Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz  

Geri Git   Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz > Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair > Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji > Tarihimizden Kesitler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle
Karakalem Dini İlimler Yemek Tarifleri Şarkı Sözleri Free Lyrics Ödev Anne ve Bebek Rehberi iPhone Fun

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 
 
 

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-07-2008, 07:31   #1 (permalink)
Profesör
 
vuslat78 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Konum: ...ANKARA...
Mesaj: 2,647
Tecrübe Puanı: 213vuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond repute
Arrow FRANSA bayrağındaki kırmızı-beyazın sırrı


Avrupa Kupası maçları başlayınca bayraklar daha sık göz önüne gelecek. Aslında bu tür uluslararası organizasyonların ülkelerin ve bayraklarının tanıtımı için altın bir fırsat sunduğu söylenmelidir. Başka nerede günlerce kendi bayrağınızı dünyaya reklam etme şansınız olabilir ki?

Sizin de dikkatinizi çekmiştir muhtemelen ve sormuşsunuzdur: Avrupa ülkelerinin bayrakları neden üç renkten oluşur?

Bu soruyu yıllar önce bir Yunanistanlı bayan akademisyene sorduğumda, bilgiç ve alaycı bir ifadeyle, “Ama” demişti, “Yunanistan’ın bayrağı iki renkten oluşur”. Ben de kendisine, “Üç renge gerek yok, çünkü zaten koca bir Haç ortada” demiştim.

Anlatmak istediğim, üç rengin teslis’i, yani Hıristiyanlıktaki üçlemeyi, Baba, Oğul, Ruhü’l-Kuds’ü simgelediğiydi. Anlayacağınız, Laik Avrupa’nın gönderlerinde dalgalanan bayraklar ya zaten açıkça Haç işaretini taşıyorlar ya da renkleriyle Hıristiyan olduklarını ilan ediyorlar. Göstere göstere biz Hıristiyanız diyorlar.

Şimdi lafı önce şu Fransızların yüzyıllardır söylemekten usanmadıkları “Fatih’in anası bizim Fransa Kralının kızı olur” iddiasına getireceğim, sonra da Fransa bayrağının renklerinin bizim Osmanlı tarihlerine yansıyan inanılması zor öyküsüne.

16. yüzyılın ilk çeyreğinde kaleme alınan anonim bir Osmanlı tarihinde geçer bu akıl almaz öykü.

Fransızların Osmanlı sarayından ayrıcalıklar koparmak için “Padişah hazretleri eniştemiz sayılır” diye nasıl kapı aşındırdıklarını tarihçimiz İbrahim Peçevî genişçe anlatmış ve iddialarını çatır çatır çürütmüştü gerçi ama bu yazanı belli olmayan tarihte yine o netameli konuya değinildiğini görürüz. Anlaşılan, aynı Fransız propagandasından etkilenmiş bir Osmanlı tarih yazarı karşısındayız. Aradaki tek fark, kızın II. Murad’a değil, Fatih Sultan Mehmed’e varmış olması.

Öykü özetle şöyle:

Fransa kralının kızı bir hastalığın pençesinde kıvranırken şifa bulursa Kudüs’teki Kamame Kilisesine 7 bin altını kendi elleriyle bağışlayacağı adağında bulunmuş. Derken iyileşmiş ve hemen adağını yerine getirmek için Kudüs’e gitmek üzere 7 kalyonla yola çıkmış. Ancak Akdeniz’de kimselere göz açtırmayan Cezayir Paşasının eline esir düşmüş. Tam bu sırada da Fatih İstanbul’u fethetmiş imiş. Cezayir Paşası da tebrik ziyaretinde Fatih’e başka hediyeler yanında esir aldığı bu kral kızını sunmuş. İşe bakın ki, kız da Fatih’i görür görmez Müslüman olmuş ve onunla evlenerek doğru haremin yolunu tutmuş.

