Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Sarkozy, Napolyon uğruna kriz çıkardı Demirel ‘İnebahtı Şarabı’yla ağırlanmıştı!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-19-2008, 11:45   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Sarkozy, Napolyon uğruna kriz çıkardı Demirel ‘İnebahtı Şarabı’yla ağırlanmıştı!


Bir tablo krizi yaşandı geçtiğimiz hafta. Fransızlar yaşadı, İngilizler yaşadı, dolayısıyla Avrupa ve dünya yaşadı. Bizse mat bakışlarla seyrettik. Oysa gerek İngiltere’nin, gerekse Fransa’nın, her biri birer zehir hafiye olan diplomatları, tarihleri uğruna kıyasıya bir mücadele verdiler.

“İsrafil’in suru” gibiydi çıkan ses; ne yazık ki duyulmadı. Ashab-ı Kehf uykusuna dalmış olan tarih bilincimizi uyandırmayı o dahi başaramadı.
‘Tablo krizi’ dediğim şu: Sarkozy İngiltere Parlamentosu’nda bir konuşma yapacaktı. Şu İngilizlerin tilkiliğine bakın ki, Fransa Devlet Başkanını Trafalgar Savaşı’nı anlatan bir tablonun önünde konuşturacaklarmış. Vay ki vay!
Trafalgar savaşı bize bir şey söylemiyor olabilir; lakin Napolyon’un defterinin dürülüp dünyada İngiliz hakimiyetinin başlangıcı oluşu Avrupalılar için hayatî önemdedir.
Fransız diplomatları da kül yutar mı? İngiltere’nin Fransa’yı mağlup ettiği bu deniz savaşını tasvir eden tablonun önünde devlet başkanlarını konuşturup cümle âleme rezil olmamak uğruna neredeyse bir meydan savaşı verdiler ve sonunda kuralcı İngilizlere, kameraların kadrajlarını ayarlatma mecburiyeti getirdiler; işi, malum tablodan tek bir kare dahi almadan çekim yapma şartına bağladılar. Şöyle anlaştılar: Sarkozy’nin konuşması İngilizlerin dediği yerde yapılacaktı ancak o ‘uğursuz’ tablonun mevcudiyeti zinhar TV ekranlarına yansımayacaktı.
Böylece Fransızlar diplomatik bir skandalı engellenmişlerdi. Ne var ki, ilginç olan nokta, her iki tarafın da karşı cepheye tarih üzerinden mesaj vermek, daha açık söylemek gerekirse, ‘gol atmak’ istemesiydi.
Avrupa’da tarih bilinci dediniz mi, biraz durun. Bizimkiyle kıyas kabul etmez bir üstünlüğe sahip oldukları açık. Trafalgar’ı Napolyon’a dar eden Amiral Nelson’un bir İngiliz tarihçi, Robert Southey tarafından güncel yorumlanışına dikkat isterim:
“Nelson, bugün binlerce İngiliz gencine ilham kaynağı olan bir isim ve bir örnek bıraktı: İftihar ettiğimiz bir isim ile bize bir kalkan ve kuvvet olmakta devam edecek bir örnek.”
Neymiş? Nelson’un ismiyle iftihar ediyorlar ve ondan ilham alıyorlarmış, bir; Nelson İngiliz gençlerine bir “kalkan” ve “kuvvet” oluyormuş, iki.
Yahu bu İngilizler modernleşmemiş miydi? Modernleşmek de geçmişe sünger çekmek ve sadece bugüne ve ileriye bakmak diye belletilmemiş miydi biz Türklere? Geçmişlerine bu denli tapmaları, İngiltere’nin en yüksek heykelini Nelson’a layık görmeleri, Sarkozy’yi Napolyon’un torunu olarak görüp tarih üzerinden Fransa’ya gol atmaya kalkmaları da neyin nesi? Yoksa dünyanın tek akıllı milleti biziz de haberimiz mi yok? Baksanıza, tarihini unutmayı, aşağılamayı, atalarının mezarlarını tekmelemeyi marifet olarak öğretmişiz çocuklarımıza. Ve bunu modernliğin bir şartı olarak sunmuşuz. Tevfik Fikret’in o zehirli diliyle tısladığı gibi, “Âti ortaya çıkınca mâzi silinmeli” demişiz.
