Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Kasr-ı Şirin efsanesi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-16-2008, 10:47   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Kasr-ı Şirin efsanesi


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gerek Dışişleri Bakanlığı döneminde, gerekse son ABD ziyaretinde İran’la ilişkilerimizi değerlendirirken, Kasr-ı Şirin tezini ısrarla savunuyor.

Mesela bakanlık dönemindeki bir konuşmasında şunları demiş: “Türkiye-İran sınırı ABD tarihinden daha eski. Türkiye’nin İran ile 1639’daki Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan bu yana sınır sorunumuz yok.”
Bu, Türk dış politikasında zannediyorum Atatürk döneminde İran Şahı ile yakınlaşma sürecinde ortaya atılmış ve o günden beri de tartışılmadan kabul edilmiş bir argümandır. Politik olarak anlayabiliriz; eskiden İngilizlere, şimdilerde ise ABD’ye karşı doğu sınırlarımızda bir sorun istemiyoruz. Ancak bu iddianın tarihî açıdan çürük tarafları o kadar çok ki, insanın, dışişleri uzmanlarımız uyuyor mu diyeceği geliyor.
Dışişlerimizi yöneten ve yönlendirenler Kasr-ı Şirin iddiasını tarihçilerle hiç müzakere ettiler mi? Uzmanlardan herhangi bir rapor istediler mi? Ya da ne bileyim, Kasr-ı Şirin üzerine bir beyin fırtınası yapmayı hiç düşünmediler mi?
Tarihimizi çeviren efsane bulutlarından birisi de Kasr-ı Şirin’e musallat olmuştur anlayacağınız. Neredeyse 400 senedir hiç değişmeyen bir sınır fikr-i sabiti, dış politika argümanlarımızı bukağılıyor olamaz mı?
Bu konu üzerinde daha önce Yılmaz Öztuna (Türkiye, 24 Ocak 2006) ve Soner Çağaptay ile Düden Yeğenoğlu (BitterLemons-International.org, 18 Mayıs 2006) yazdılar ama bir sonuç alınamadı. Bakalım, biz yazalım, belki birkaç yaprak kımıldar.
İran’la olan sınırlarımız 1639’dan önce de, sonra da pek çok defa değişti. Hatta bu coğrafyada İran’da 4, Türkiye’de de 2 devlet olmak üzere toplam 6 farklı devlet ömür sürdü 1639’dan beri. Sınırların değişmemesi mümkün olabilir miydi zaten?
Tarih sırasıyla Kasr-ı Şirin sonrası sınır ihlalleri ve İran-Türk savaşlarını görelim. Bakalım sınırlarımız hakikaten hiç değişmemiş mi?
İlk olarak 1722 Mayıs’ında Osmanlı Devleti, Kasr-ı Şirin’i kendileriyle imzaladığımız Safevi Devleti’nin çöküşü üzerine Rusya’nın ve Afganlıların işgaliyle parçalanma noktasına gelen İran’daki duruma kayıtsız kalmadılar ve savaş açtılar. 1724, hatta 1725’e kadar devam eden savaşlarda üç koldan İran içlerine dalan Osmanlı kuvvetleri o zaman İran sınırları içinde bulunan Tiflis, Revan (Erivan), Kirmanşah, Tebriz, Hoy, Gence, Nahçıvan’ı fethetmedi mi? Fethetmediyse Silahşör Kemanî Mustafa Ağa’nın “Revân Fetihnâmesi” aydaki bir kraterin fethi üzerine mi yazıldı? 1724 tarihli İstanbul Antlaşması’nda Ruslarla İran’ın parçalanmasında karar kılmadık mı?
Gelelim 1733 yılına. Bu tarihte İranlılar Bağdat’a hücum ettiler ve kuşattılar. Bunun üzerine 1746’da yeni bir antlaşma imzalandı; ama arkasından 1755’te yeniden saldıran İran, Basra’yı ele geçirdi.
