Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Osmanlı’nın en kuzeydeki burcu: Kamaniçe

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-17-2008, 11:43   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Osmanlı’nın en kuzeydeki burcu: Kamaniçe


Osmanlı Devleti’nin Kanuni’nin ölümünden sonra duraklamaya ve sonra gerilemeye başladığı iddiasının yedeğine çekilmiş gerekçelerden biri olarak artık padişahların ordularının başlarında sefere çıkmayışı gösterilir.

Bu iddiayı uzun uzadıya çürütmeye gerek yok, çünkü biliyoruz ki, torununun oğlu olan III. Mehmed, Eğri seferine ordusunun başında çıktığı tarihte Kanuni öleli 30 yıl olmuştu. Sultan II. Mustafa’nın ordusunun başında sefere çıktığı tarih ise 1697’dir, yani bu tarihte Kanuni’nin ölümünün üzerinden tam 131 yıl geçmiş bulunuyordu. Zenta’da yenilen Osmanlı ordusu, sadrazamlık mührü ve mehterhanesi dahil birçok değerli eşyasını savaş meydanında bıraktı, hatta az daha padişah bile esir düşecekti. İşte asıl yaşanan bu somut tehlike sonucundadır ki, padişahların artık seferde ordunun başında değil, mümkünse gerisinde kalması uygun görülmüştü. Yani bu bir gitmek istemeyişten kaynaklanmıyordu, zorunlu bir tedbirdi.
Biraz dikkatli bir tarih okumasının bize yepyeni perdeler açacağının bir numunesi olarak “Avcı” diye bildiğimiz IV. Mehmed’in, ordusunun başında çıktığı Kamaniçe seferini hatırlayalım mı?
Osmanlı seferlerinin hepsi yeterince ayrıntılı olarak yazılmış, hele hele üzerinde çalışılmış değildir. Kamaniçe seferi talihli seferlerimizden. Hem kesin bir başarı ile sonuçlandığından, hem de ayrıntıları hakkında birçok belge ve bilgi bulunduğundan.
Bir kere Antoine Galland’a, Edirne’den sefere çıkan ordunun ihtişamını bize sayfalar dolusu anlattığı için teşekkür borçluyuz. Şu itirafta bulunmuştu Galland: “Bu alay, hayatımda gördüğüm şeylerin en güzeliydi… Bunları insan zekâsına kavratabilecek yeterlilikte ve kuvvette bir söz söyleme gücü mevcut değildir.”
İkincisi de, bu sefer hakkında belgelere dayalı iki çalışma elimizde. Biri Mehmet İnbaşı’nın doğrudan bu seferi ele alan “Ukrayna’da Osmanlılar” (Yeditepe Yay.), öbürü ise sefer masraflarını inceleyen Halime Doğru’nun “Lehistan’da Bir Sultan” (Kitap Yay.) adlı kitapları.
Peki ne oldu Kamaniçe seferinde?
Ukrayna’ya saldıran Lehistan’a dersini vermek üzere harekete geçen Osmanlı ordusu, Edirne’den Karadeniz’in batı sahilini takip ederek kuzeye yöneldi ve yaklaşık 2,5 ayda Kamaniçe kalesi önüne ulaştı. Takvimler 17 Ağustos 1672’yi gösteriyordu. Önce usulen kaleyi teslim etmesi istendi komutandan. Ret cevabı gelince gülleler birbiri ardınca Kamaniçe surlarına yağmaya başladı.
Komutan Potocki 2 gün sonra teslim olmaya karar verir gibi yapmış, beyaz bayrak çekmişti. Ateşkes istiyorlardı, zira düşünmek için zamana ihtiyaçları vardı. Ancak bunun bir oyalama taktiği olduğu anlaşıldı çok geçmeden.