O zaman şöyle bir çatala takılıyoruz: Ya onlar modern değil ya biz fena halde oyuna gelmişiz. Peki biz de Ziya Paşa gibi “Eyvah bu bâziçede bizler yine yandık/Zira ki ziyan ortada, bilmem ne kazandık” mı diyeceğiz? (’Bâziçe’, oyun demektir.) Biraz öyle. Hatta çokça öyle. Nereden mi çıkarıyorum bunu? Bundan tam 10 yıl önce devrin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İspanya’ya yaptığı ziyaret geldi de aklıma, oradan.
Hiç unutmuyorum, 5 Mart 1998 günü “Hürriyet” gazetesini okurken gözlerimin ıslanmasına mani olamamıştım. Bir haberde aynen şunlar yazılıydı:
“Kral Juan Carlos’un Cumhurbaşkanı Demirel’in onuruna verdiği akşam yemeğinde ilginç bir olay yaşandı. Yemekte, Osmanlı donanmasının yakıldığı, Sokullu Mehmet Paşa’ya ‘Biz sizden Kıbrıs’ı alarak kolunuzu kestik, siz bizim donanmamızı yenerek sakalımızı ‘traş ettiniz’ dedirten İnebahtı’nın adını taşıyan şarap ikram edildi. Turizm Bakanı İbrahim Gürdal şarabı Cumhurbaşkanına gösterdi. Cumhurbaşkanı gülümsemekle yetinirken, Gürdal, ‘Ama turizm için iyi bir şey. Bu Türkiye’yi hatırlatacaktır’ dedi. Bu sırada Kral Carlos’un da bu diyaloğu izlediği ve gülümsediği gözlendi.”
Bu iyi bir şey diyen bir kültür bakanı ve bizimkilerin hal-i pür-melaline gülümseyen İspanya Kralı. Bir şu hazin manzarayı gözünüzün önüne getirin, bir de Sarkozy’nin adamlarının tarihleri uğruna verdikleri cansiperane mücadeleyi. Ve karar verin: Bir tarih bilincimiz var mı? Olanı da, Bakan Gürdal gibi turizmin tapınağına kurban etmiyor muyuz?
Durun. Daha bitmedi anlatacaklarım.
Hulusi Turgut, yaklaşık 4,5 yıl sonra “Sabah” gazetesinde, onuruna verilen yemekte Demirel’in arkasında bir tablo asılı olduğundan söz ediyordu (10 Ağustos 2002). Bu tablo besbelli kanlı bir savaşı tasvir ediyordu. Peki hangi savaşı?
Elin İspanyolu, misafirinin arkasına, Barbaros’un Haçlı donanmasını yenilgiye uğrattığı Preveze Deniz Savaşı’nın tablosunu koyup şirinlik gösterisi yapacak kadar enayi değil ya, tabii ki, İspanyolların Osmanlı’yı ilk büyük yenilgiye uğrattıkları İnebahtı deniz savaşı tablosunun önüne oturtmuşlardı Cumhurbaşkanımızı.
Hulusi Turgut, tabloyu Demirel’e gösterdiğini ve bunun üzerine yemeğin ‘boğazına düğümlendiği’ni yazıyor. Bence çarpıtıyor. Çünkü fotoğraflarda hiç de öyle tepkili bir hali yok Demirel’in. Oysa bu tam bir skandaldır ve gereken cevabı anında vermek yakışırdı Barbaros’un torunlarına. Hani şu kol-sakal cevabı en azından… Ama nerede? Bu vahim skandal üzerine fakirden başkası tek satır yazmadığı gibi hiç unutmuyorum, o günün gazeteleri Nazmiye Demirel’in arabanın kapısına sıkışan parmağını dillerine dolamışlardı.
Ben şimdiden geçtiğimiz mart ayında Başbakan Erdoğan’ın Kral Carlos’la birlikte önünde basın açıklaması yaptıkları Zarzuela Sarayı’ndaki tablonun şifresini çözmeye koyuldum bile. Size tavsiyem, bundan sonra tablolara dikkat edin. Şifre oralarda gizli çünkü. Adamlar Da Vinci Şifresi’ni boşuna mı yazdılar sanıyorsunuz?
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 06:55.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382