Ardından 1821’de İran’a hakim olan Kaçar hanedanıyla girdiğimiz savaş, 1823’te Birinci Erzurum Antlaşması’yla sonuçlandı. Bugünkü Hürremşehr ya da o zamanki adıyla Muhammere bölgesinin paylaşımı konusunda iki imparatorluk 1840’ta yeni bir savaşa girdi. İngilizler müdahale ettiler ve sonunda İran, Osmanlı, Rus devletleri ile İngiltere’nin garantörlüğünde bir antlaşma daha yapıldı. İkinci Erzurum Antlaşması’nın imzalanmasıyla İran-Osmanlı sınırı yeniden çizildi.
1878’de İran, biz Ruslarla savaşırken, Kotur kasabasına hücum etmiş ve almıştır. Mesela bugün Kotur, İran sınırlarına dahildir. Buyurun Kasr-ı Şirin’in bir ihlali daha.
Bu defa 1905 yılında Yıldız Sarayı’nda düğmeye basıldığını ve Osmanlı kuvvetlerinin sınırı kontrol altına almak bahanesiyle 50 km kadar İran topraklarına girdiklerini görürüz. “Nevâhi-i Şarkiye”, yani Doğu Bucakları ismini verdikleri bu beldeler, Osmanlılar tarafından öz toprakları kabul ediliyor ve kanıt olarak da Derviş Paşa’nın haritası gösteriliyordu.
Abdülhamid’in amacı, iki ülke sınırında bir “güvenlik kordonu” oluşturmaktı. Operasyon kendimizi iyice garanti altına alıncaya kadar devam etmeliydi. 1907’de Urmiye şehrinin kuşatılıp düşürüldüğünü görürüz. Aynı yıl içinde İngiltere ile Rusya anlaşıp İran’ı aralarında pay ediverince Sultan Abdülhamid’in birkaç yıl önce başlattığı sınır ötesi operasyonun kıymeti daha iyi anlaşılacaktı. O, olacakları adeta önceden sezmiş ve tedbirini ona göre almıştı. Böylece İran topraklarının paylaşımına seyirci kalmamış oluyor, yeni komşularımıza karşı da bir güvenlik kordonu oluşturmuş oluyorduk.
Abdülhamid’in 1904’te düğmesine bastığı İran sınır ötesi operasyonu, ilginçtir, onun yaptıklarını bozmayı marifet bilen İttihatçılar tarafından da takip edilmiş, nitekim Enver Paşa, Kâzım (Karabekir) ve Nuri paşaları Azerbaycan’ın fethine memur etmiştir. Son Türk askerinin Tebriz’den ayrıldığı tarih ise 18 Kasım 1918’dir. Yani Mondros Mütarekesi’nden 19 gün sonra...
Bundan sonra bir de 1930 yılında, yani Atatürk döneminde yapılan Ağrı Dağı sınır ötesi operasyonu var. Bu tarihte bazı Kürt gruplar sınırımızdan içeri sızmışlar ve Ağrı isyanını başlatmışlardı. Ermeni milliyetçileri tarafından silahlandırılan Kürt çeteleri ayaklanmayı desteklemek için İran sınırından topaklarımıza sızmışlar, buna uçaklarımız bomba atarak karşılık vermişti. Tam 15 bin asker İran sınırına yığılmış ve isyan, bazı uçaklarımızın düşürülmesi pahasına bastırılmıştı.
Ve 1931 yılında Türkiye, İran’dan sınırda bir değişiklik talep etmişti. Küçük Ağrı Dağı’nı bizim sınırlarımız içine alma teklifimiz İran tarafından kabul edilmiş ve böylece değişmediğini zannettiğimiz İran sınırı bir kere daha değişmişti. Bütün bunları okuduktan sonra, hala, kasrı şirinden bu yana sınırların değişmediğine inanıyorsanız, bilin ki, tarih değil siyaset yapıyorsunuz.
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-16-2008, 13:05   #2 (permalink)
Rektör
 
menekşe kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2008
Mesaj: 5,037
Tecrübe Puanı: 787
Rep Puanı: 78181
Rep Derecesi: menekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond repute
menekşe is offline  
Varsayılan


çok güzel ve bir o kadarda önemli bir konuydu sağolun alessa teşekkür ederim bilmedimiz baya konular var...
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 01:06.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382