|
||
![]() |
|
|
| Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Edeb_ya_hu
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: SevdaLısı oLduğum Şehirde....
Mesaj: 2,456
Tecrübe Puanı: 78
Rep Puanı: 7311
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yavuz Sultan Selim, her biri birbirinden değerli Osmanlı padişahları arasında sade yaşayışı, övülmekten, iltifattan, debdebeden hoşlanmayan tavırlarıyla ilk bakışta ayırt edilenler arasındadır. İnsanlardan bir insan olma ve yaradılış gayesine uygun hareket etme konusunda o denli duyarlıdır ki etrafında hâlelenen insanlar, yaptıkları hatalar dolayısıyla, sık sık bu hassasiyetten paylarına düşen nasibi almaktan geri kalmamışlardır. Öyle ki bu husustaki tavizsizliğinden gözünün nuru, şehzâdesi Süleyman dahi zaman zaman nasiplenmiştir. Hatta bir defasında süslü bir elbiseyle Yavuz’un karşısına çıkınca, Yavuz, “Annene de giyecek bir şeyler bıraksaydın ya Süleyman!” diyerek şehzadesini ikaz etmiştir. İLME HÜRMET... İhtişamdan uzak; insanî vasıflarıyla önderliğini yaptığı hareketin örnekliğini de üstlenen Yavuz Sultan Selim, gerek dinî gerekse dünyevî ilimlere olan vukûfiyetiyle de hususî bir insandır. Kendi hocalarının, velilerin hatta -hayatta olsun olmasın- bütün din büyüklerinin kıymetini hakkıyla bilmekte ve onların huzurunda edebinden iki büklüm durmaktadır. Bu hassasiyet bazen zirveleri zorlamaktadır. Öyle ki hocası İbn-i Kemâl’in atının ayağından, kendi kaftanına sıçrayan çamurları bir şeref nişanı bilmiş ve o kaftanın kabrinin örtüsü olmasını vasiyet ederek, büyüklerde büyüklük alametinin küçüklük olduğunu tarihe bir kere daha not düşmüştür. ‘Hâkim’ değil ‘Hâdim’ oldu… Büyük insan, Allah’ın izni, Efendiler Efendisi’nin rehberliğiyle Sina Çölü’nü geçip Mısır’ı fethedince, Mısırlı âlimlerin önerisiyle Osmanlıların ilk halifesi olma şerefine ermiştir. Halifeyken yaptığı belki de ilk ciddi icraat ise yine örnek hayatına altın harflerle yazdığı şanlı bir destandır. Yavuz, Şam’da Emeviye Camii’nde okunan ilk cuma hutbesinde “Hâkimü’l-Haremeyn” olarak adı geçince ayağa kalkmış ve, “Hayır, biz kutsal beldelerin hâkimi değil ancak hâdimi, hizmetkârı olabiliriz. Lütfen hutbeyi bu şekilde okuyunuz.” diyerek daha önceki halifelerin, hutbelerde kendi isimlerini “Hâkimu’l-Haremeyn” (Mekke ve Medine’nin hâkimi) olarak okutmalarına mukabil, kendi ismini “Hâdimü’l-Haremeyn” (Mekke ve Medine’nin hizmetçisi) olarak okutmuştur. -------------------------------------------------------------------------------- Kırkıncı hafız… Sılaya dönme vakti geldiğinde, kutlu beldelerden Kâbe’yi süpürttüğü tavus kuşu tüylerinden birini tacına takarak ve Kutsal Emanetler’i yanına alarak ayrılan Yavuz Sultan Selim, Topkapı Sarayı’ndaki dairesini Mukaddes Emanetler’e tahsis eder ve kendisine yer arar. Akabinde çoğu Peygamber Efendimiz’in yadigârı olan Kutsal Emanetler’in başında, kesintisiz yirmi dört saat Kur’ân-ı Kerîm okunması için otuz dokuz hafız görevlendirilmesini emreder. “Neden kırk değil de otuz dokuz?” diye soranlara cevabı ise sünnete uygun bir hayat tablosunun kenar süsleri hüviyetindedir. Zira kırkıncı hafız olarak listeye yazılan isim, iki kelimeden ibarettir: E’l-fakir, Selim… Yavuz Sultan Selim: Karakterinin sertliğinden dolayı “Yavuz” ve şehzadeliğinden beri “Selim Şah” olarak tanınan Sultan Selim, 7 Safer 918/Nisan 1512 tarihinde Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene, 9 ay Osmanlı’yı en iyi şekilde temsil ettikten sonra 8 Şevval 926/21 Eylül 1520’de vefat etmiştir. Cenazesi ancak 1 Ekim 1520 tarihinde defnedilebilmiştir. -------------------------------------------------------------------------------- H. AHMET GÖKÇE-HASAN CANDAN-E. OSMAN SÖĞÜTLÜ
__________________
Aşktır ki, gerisi vesairedir... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|