Bu arada bir yeniçeri, tek başına düşman tabyasına hücum etmiş ve o beklenen haberi geri getirmiş, silah ve barut mahzeninin yeri belirlenmişti. Şimdi düğümü çözülecekti Kamaniçe’nin. Aynı zamanda şair Nabi’nin de patronu olan Musahib Mustafa Paşa’nın emriyle toplar belirlenen noktaya ateş ederek mahzeni patlatmayı başarmıştı.
Kuşatmanın 6. günü yağmur yağdı. Çatışmalar devam ederken padişah üç kol halinde dizilmiş askerlerini ziyaret etti, onları cesaretlendirici konuşmalar yaptı, özellikle de yaralılarla yakından ilgilendi. Nihayet 25 Ağustos’ta büyük tabya ele geçirildi. İki serdengeçti kuleye tırmanıp ezan-ı Muhammedî’yle çınlattılar savaş alanını.
Osmanlı ordusunun artık ne denli profesyonelleştiği açıkça görülüyordu. Artık öyle top ve tüfekle atış yaparak işi şansa bırakmıyorlardı. Lağımcılar dört bir koldan toprağı kazıp tüneller açıyorlar ve kulelerin dibine patlayıcı maddeleri yerleştirdikten sonra dışarı çıkıp büyük bir gürültüyle yıkılan surları seyrediyorlardı. 26 Ağustos’ta Kamaniçe’nin alınamaz denilen muazzam kulesi, İkiz Kuleler gibi olduğu yere çökerken bütün toplar açılan surların içine ateşleniyordu. Ertesi gün 650 serdengeçti hücuma geçecekti ki, kalede beyaz bir bayrak göründü. Potocki, Osmanlı askerinin kararlılığını görmüş ve daha fazla kan dökülmeden teslim olmayı tercih etmişti.
O sırada ordugâhta bulunan hemşerim Nabi, kaleminin ucunu açmakla meşguldü. Sürur içinde bir tarih düşürdü ak kâğıda. Şöyle diyordu:
Târihini felekte melek yazdı Nâbiyâ
Düşdü Kamaniçe hısnına nûr-i Muhammedî.
(Ey Nabi, fetih tarihini gökteki melek yazdı/Kamaniçe kalesine Hz. Muhammed’in nuru düştü.)
Ne var ki, çok fazla kalamamışız Kamaniçe’de. Karlofça’da boşaltmışız. Şehir sadece 27 yıl Osmanlı düzenini tanıyabilmiş. Bugün Kamaniçe’de bir tek minaremiz var, camisiz, yalnız. Olsun, o ayakta kaldığı sürece kalbimizin vuruşlarından birkaçını gönderebiliriz kendisine.
Ne yazık ki, ilgilenmemişiz Ukrayna’daki eserlerimizle. Birkaç ay önce Şevçenko Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nün davetlisi olarak gitmiştim Kiev’e, orada bölüm başkanı Aleksandr Pidvoni ile tanıştım. Genç, azimli ve samimi bir akademisyen. Sohbetimiz arasında bana, “Kamaniçe ve Hotin’deki eserlerinizle neden ilgilenmiyorsunuz?” diye sorduğunda tokat yemiş gibi oldum. Sahiden niye? “Mesela Hotin’de bir caminiz var, yıkık vaziyette. Bu camiyi ihya etmeyi düşünmez mi Türkiye?” diye sorunca Aleksandr Bey, Ukrayna’da bir cami yapmanın kendilerini rahatsız edip etmeyeceğini merak ettim. “Ne rahatsızlığı” dedi gülerek, “eğer böyle bir işi başarırsam devlet bana madalya takar, madalya.”
Görüyorsunuz, biz kaçtıkça tarih üzerimize geliyor. O tarihin altında ezilmek istemiyorsak, kolları sıvamalıyız. Ama hepsinden önce şu Osmanlı’nın gerilediği saplantısından ve yenilmiş bir medeniyetin çocukları olduğumuz kompleksinden kurtulmalıyız. Unutmayalım ki, tarihçi Fernand Braudel’in dediği gibi, fethedilen milletler biraz da fethedilmeyi arzulamış olanlardır.
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 01:10.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382