Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » “Türk hukuk devrimi” kimin eseri?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-17-2008, 11:36   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan “Türk hukuk devrimi” kimin eseri?


Bugün Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 82. yıldönümü. Nutuklar atılacak, törenler, paneller vs. yapılacak ve laik hukuka geçişimizin, modern hukuk sistemimizin önemi üzerinde durulacak.

Ben ise sormaya devam ediyorum: Bu yalanlara daha ne zamana kadar tahammül edeceğiz sevgili halkım? Ne zamana kadar kös kös dinlemeye doyamayacağız?
İşte önümde TBMM Başkanlığı tarafından 1998’de 2. baskısı yayınlanan “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı” başlıklı resmî kitaptan Cumhuriyet’in ilk hükümetleriyle ilgili birkaç rakam:
Mesela 6 Mart 1924’te kurulan ikinci İsmet Paşa kabinesi güvenoyunu kaç oyla almıştı dersiniz? İşte rakamlar: Üye tam sayısı: 287. Kabul edenler 0, reddedenler 0. Siz de benim gibi şaşırdınız değil mi? Bir resmî yayında hükümetin kaç oyla güvenoyu aldığı yazılı değil. İnanmazsanız sözünü ettiğim kitabın 53. sayfasına bakın (kitabın tam metni TBMM sitesinde mevcut). Asıl büyük devrimleri yasalaştıracak olan bu mecliste İsmet Paşa’nın kaç oy aldığını Rauf Orbay’dan öğreniyoruz: Sadece 148 oy. Şerafettin Turan ise 145 rakamını veriyor. Birinci veride 139, ikincisinde ise 142 milletvekili yine İsmet Paşa’yı istememiş, üstelik oturuma bile katılmamış. (367 tartışmalarını yapanların kulakları çınlasın!) Ne var ki, asıl ilginç değişiklik, Adalet Bakanlığı’nda gerçekleşmiş ve daha bir hafta önce Halifeliğin kaldırılması için kürsüde “Hilafet diye diye battık!” nutuklarının en parlağını atan Adalet Bakanı Seyyid Bey, Hilafet kaldırıldıktan sonra bir posa gibi kenara atılmış, kabine dışında bırakılmıştı.
Tıpkı “Batılı kanun resepsiyonu”nun bizlere “Türk Hukuk Devrimi” diye anlatılmasında olduğu gibi…
Neresinden tutalım ey dostlar! Türk Ceza Kanunu 1 Mart 1926’da kabul ediliyor, laik hukuka geçiyoruz, öyle değil mi? Peki İskilipli Atıf Hoca’nın, dünya hukuk literatüründe eşi menendi görülmemiş bir uygulamayla, tam 4 yıl önce yazdığı bir kitaptan dolayı 4 Şubat 1926 sabahı asılmasına ne buyurursunuz? Hukukun temel ilkelerinden olan ‘kanunlar geriye doğru işletilemez’ kuralına rağmen, olağanüstü yetkilerle donatılmış bir mahkeme tarafından idam edildiği tarihte TCK bile henüz kabul edilmemişti; yani Türkiye’de hâlâ Şer’î kanunlar geçerliydi!
Geçelim. Nereye? Türk Medeni Kanunu’na. Peki. Günün anlam ve önemi üzerine cilalı bir nutuk atmamı beklemiyorsunuzdur umarım. TBMM’nin 1996’da düzenlediği “Türk Medeni Hukuku’nun Kabulünün 70. Yılı” panelinde İsviçreli hukuk profesörü Pierre Tercier şaşkınlık içinde şunları söylüyor çünkü:
“Medeni Kanun ile Borçlar Kanunu esas itibarıyla İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu’nun ilk iki kitabının çevirisidirler. Böyle yabancı bir mevzuatın toplu resepsiyonu (kül olarak alınması) durumlarının en şaşırtıcılarından biri gerçekleşmiş oluyordu.”
Birincisi, çeviridirler ve yeni bir hukuk sistemi yoktur ortada. İkincisi de devrimle alakaları bulunmamaktadır. Bir “reception”, yani olduğu gibi alma olayı vardır. Hatta Lilo Linke’nin “Allah Dethroned” (1937) adlı kitabında dediği gibi bir “evlatlık alma” (adoption) kararı bile denilebilir “hukuk devrimimiz” için.
