Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Medreseler kanunla değil, genelgeyle kapatılmıştı!

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-19-2008, 11:54   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Medreseler kanunla değil, genelgeyle kapatılmıştı!


“Medreseler açılmayacaktır. Millete mektep lazımdır.” Bu hiddetli sözler, Gazi Mustafa Kemal’e aittir ve 18 Eylül 1924 günü Rize Hükümet Konağı’nın merdivenlerinden inerken kendisine ‘medreselerin yeniden açılması’ için dilekçe veren iki müftünün yüzüne karşı söylenmiştir.

İyi de bu müftüler Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan, hele onun bir ‘devrim kanunu’ olduğundan haberdar değil midirler ki, böylesine cüretkâr bir işe girişmiş ve bizzat Gazi’ye, kanunun geri alınması teklifinde bulunacak denli ileri gitmişlerdir?
İsmail Kara’nın bir araştırması sayesinde (bkz. “Din ile Modernleşme Arasında”, Dergâh Yay., 2003, s. 445 vd.) o yıllarda Trabzon’da çıkan “İstikbal” gazetesinde müftülerin dilekçesinin medreselerin tekrar açılması hakkında değil, “medreseler hakkında” olduğunu öğreniyoruz. Nihayet Kara, müftünün kardeşinden öğrendiğine göre onların Gazi’den yeni eğitim sisteminde medreselerin binalarından, kütüphanelerinden ve hocalarından da yararlanılmasını istedikleri sonucuna varmaktadır.
Fakat benim asıl projektörlerimi yöneltmek istediğim nokta, biraz farklı: Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulünden yaklaşık 6,5 ay sonra iki müftünün doğrudan Cumhurbaşkanı’na böylesine cesurane bir dilekçeyle başvurmalarının altında hangi bilmediğimiz düğüm yatıyor?
“Hep önde, hep ileri!” Olur olmaz her vesileyle söylediğimiz Onuncu Yıl Marşı böyle diyordu. Peki bunu söylerken mevcut İnkılap Tarihi kitaplarımızın çağdaş tarihçilik düzeyini yakalamayı bir kenara bırakın, elimde duran 50 yıl önce liseler için yazılmış “Türkiye Cumhuriyeti Tarihi”nin seviyesinden dahi aşağıda seyretmesini neyle açıklayacağız?
Kitabın yazarı Prof. Enver Ziya Karal, eğitimi ilgilendiren Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun dinî-siyasî bir konu olan Hilafetin kaldırılması ile idarî bir karar olan Şer’iyye ve Evkâf Vekaleti’nin lağvının neden tam da aynı günde gerçekleştiğini “aynı fikirde, aynı zihniyette fertlerden mürekkep bir millet yapma” amacına bağlıyordu. (s. 156)
Amaç, imtiyazlı, ayrıcalıklı, dokunulmaz siyasal alanların ortadan kaldırılmasıyla oluşacak boşlukta yeni iktidarın, geleceğin güvencesi olan çocukları tek bir eğitim çarkında yetiştirebilmesiydi. Buna engel olabilecek güçlerden Halife yurtdışına gönderilirken, aynı gün başka garip şeyler de oluyor, daha önce kabineye dahil olan Genelkurmay Başkanı kışlasına, Şer’iyye ve Evkâf Vekili (Bakanı) evine yollanıyor, nihayet 430 sayılı kanunla öğretim birliği sağlanıyor, yani sivil veya askerî, yerli veya yabancı, özel veya resmî bütün okullar Eğitim Bakanlığı’na bağlanıyordu. (Gerçi daha 2 yıl sonra, 22 Nisan 1925’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu delinecek ve askerî okullar Savunma Bakanlığı’na bağlanacaktır.)
TBMM 3 Mart 1924 günü Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu kabul etmişti. Ne var ki, bu kanunla ilgili yaygın bir yanlış anlama söz konusu. Üstelik bu yanlış anlama öyle kes-yapıştırcı “internet alimleri”ne mahsus bir kusur da sayılmaz. Mesela Toktamış Ateş hocanın Bilgi Üniversitesi tarafından basılan “Türk Devrim Tarihi” adlı kitabında şöyle bir ifade geçiyor: “3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartılarak medreseler kapatıldı ve geri kalan tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı.” (s. 187)
‘İyi de, ne var burada yanlış olan?’ diyorsanız sabredin biraz, bir de İslamcı cephenin eski yazarlarından Hasan Hüseyin Ceylan’ın “Cumhuriyet Dönemi Din-Devlet İlişkileri” (Risale Yay., 1989) adlı kitabının 209. sayfasından yaptığım alıntıyı okuyun lütfen: “3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı kanunla Türkiye dahilinde dinî tedris veren bütün mektep ve medreselerin kapatılması… ile bir yerde dine dayalı hayat sona ermiş bulunuyordu.”
Ve daha yüzlerce, binlerce beyinlerimize bozbulanık akan metin… Bu alıntılardaki yanlış bilgileri şöyle belirtelim:
Bir kere 430 sayılı kanunun medreseler bakımından asıl önem taşıyan maddesi, “Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekâleti’ne devir ve raptedilmiştir” hükmünü getiren 2. maddesidir. Ancak görüldüğü gibi bu maddede medreselerin kapatıldığına veya kapatılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamakta, sadece söz konusu bakanlık ile özel vakıflara bağlı bütün medrese ve okulların Eğitim Bakanlığı’na devredilip bağlandığı ifade olunmaktadır.
Yani neymiş? Medreseler 3 Mart 1924’te kapanmamış, sadece mektepler gibi Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış. (Zira o tarihte henüz “Millî” formayı giymemişti eğitim sistemimiz ve “millî” olabilmek için Demokrat Parti’nin kurulmasını, yani 1946’yı beklememiz gerekecektir.)
Peki medreseler ne zaman ve nasıl kapatılmıştı?
Medreselerin kapatılması için 8 gün daha beklememiz gerekecektir. 11 Mart günü, henüz birkaç gün önce bakanlık koltuğuna oturan Maarif Vekili Vasıf [Çınar] Bey, yayınladığı bir genelgeyle medreselerin kapanma emrini verecektir. Lakin kapatma işleminin bir süre daha, belki birkaç ay sürüncemede kaldığı tahmin ediliyor. Zira Vasıf Bey, 17 Nisan 1924 günü TBMM’de sert eleştirilere cevap verirken o sırada medreselerin en azından bir kısmının hâlâ açık bulunduğunu anlıyoruz; bakan, medrese talebelerinin diğer okullara nasıl kaydırılacağına ilişkin sorunlardan söz etmektedir.
Demek ki, medreselerin 3 Mart’ta kapatıldığı doğru olmadığı gibi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatıldığı da doğru değildir. Medreselerin bir kanunla değil, sadece bir bakanlık genelgesiyle kapatıldığını söylemek inkılap tarihçilerimize neden bu kadar zor geliyor dersiniz? Yeniden açılabileceklerinden duyulan korkudan olmasın?
Açılır veya açılmaz, o ayrı bir konu. Ancak medreselerin kapatılmasını bir “devrim kanunu” olarak kabul edip onu dokunulmaz kılmaya kalkanlar neyi savunduklarını bir kere daha düşünseler keşke. Eğer Tevhid-i Tedrisat, denildiği gibi “medreselerin kapatılması”nı amir bir “devrim kanunu” olsaydı, Rizeli iki müftü, bizzat Atatürk’ün önüne çıkıp kanunun rağmına bir talepte bulunmaya cesaret edebilirler miydi? Ve öyle olsaydı Atatürk bağırıp çağırmakla yetinir miydi?
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 07:39.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382