Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Menderes en son ne zaman gülmüştü?

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-23-2008, 09:55   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Menderes en son ne zaman gülmüştü?


Adnan Menderes bir fikirdi, bir ümitti. Bu toplumu sürü olarak görüp diktatör gibi yönetmeye devam etmek isteyenler ile onun iradesine saygı duyulmasını isteyenler arasında hâlâ süren mücadelenin geçmişteki adresiydi bir bakıma. Şahsi kusurları elbette olabilir. Kimin yok ki? Ancak bu toplum Adnan Menderes’te onu da aşan bir ışık görmüş ve umutla etrafını çevirmişti. Ondan bir ‘kahraman’ beklemişti.



Ne var ki, kahramanların da desteğe ihtiyaç duydukları anlar olur. “İşte halk yanımda, görmüyor musunuz Eskişehir’de 150 bin kişi meydanları doldurmuş” diyordu darbeden bir gün önce. Ancak unutmayalım ki, 17 Eylül 1961 günü, İstanbul halkı, sokağa çıkma yasağı olmadığı halde, evinden dışarı adım atmamış ve radyodan idam haberini sessizce dinlemişti. O gün, Emniyet kayıtlarına, suç işlenmeyen tek gün olarak geçecektir.
Adnan Menderes’in son anları çok konuşulmuş ve çok yazılmıştır. Necip Fazıl Kısakürek “Son Posta” gazetesinde infazda görevli iki gardiyanın izlenimlerine dayanarak Menderes’in idamı sırasında neler yaşandığını kaleme almıştı. Necip Fazıl’a göre Menderes, tam boynuna ilmek geçirileceği sırada cellada “Dur” demiş ve “dudakları yalnız kendi gönül kulağına ve Allah’a hitab ederek” iki üç dakika boyunca “kıpırdanmış”tır. Ne okuduğu belli olmamakla birlikte dua ettiği besbellidir.
Ancak Yassıada’da idama mahkûm edilip cezası müebbede çevrilen ve Kayseri Cezaevi’nde hapis yatarken yurtdışına kaçmayı başaran Reşat Akşemsettinoğlu, hatıralarında Menderes’in son anını İmralı’daki hücresinden şöyle aktarmıştır:
“Dışarıda hava birdenbire kararmıştı. Koğuşta dahi birbirimizi seçemez olmuştuk. Saat tam 13.23’te “Allah” sesi bir anda etrafa yayıldı. Bu ses Menderes’in sesi idi. İki dakika sonra saat 13.25’te semadan tufan halinde bir yağmur sağanağı indi. Bu sağanak sanki ağaçları, binaları, insanları, eşyaları, gökten sürükleyip getiren bir seldi. İmralı’da bulunan karaağaçların dallarında tüneyen on binlerce kuş, yağmurun şiddetinden dolayı yerlerinden fırlayıp havaya süzülmüşler ve etrafı büsbütün karartmışlardı… Sonradan öğrendiğimize göre hakim, savcı ve subay maskesi altında idamını seyretmeye gelen katiller, yağmurun şiddeti karşısında çil yavrusu gibi etrafa kaçarak Menderes’in son anını görmek zevkinden mahrum kalmışlardı.”
Menderes’in gözü açık çekilmiş son fotoğrafı, boynuna ilmek geçirilmişken çekilmişti. Bundan sonra gözünü yumduğunu gösteren bir başka görüntü ve uzaktan çekilmiş, ayakları sallanırken gösteren ‘post-mortem’ fotoğrafı vardır.
Peki Menderes’i gülerken gösteren son fotoğraf nerede çekilmiştir?
