Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Ergenekon’un fermuarından görünen “Diyarbakır komünü”

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 08-23-2008, 10:34   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Ergenekon’un fermuarından görünen “Diyarbakır komünü”


Ergenekoncuların bir ayağı Orta Asya’dadır. Yıllar önce Mecidiyeköy’deki bir otelde Ergenekon soruşturmasının bir önceki dalgasında tutuklanan bir emekli paşayı Kazakistan’ın ünlü bir şairiyle baş başa gördüğümde işin bu noktalara varacağını elbette düşünemezdim.

Ergenekon Operasyonu ikinci yaşına bastı, şimdi boyutlarının nerelere varacağı merak konusu. Besbelli kökleri epeyce derinde. Ali Bayramoğlu’nun dediği gibi Ergenekon’un benzeri gizli örgütlerden farkı, mevcut siyasi yapıyı yalnız yıkmak değil, yeni baştan kurmak istemesidir.

Dolayısıyla Ergenekon’un mahiyetini iyi tespit etmek gerekir. Bir yanda “devletin tepesinden iktidarı yıkmak” isteyenler var, öbür yandan ses getirecek eylemler düzenleyen tetikçiler. Üstelik bu hareket, seçim öncesinde gördüğümüz mitingler gibi halkı meydanlara dökerek siyasallaşma eğiliminde.

Burada bir adım daha atarak şunu ileri sürmek durumundayım: Ergenekoncuların bir ayağı Orta Asya’dadır, yani oradaki yönetimlerin de kendi arzularına göre dizayn edilmesi için uğraş vermektedirler. Yıllar önce Mecidiyeköy’deki bir otelde Ergenekon soruşturmasının bir önceki dalgasında tutuklanan bir emekli paşayı Kazakistan’ın ünlü bir şairiyle baş başa gördüğümde işin bu noktalara varacağını elbette düşünemezdim. Ancak o görüşmeden sonra sözünü ettiğim muhalif şairi Kazakistan’ın başına geçirmek için “state behind”ın derin bir mücadele içinde olduğunu öğrendiğimde anladım ki, mesele sadece Haydar Aliyev’den ibaret değilmiş.

Farkındayım, nöbetçi tarihçimiz bugün pusulayı şaşırıp aktüaliteye fazla daldı diyorsunuz içinizden. Ancak biz de insanız, değil mi? Arada bir güncel tarih yazmak bizim de hakkımızdır.

Geçtiğimiz perşembe akşamı 32. Gün programında Gülay Göktürk “Şimdi merak edilen şey, Ergenekon’un Fırat’ın doğusuna uzanıp uzanmayacağıdır.” diyerek derin devletin fermuarını biraz daha açmış oldu. Gerçekten de Güneydoğu, özellikle Diyarbakır boyutu, Ergenekon’un hangi saçaklara tırmandığını göstermesi bakımından önemli olacak.

Bugün biz de Osmanlı tarihine uzanalım ve Diyarbakır merkezli bir direnişin örtüsünü açalım.

Sahi Osmanlı tarihini ne denli kötürüm ettiğimizin farkında mıyız? El birliğiyle ortaya bir Osmanlı karikatürü koyuyor ve işin garibi, yaptığımızı beğenmiyoruz! Osmanlı bu değil, bu olamaz.

Sadece azameti, hoşgörüsü, uzun ömürlülüğü vs. ile açıklamıyorum Osmanlı’yı. Mantık çalıştırılarak da bu engin coğrafyada, bu kadar karmaşık bir halklar yelpazesiyle ve bu kadar uzun ömürlü bir devleti yönetmenin çocuk oyuncağı olmadığı pekala anlaşılabilir. Düşünün ki, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar her on yılda bir adeta yıkılıp yeniden kurulmakta. En son geçen yıl Sırbistan ve Karadağ’ın bağımsız birer devlete dönüşmesi, Osmanlı’nın tasfiyesinin hâlâ bitmediğinin göstergesi değil de neydi?

Peki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Japonya’da, kendisinden 112 yıl önce, II. Abdülhamid döneminde oralara kadar gitmiş olan yelkenli Osmanlı gemisi hayaletinin karşılamış olmasını neyle izah edeceksiniz? Üstelik Ertuğrul Fırkateyni’nin Oşima (İngilizce yazılışıyla Oshima değil!) kayalıklarında uğradığı feci akıbet, Cumhuriyet döneminin ünlü dolayısıyla şair Can Yücel’in büyük Milli Eğitim Bakanlarından Hasan-Âli Yücel’in dedesi olunca ‘Osmanlı’ isimli bu geminin cesametine şaşmamak elde midir?