Derken bir sultanın bir kral kızı alması öyle basit bir iş olmadığından kızın babasına durumu haber vermek gerekmiş ve Fatih, Receb Ağa adında bir elçiyi Fransa’ya krala elçi olarak göndermiş. Kralla görüşen elçi Fatih’in mektubunu vermiş kendisine. Mektupta şunlar yazılı imiş:

“Ben ki fâtih-i Kostantiniyye Sultan Muhammed Han’am, sen ki Fransız kralısın. Namem vusulunde [mektubun ulaşınca] malumun olsun ki, kızın Kudüs-i Şerife gider iken Cezayir başbuğusu… esir eylemiş ve tarafımıza hediye olarak irsal eyledi [gönderdi]. Kızın yanıma geldikde din-i İslamı kabul edüp şeref-i İslam ile müşerref oldukda ben de kendi halvet-i hâsıma layık görüp firaşıma [haremime] aldım ve pak ve pakize [kız oğlan kız] bulmağla ve sizin kralın ırzı tekmil olmak içün Receb Ağa yediyle [eliyle] çarşaf irsal olundu. Gerekdür ki, şükr-i Yezdan eyleyüp bundan böyle dostlukda mukim olup ömr ü devletime duada olasın…”

Böylece bakire çıktığının alameti olarak kızının kanlı çarşafını Krala takdim eden Receb Ağa’ya sarayda ikramlarda bulunulmuş, hediyeler düzülmüş. Receb Ağa ise dönüşte Fatih’e Fransa’da gördüklerini bir bir anlatmış, kralın gönderdiği hediyeleri takdim edip mektubunu vermiş. Kralın mektubunda şunlar yazılıymış:

“Sen ki fâtih-i Kostantiniyye’sin… Receb Ağa yediyle irsal olunan name ile çarşaf gelüp vusul buldu. Duhterimizin [kızımın] İslamı kabul eylediğinden ve siz padişahım, layık değil iken cariyeliğe kabul eylediğinden… dünyalar benim oldu ve gayet iftiharımdan irsal olunan çarşafı sefinelerime teberrüken [gemilerime uğur olsun diye] bandıra eyleyüp kim ki sefinelerimi görür ise şevketlü, kerametlü padişahım ile akraba olduğumuzu bilüp gayri kral bana düşman olmazlar. Padişahımızdan reca ederim ki, gemilerim Âsitane’ye vardıkda bir iskele palamar bağlama içün ihsan buyurulup ve getirdiği metamızdan nısıf gümrük [getirdiği mallarımızdan yarım vergi] alınup benim iftiharum olsun…”

Tabii son cümlesi, kralın derdinin çok da kızı mızı değil, yine Osmanlı limanlarından akacak bereketli kazanç olduğunu göstermesi bakımından ilginç bir ipucu niteliğindedir. Yani ticaret kapitalizminin mantığını bir ayna gibi ele veriyor bu yazarını bilmediğimiz Osmanlı tarihi, hem de henüz 16. yüzyılın başlarında.

Şimdi yazıyı buraya kadar okuduysanız sizi bir sürpriz bekliyor: Burada anlatılanlara sırf belgesi var diye inanacak mısınız yoksa hadi canım sen de diye gülüp geçecek misiniz?

Kaynaksa orijinal Osmanlı kaynağı; olay zinciri derseniz bayağı inandırıcı; isim kadrosu tarihte yaşamış kişiler… Üstelik de gururumuzu okşayan pek çok ‘şey’ mevcut hikâyenin içinde (Fransız kralının kızına ait kanlı zifaf çarşafının Fransız gemilerine bayrak oluşu dahil!). Daha ne istiyorsunuz?

Ancak ufak bir kusuru var bu tarihî metnin: Düpedüz asparagas!

Tıpkı Osmanlı tarihi hakkında Batı’da uydurulan ve bizim de saf saf inandığımız asparagaslar gibi. Osmanlı medrese hocalarının üçgenin iç açılarının toplamını bilmediklerinden tutun da devlet adamlarının Akdeniz’i kapalı bir kutu sanıp Rusların Baltık-Venedik arasındaki bir kanaldan Akdeniz’e girdiklerini zannettikleri gibi akıl almaz hikayelere kadar bir uydurma bulutu içinde nefes alıp vermeye ediyoruz.

Demek istediğim, anonim Osmanlı tarihinde anlatılanlara ne kadar inanıyorsanız öbür tarafın masallarına da o kadar inanın! Ne az, ne fazla…


Not:

Kemal Beydilli’nin Toplumsal Tarih dergisinde çıkan “Denizler, coğrafya ve Osmanlılar…” başlıklı yazısından yararlanılmıştır (sayı: 139, Temmuz 2005, s. 44-45). Kral kızının maceralarının yer aldı anonim Osmanlı tarihi, Selahattin Köklü’nün Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde hazırladığı yüksek lisans tezinde mevcuttur (2004, s. 43-

MUSTAFA ARMAGAN
__________________
vuslat78 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 21:25.


Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay



youtube videos | karakalem | rapid arama | resim arama

HAYATIN RENGİ
Protected by CBACK.de CrackerTracker

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351