Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Çanakkale ve Akif nasıl unutturuldu?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-18-2008, 11:42   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Çanakkale ve Akif nasıl unutturuldu?


İnsan hafızası boşluk kabul etmez. Geçmişindeki bütün kayıtları, bugünü veri alarak sürekli yeniden gözden geçirir, tekrar hizaya sokar, kimisini eler, kimisini de öne çıkarır. Toplumların hatırlama mekanizmaları da biraz buna benzer.

Toplumlar da başlarından geçmiş olayları içinde yaşadıkları günün “dikiz aynası”nda belirdiği kadarıyla hatırlarlar, yoksa kimsesizler mezarlığına defnederler.
Bugün 18 Mart’ı hatırlayan vardır da, 16 Mart’ı hatırlayan, anan var mıdır? İyi ama 16 Mart İstanbul’un işgal günüdür ve o gün İngilizler Şehzadebaşı Karakolu’nu basarak masum askerlerimizi hunharca şehit etmişlerdir. Tarihimizin bu hakikaten acı günü, 1960’lara kadar özellikle İstanbul’da anılır, 16 Mart şehitlerini yeni nesillerin unutmaması için adeta çırpınılırdı. Ne yazık ki, unutulup gittiler. Allah’tan ki, 18 Mart genel olarak “Şehitleri Anma Günü” ilan edildi de, unutulan kim varsa o gün hatırlayabiliyoruz.
Sonra şu var: Biz son yıllarda yapılan yoğun etkinlikler, programlar ve yayınlar sayesinde zannediyoruz ki, 18 Mart 1915’ten itibaren Çanakkale zaferine sahip çıkılmış, gençliğe atalarının bu vatan uğruna katlandıkları fedakârlıklar olanca görkemiyle anlatılmış ve aktarılmıştır.
Bu kanaatteyseniz fena halde yanıldığınızı söylemek zorundayım. Zira Çanakkale, Enver Paşa’nın -ne yalan söylemeli, biraz da cephelerden gelen yenilgi haberlerinin üstünü kapatmak için- Çanakkale’yi yeniden gündeme getirme gayretlerinden sonra uzun bir unutulmuşluk devresine girildi. Atatürk, bilinen ilk resmi Çanakkale ziyareti sırasında (1928) bir şehitlik yapılması emrini vermiştir. Ancak bu “emir” de, bürokrasinin örümcek ağına takılmış, yıllar yılı savsaklanmıştır.
Cumhurbaşkanı sıfatıyla Atatürk’ün Çanakkale Savaşı hakkındaki bilinen ilk resmi demeci, 1934 yılına rastlar. Bu konuşma da, aynı yıl, Anzakların Çanakkale’yi ziyaretinin hemen ardından yapılmıştır ve ilginçtir, Anzakları kucaklayan bir mesajdır. Törenlerde okuması için dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verilen bu metni hatırlayalım mı?:
“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır.”
30 Nisan 1934’te Avustralya’da çıkan “Melbourne” gazetesinde yayınlanan yazılı açıklaması ise şöyledir: “Gelibolu Yarımadası’na yapılan çıkarma hareketi ve muharebeler, burada kanlarını dökenlerin kahramanlığını bütün dünyaya kanıtlamıştır. Bu savaşa katılan milletler için bu savaşın sebep olduğu kayıplar ne kadar yürekler acısıdır.”
İşte Çanakkale zaferi ilk kez o yıl bildiğimize yakın bir şekilde kutlanmıştır. Daha önce de bazı törenler yapılmaktaydı elbette ama bunlar genellikle resmi zevatın katıldığı ve kuru nutuklarla geçiştirilen ruhsuz törenlerdi. O kadar kuruydu ki, yetkililer lüks bir vapurun yumuşak koltuklarına kurulur, Çanakkale önlerinde demirleyen vapurun içinde, karaya adımlarını atmaksızın gazetecilere demeçler verir ve sonra kaptana ‘Çek evladım İstanbul’a’ diyerek geriye dönerlerdi. Tabii basın da bu açıklamayı kısa ve kuru bir haber şeklinde mütevazı bir köşecikte aktarırdı. O kadar.