“Türk hukuk devrimi” denilen ve 1928’e kadar devam eden Avrupa’nın çeşitli ülkelerinin kanunlarının çeviri veya uyarlama yoluyla “evlatlık alınması” sürecinin bizzat Lozan’da taahhüt altına alındığı genellikle gözden kaçırılır. ‘Lozan’da hangi taahhütlerde bulunduk?’ diye soranlar Lozan Antlaşması’nın arkasına eklenen “Yargı yöntemine ilişkin bildiri”yi okusunlar, yeter. İsmet İnönü, Rıza Nur ve Hasan Saka’nın imzalarını taşıyan bildiride “TBMM hükümeti, göreneklerde ve uygarlıktaki gelişmenin haklı göstereceği bütün reformları gerçekleştirmek için araştırma ve incelemelere girişmeğe hazırdır.” denilmekte ve şöyle devam edilmektedir:
“Türk hükümeti, beş yıldan az olmamak üzere gerekli göreceği bir süre için hizmetine derhal Avrupalı hukuk danışmanları almak niyetindedir; bu danışmanları Tük hükümeti, 1914-1918 savaşına katılmamış ülkelerin uyrukları arasından Milletlerarası Adalet Divanı’nca düzenlenmiş bir çizelgeden seçecek ve bunlar Türk memurları olacaklardır.”
Bu mu bağımsızlık? Neyi taahhüt ettiğimize bir bakalım:
1) Hükümet en az 5 yıl süreyle, 2) “Derhal”, 3) Avrupalı hukuk danışmanlarını hizmetine alacak, 4) Yalnız bunlar savaşa katılmamış tarafsız ülkelerden seçilecek ve, 5) Milletlerarası Adalet Divanı’nın belirlediği bir listeden sadece ‘seçme hakkı’ bizde olacak, 6) Türk gibi muamele görecek, yani devlet memuru olacaklar ve maaşlarını biz ödeyeceğiz.
Bildirinin 2. maddesi ise büsbütün şaşırtıcıdır. Bu bir kısmı İsviçreli, Alman ve İspanyol tabiyetli danışmanlar İstanbul ve İzmir’de görev yapacak, hukuk reformları komisyonunun çalışmalarına katılacak, Türk hukuk, ticaret ve ceza mahkemelerinin işleyişini izleyecek, gerek gördüklerinde adalet bakanına rapor gönderecek, gerek mahkemelerin yönetimi, gerekse ceza ve kanunların uygulanması yüzünden doğabilecek şikâyetlere bakacaklardır.
Bu ‘gölge adalet bakanları’na, konutların aranması, araştırmaların ve tutuklamaların yol açabileceği şikâyetlere bile bakma hakkı tanınmıştır. Dahası, İstanbul ve İzmir’deki arama ve tutuklamalar (bunların azınlıklar ve İngilizler, Fransızlar gibi ecnebiler olduğunu anlamak için arif olmaya gerek yok) gerçekleşir gerçekleşmez “gecikmeden” bu hukuk danışmanlarına bildirilecek, o kişiyi tutuklayan yargıç, yabancı danışmanlarla bakanlığa başvurmadan doğrudan doğruya muhatap olacaktır.
Lozan’dan sonraki “devrimler”in kronolojisine baktığınızda bu yabancı danışmanların nasıl arı gibi çalıştıklarını görürsünüz. Bilal Şimşir’in ifadesiyle söylersek:
“Böylece Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonraki ilk beş yıl içinde Türkiye’nin laikleşmesi tamamlanmış oldu. Bu “beş yıl”, Lozan’da, Türkiye’ye “danışman” olarak kabul edilen yabancı hukukçuların görev süresine denk düşmektedir. Hukuk sistemini laikleştirince yabancı hukukçuların görev sürelerini uzatmaya artık gerek kalmamıştır.”
1923-1928 arasında tıkır tıkır maaşlarını ödediğimiz danışmanların tam beş yılın dolduğu tarihte gitmiş olmaları ve bu tarihte bütün hukuk sistemimizin değişmesi bir tesadüf olabilir mi acaba?
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 06:51.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382