanmasında ve matbaanın ülkeye geç girişinde; pâdişahların, ulemânın (âlimlerin), hattatların şahsında lonca teşkilatının ve nihayet dinî yobazlığın fevkalade olumsuz bir rol oynadığını iddia ede gelmişlerdir.

Eski Sorulara Yeni Cevaplar:

İşte, “Osmanlı’ya matbaanın gelişi” etrafında zihinleri kurcalayan ve dillere dolanan tartışmalı mevzular ve tarihî kaynaklar ışığında bunların cevapları:

Osmanlı Devleti’ne matbaa 1727 yılında değil, daha erken tarihlerde gelmiştir. Müslümanların eserlerini bastıkları ilk resmî matbaanın tarihi 1727’dir. Ancak Yahudiler 1488’den, Ermeniler 1567’den ve Rumlar da 1627’den itibaren matbaalarını kurmuşlardı. Hatta II. Bayezid zamanında 19, Yavuz Sultan Selim zamanında 33 kitap basılmıştır. Bu kitapların üzerinde, “II. Bayezid’in himâyelerinde basılmıştır” ibaresi yer almaktadır. III. Murad, Arap harfleriyle basılan geometriye dair “Usul’ül-Oklidis” kitabının serbestçe satılması için 1588 tarihli fermanla izin ve müsaade vermiştir. IV. Murad zamanında İstanbul’da bir matbaa kurulması için izin istendiğini ve bu iznin verildiğini Mustafa Nuri Paşa kaydederken, Enderun Tarihçisi Atâ da, ilk resmî matbaa teşebbüslerinin IV. Mehmed zamanında başladığını ve ancak neticeye 1727 yılında ulaşıldığını anlatmaktadır.

İlk matbaa IV. Mehmed (1648–1687) devrinde, yani İbrahim Müteferrika’nın matbaasından yaklaşık bir asır evvel kurulmuş ve bazı kitaplar da basılmıştır; lâkin harfleri intizamlı bir şekilde düzenlenemediğinden devam ettirilememiştir. Bu bilgiler, Osmanlı padişahlarının matbaa aleyhinde oldukları görüşünü reddetmektedir. O halde, Osmanlı Devleti’ndeki matbaanın değil, belki resmî matbaanın kuruluşunun tarihi 1727’dir. Yoksa matbaa, Avrupa’da Gutenberg tarafından 1455’te kurulan müesseseden 33 yıl sonra Osmanlı ülkesine girmiş ve çok sayıda kitap da basılmıştır.

Osmanlı Devleti, gerileme ve duraklama devrine girince, matbaadan yeterince yararlanamamıştır ve maalesef bu konuda Osmanlı’daki esnaf teşkilatı loncaların ve bunlara bağlı hattatların menfî anlamda rolleri olmuştur. Kont Marsigli, 1727’de İstanbul’da 90 bin hattatın (biraz şüpheli ve mubalağalı bir rakam da olsa) bulunduğunu söylemektedir ki; yarısı bile doğru kabul edilse, yine de büyük bir rakamdır. Bunlara bağlı olarak sahaflar, kalemciler, ciltçiler, divitçiler ve benzeri esnafın baskısı da, resmî matbaanın gecikmesinde önemli rol oynamıştır. Marsigli’nin şu cümleleri bunu doğrulamaktadır: “Gerçekten Türkler, kendi kitaplarını bastırmazlar. Zannedildiği gibi, matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir.”

Devlet, Ulemâ ve Din Engel miydi?
Şu halde, matbaanın resmen kurulmasının gecikmesini; pâdişahlara, ulemâya ve dinî taassuba (bağnazlığa) bağlamak yanlış olur. Matbaanın câiz olmadığını iddia eden bazı âlimlerin çıkmış olması da mümkündür. Benzer bir olayla Avrupa’da da karşılaşıyoruz, Papa Alexsandre VI, 1501’de yayınladığı emirnâmeyle ruhsatsız yayınlanan kitapların yakılmasını emrettiği gibi, Fransız Kralı II. Henri de, ruhsatsız kitap basanları idamla tehdit etmiştir.