Türkiye’de bir zamanlar ‘toplumsal tarih’ yazdıkları iddiasındaki kesim, sosyalistlerdi. Ne var ki, bütün yaptıkları, ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı) denilen ve Karl Marx’ın Avrupa semalarından Zeus gibi bakarak üzerimize bir ağ olarak fırlattığı teorik çıtçıtı tarihimize dikme uğraşını şurasından burasından mıncıklamaktı. Kemal Tahir’in bu zehirli çıtçıtı çıkarıp atmak için bir ömür boyu uğraşmak, söküp atmak istediğinde ise ne azim belalarla boğuşmak zorunda kaldığını biliyorsunuzdur. Bu arada haklarını yemeyelim, bir de Nazım Hikmet’in dünyaca meşhur icadı olan Şeyh Bedrettin masalı vardı, malum.

Belge ve bilgiler tepelerinde birer zebani olmadan ortak hafızamızın kanallarına serbestçe aktıkça ayan beyan görmeye başlıyoruz ki, Osmanlı tarihi, cebinden kat kat olmuş mendiller gibi bizden saklamış nice olayları. Kime? Gözü olanlara elbette.

İşte Hollanda (Leiden) ve ABD’de (Boston) yeni çıkan bir kitap bizi Osmanlı tarihi okyanusundaki bakir adalarla tanıştırıyor; daha doğrusu bir zamanlar su altında kalmış olan ama artık işgalci sular (mesela Marksizm) küresel ısınmadan dolayı ortalıktan çekilince gün ışığı gören bakir adalarla.

Kitabın yazarı Ariel Salzmann, bir ABD’li akademisyen. Daha önce “Osmanlı: İnsanlığın Son Adası” adlı kitabımda kendisinden ve ‘Osmanlı’da özelleştirme’ konulu ünlü makalesinden söz etmiştim. Orada Osmanlı Devleti’nin, 17. yüzyıldan itibaren getirdiği iltizam uygulamasıyla bir tür ‘özelleştirme’ye gittiğini ama nedense bu ‘çağdaş’ tercihi dolayısıyla özelleştirmeyi savunanlarca dahi eleştirildiğini söylüyor, bu akıl almaz garabete dikkatimizi çekiyordu. Oysa Salzmann’a göre, tam da serbest piyasa ekonomisi çağında, yani bir devletin sırtında kambur olan KİT’leri özelleştirmesinin iyi bir şey olduğuna sonuna dek inanan bizlerin (istisnalar elbette var) Osmanlı Devleti hem de yüzyıllar önce aynı şeyi yapınca neden onu eleştirdiğini anlayamadığını söylemişti.

Salzmann, son kitabı “Tocqueville in the Ottoman Empire”da (Brill Yayınevi, 2004) hayal gücümüzü biraz daha zorlamamızı istiyor. Eğer diyor, Fransız filozofu Alexis de Tocqueville Amerika Birleşik Devletleri yerine ‘Osmanlı Birleşik Devletleri’nin sistemini incelemiş olsaydı, aynı şekilde erken modern devletin tohumlarının bir kısmının Osmanlı’nın bakir topraklarında yattığı tespitinde bulunabilir miydi?

Kitabında Osmanlı’da federalizm konusunu da işleyen yazar, burada Diyarbakır tarihinin bilinmeyen bir dönemine ışık tutarak aslında bizim solcuların, Şeyh Bedrettin’de boşu boşuna aradıkları, tam da kendilerine lazım olacak müthiş bir argümanı nasıl ıskaladıklarını ustaca ortaya koyuyor. Varsa yoksa “1871 Paris Komünü” diyen ve devlete direnenleri kutsayan solcularımızın, Paris Komünü’nden 50 küsur yıl önce Şeyhzade İbrahim Paşa’nın “Diyarbakır Komünü”nden bihaber ve dolayısıyla suskun kalmaları yeterince garip değil mi? Türkiye’de sol düşüncenin çarpık gelişimi incelenirse garip değil aslında.

Kimdir 19. yüzyıl başlarında Diyarbakır’da 3 ay kadar bağımsız bir yönetim kurmuş olan İbrahim Paşa ve nedir “Diyarbakır komünü”? Bunları gelecek yazımızda ele alacağız.
Alıntı:
zaman>pazar>mustafa armağan
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:46.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382