Yanda gördüğünüz fotoğraf, 26 Mayıs 1960 akşamı, Eskişehir’de Şeker Fabrikaları’nın verdiği akşam yemeğinde, muhtemelen saat 22.00 civarında çekilmiştir. Elini öpmek üzere eğilen kişiye gülümseyerek mukabele eden Adnan Menderes, biraz sonra telefona çağrılacak ve dönüşte morali bozuk ve oldukça gergin olduğu görülecekti. Görüştüğü kişi, Meclis Başkanı Refik Koraltan’dır. İstanbul Üniversitesi profesörlerinin protesto hazırlığında olduklarını öğrenmiş ve salona döndükten sonra son siyasi konuşmasını yaparken darbeye çanak tutan üniversite hocalarını “Kara cübbeliler” sözüyle eleştirmişti.
Ancak artık Menderes’in yüzü asıktır ve 5 ay sonra Yassıada duruşmalarında hakim huzuruna çıktığında o tatlı tebessümü gitmiş, yerine süzgün, bitkin, çökmüş bir Menderes gelmiştir. Hakime, 5 aydır kimseyle konuşmasına izin verilmediği için konuşma yeteneğini kaybettiğini, bunun anlayışla karşılanması gerektiğini söyleyecek noktaya kadar varmıştı bitkinliği.
Bu toplumun Adnan Menderes’i neden sevdiğini anlayabilmek için başka tanıklıklara da ihtiyaç var. İşte “Yeni Dünya” dergisinin geçen (Mayıs 2008) sayısında Cevat Akşit Hoca’yla yapılan söyleşi, Menderes’in derin dünyasını deşifre etmemiz için canlı bir ipucu niteliğindedir. Amcası Baha Akşit (DP grup başkan vekilidir) aracılığıyla imam hatiplerin yüksek kısmının, yani yüksek İslam enstitülerinin açılması için Başbakanla görüşmeye giden heyette bulunan Cevat Akşit, bakın darbeden kısa bir süre önce gerçekleşen bu görüşmede Menderes’in nasıl deruni bir fotoğrafını çekiyor:
“Ben 17 yaşımdaydım. Saat [gece] 10’a doğru Başbakan’la görüşeceğimiz odaya girdik. Başbakan geldi, koruma polisini dışarı çıkardı ve kapıyı kilitledi. “Kimse buraya girmeyecek” diye tembihledi. Bir başladı konuşmaya. Türkiye’deki komünist faaliyetleri, bölücü faaliyetleri, masonik faaliyetleri bir bir anlattı. Dedi ki: ‘Benim müsteşarım [Ahmet Salih Korur] masonların reisi. Beni bu kadar bunalttılar, etrafımı çevrelediler. Ben Müslüman’ım. Türkiye’nin de ayakta kalmasının teminatı İslam’dır, imandır. Eğer bugün biz ayaktaysak, beyaz örtülü bir ninenin veya aksakallı bir dedenin kucağında büyümüş bir nesil olarak ayaktayız’ dedi. Ama bu sırada hüngür hüngür ağlıyor.”
Akşit, Menderes’in “İmansız, İslam’sız yaşanmaz. Hayatım pahasına da olsa imam hatip okullarının yüksek kısmını açacağım. Arkadaşlarım beni desteklemiyor, laikliğe aykırı görüyorlar” sözlerinden sonra üç defa “Yalnızım, yalnızım, yalnızım!” dediğini de belirtiyor. O gece o odada bulunan herkes ağlamıştır.
Cevat Akşit’in tanıklığıyla gördüğümüz gibi Menderes’in bir de resmî kayıtlara geçmeyen bir iç dünyası vardı. Zaten Necip Fazıl daha 1951’den itibaren onun bu iç dünyasına bir kuyumcu titizliğiyle eğilmiş ve oradan Menderes’i bile aşan bir anlam ve ümit abidesi yontmaya koyulmuştu.
“Ama Menderes, ah Menderes… Sen mahzun ve münkesir Müslümanların biricik ümid bildiği tek ve yegâne adamsın! Mademki kendini bu kadar sevdirdin ve kendine bu kadar ümit bağlattın; artık mecbur ve mahkûmsun! Bu vatanın ne kadar hasreti varsa hepsini senden bekleyecek ve isteyeceğiz!.. Sen Allah’ın, Resûlü’nün, Türk milletinin ve Türk tarihinin sevgilisi olabilir; ve sahte kahramanların ardından birdenbire gerçek ve büyük kahraman çapında yükselebilirsin!”

Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:33.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382