Düşünün, Çanakkale şehitlerine bir anıt inşası için ciddi bir adım atılması bile Menderes dönemine rastlar. 1933’te Nihal Atsız, Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar ve Tevfik İleri gibi milliyetçi gençlerin gayretleriyle başlayan ve tam 9 gün süren sivil Çanakkale gezisi, basın tarafından rahatsızlık verici bir ‘olay’ haline getirilmişti. Hatta gençlerin aralarında para toplamak suretiyle bir Çanakkale şehitleri anıtı yapılması girişiminde bulunmaları karşısında zamanın CHP Genel Sekreteri Recep Peker, “Bu işin sonu kötü olur” tehdidinde bulunmuştur.
Neden acaba?
Anladınız tabii, o zamanlar Çanakkale henüz İngiliz birlikleri Çanakkale’de bulunuyordu ve İngilizlerin bulunduğu bölgeler tel örgüyle çevriliydi. İzinsiz içeriye girilemezdi. Bu durum, 1936’da imzalanan Montrö Antlaşması’na kadar devam etti ve Türk askeri ilk defa Çanakkale Boğazı’na o yılın Temmuz ayında girebildi.
Peki İngiliz işgali altında bulunan savaş bölgesinde bir şehitler anıtı yapımı kimi kızdırırdı öncelikle? İngilizleri tabii ki. Sonradan Başbakanlık koltuğuna da oturacak olan Recep Peker de İngilizleri kızdırmak istemiyordu. Ağzından çıkan “Bu işin sonu kötü olur” sözünün asıl anlamı, “Türkiye’nin başını belaya sokacaksınız çocuklar” değil midir?
Sade Çanakkale’ye mi yönelikti unutkanlığımız? Ne gezer! Keşke öyle olsaydı.
Bildiğiniz gibi bu yıl hükümet, İstiklal Marşı’nın kabul ediliş tarihi olan 12 Mart’ı aynı zamanda kanunla “Akif günü” ilan etti. Lakin bu bizi yanıltmasın: Mehmed Akif resmi unutkanlıktan nasibini, 40’ı çıkana(!) kadar fazlasıyla tatmıştı, yani Akif, günümüzden 30 küsur yıl önceye kadar ölüm yıldönümlerinde resmen hatırlanmaz ve anılmazdı. Halk sahip çıkıyor, devlet unutuyordu. İlginçtir, sonunda halkın dediği oldu.
İşte Kültür Bakanlığı tarafından çıkarılan, yani resmi bir yayın olan “Millî Kültür” dergisinden bir haber (Sayı: 2, Şubat 1977, s. 80.):
“İstiklal Marşı’mızın yazarı, millî şair Mehmed Âkif Ersoy, ebediyete intikalinden 40 yıl sonra, ilk defa devlet eliyle anıldı. (…) Rıfkı Danışman, milli şairimize devletin de kadir-şinaslığını belgeleyen ilk Kültür Bakanı oluyordu.”
Belirtelim ki, Mehmed Akif’in bu ilk resmi anılışı, 29 Aralık 1976 gününe rastlar.
Şaşırdınız, biliyorum ama tarihin ambarı, doğru sandığımız izlenimlerle ve hafızamızın bugünü geçmişe de yayma ve yansıtma arzusundan, daha doğrusu alışkanlığından doğan çuval çuval yanılsamalarla doludur.
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-18-2008, 12:12   #2 (permalink)
Profesör
 
vuslat78 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Konum: ...ANKARA...
Mesaj: 3,182
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı: 49872
Rep Derecesi: vuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond reputevuslat78 has a reputation beyond repute
vuslat78 is offline  
Varsayılan


evet okudugumda şaşırmıştım gereken hassasiyeti göstermiyoruz diye ama inşaallah bundan sonra geç bile olsa artık gereken önem,programlarla haberlerle ve törenlerle gösterilecektir...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 06:12.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382