Matbaanın kurulması için dinen ve aklen hiçbir engelin bulunmadığını açıklayan layiha (yazı) üzerine, mesele Şeyhülislâm Abdullah Efendi’ye sorulmuş, o da olumlu cevap vermiştir. Bu fetvadan sonra Temmuz 1727 tarihli padişah fermanı çıkmış ve kurulan matbaada ilk olarak 1729’da “Vankulu Lügati” basılmıştır. Fermanda şimdilik tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm kitaplarının basılmayacağı da belirtilmiştir. Matbaanın geç gelmesinde ulemanın hiçbir tesiri (bunu ilk ortaya atanlar Karacson ve Szézarnak adlı iki Katolik Macar’dır) olmadığını Niyazi Berkes şöyle izah etmiştir:

“Ulemadan böyle bir direnme geldiğini gösteren hiçbir delil yoktur. Şeyhülislâm Abdullah Efendi fetvayı hemen vermiş; ulemadan on bir kişi ilk kitabın başına ‘takrizler’ yazmışlardır. Bunlarda kitap basmanın şeriata aykırılığından hiç söz edilmemiştir.”

Zannedildiğinin aksine ulema, bu ve benzeri pek çok yeniliğin girmesinde engelleyici değil, teşvik edici bir rol oynamış ve toplum bünyesinden (loncalar gibi) gelebilecek farklı tepkilerin önünü alıp yumuşatma vazifesi görmüştür. Esasen Müteferrika da ulemadan değil, halkın tepkisinden çekinmiş ve fetva alarak bu tepkiye karşı bir kalkan yapmak istemiştir. Dolayısıyla, ne Şeyhülislâm ve din adamları, ne de pâdişah yasaklayıcı ve engelleyici bir mevkide yer almamıştır. Müteferrika’nın fetva istediği dilekçe, “Biz tefsir, kelâm ve fıkıh kitapları dışındakileri basmak istiyoruz” şeklinde gelince; fetva ve ferman da ona göre çıkmıştır; yoksa herhangi bir yasaklama kesinlikle mevzu bahis olamaz.

Son tahlilde matbaanın geç gelmesi katiyen dinî bir mesele değildir ve bu mesele, teknik, ekonomik ve siyasî problemlerimizden ayrı ele alınamayacağı gibi, toplumsal karakterimize ilişkin kökleri de göz ardı edilemez. Bu hususta en geniş ve isabetli tespitleri Osmanlı Tarihçisi Ahmet Cevdet Paşa yapmıştır: “Matbaa yeni bulunmuş bir gezegen gibidir. Bunun ışığı Şarka oldukça geç ulaşmıştır. Çünkü vakit ve hâl; yani dönemin şartları bunu gerektirmiştir. O dönemde matbaa henüz Avrupa’da bile tam olarak kabul görmüş değildi. Hem zaten o zamanlar, Avrupalılar ile pek içli dışlı; ilişkilerimiz yeterince kuvvetli değildi.”(1)

Notlar: 1-Küçük Çelebizâde, Tarih, c.6, İst.1287, s.470-473; Tayyarzâde Ahmed Atâ, Tarih-i Atâ, c.1, İst.1293, s.157-158; Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, c.1, İst.1885, s.60-62; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.4, K.1, Ank.1982, s.158-162; Mahmud Gündüz, “Matbaanın Tarihçesi ve İlk Kur’ân-ı Kerim Basmaları”, Vakıflar Dergisi, c.12, Ank.1978, s.335-350; Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, Ank.1973, s.53,57; Berkes, “İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dinî ve Fikrî Kimliği”, Belleten, c.26, Sayı:104 (1962), s.724-736; Ahmet Akgündüz, Sait Öztürk, Bilinmeyen Osmanlı, İst.1999, s.212-214; Mustafa Armağan, “Ah Bir Matbaa Erken Gelseydi!”, Tarih ve Düşünce Dergisi, Haz.-Tem.2003, Sayı:40.

Kaynakça:
Tayyarzâde Ahmed Atâ, Tarih-i Atâ, c.1, İstanbul 1293; Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, c.1, İstanbul 1885; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.4, K.1, Ankara 1982; Mahmud Gündüz, “Matbaanın Tarihçesi ve İlk Kur’ân-ı Kerim Basmaları”, Vakıflar Dergisi, c.12, Ankara 1978; Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, Ankara 1973; “İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dinî ve Fikrî Kimliği”, Belleten, c.26, Sayı:104 (1962); Ahmet Akgündüz, Sait Öztürk, Bilinmeyen Osmanlı, İstanbul 1999; İsmail Çolak, Osmanlı’nın Keşfedilmemiş Sırları, İstanbul 2007, Akis Kit.

İSMAİL ÇOLAK
Gülistan Dergisi
__________________
vuslat78 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 06:05.


Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay



youtube videos | karakalem | rapid arama | resim arama

HAYATIN RENGİ
Protected by CBACK.de CrackerTracker

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351