|
||
![]() |
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Bu Konuda Ara | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Acemi Öğrenci
Giriş: Apr 2007
Mesaj: 48
Tecrübe Puanı: 7
Rep Puanı: 540
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Âhım şâhım (olmak ya da olmamak) “Hani güzel olmasına güzel ama o kadar da ahım şahım bir şey değildi. Bakma sen onun onu öyle göklere çıkardığına.” “Beğenilecek, değer verilecek nitelikte olmak ya da olmamak” anlamlarında kullandığımız bu deyimin ortaya çıkış mantığını anlamak için Klasik Türk şiiri ve eski geleneğin bahçesinde küçük bir gezintiye çıkmak icap edecek sanırım. Gelin sizinle bu yolculuğa çıkalım. Öncelikle Divan Edebiyatı’nda “sevgili” birçok güzel hususiyeti kendinde barındıran, çok yüce bir makamı tutan, hakkında ne yazılsa az, ne söylense kifayetsiz olan, âşıklarının binini zülfüne meftun etmiş, binini bir göz süzüşüyle helâke sevk etmiş, bilmem kaç bininin de gecesini gündüz, gündüzünü geceye çevirmiş bir güzeldir. O öyle bir güzeldir ki onu anlatmada denizlerin suyu mürekkep, tüm dünya ağaçları kalem olsa yine de yetmez. Onun bir vasfı da gönül âleminin sultanı, padişahı, şâhı oluşudur. İşte böyle bir sevgiliye (maşuka) onun tutkunu olan (âşık) seslenirken “sultanım, padişahım, şâhım” der. Ne desin ki… Bu güzelin aşkıyla aklını yitiren, durmaksızın yârin hayaliyle avunan ve uykuyu unutup yemeden içmeden kesilen âşıkların bir âdeti de sineye elif çekmektir. Gerçekten sinesini yırtanlar, kesinler olduğu gibi göğüslerine dövme yapmak yoluyla “âhım şâhım” yazdıranlar da olurdu. Bu suretle göğsünü yırtanlar da “sineme elif çektim” –ki sineye elif çekmek yukardan aşağı göğsü kesmektir ki çizilen bu çizik Arap alfabesindeki elif harfine benzetilir ( ﺍ ) – ya da “âh yazdım” derlerdi. Zira aşk derdiyle sevgili uğruna âşığın kârı durmaksızın “âh etmek”ten gayrı bir şey değildi. İşte bu “âh” da ancak buna değecek biri uğruna “çekilir”di. Ez-cümle, “uğrunda âh etmeye ve ona şâhım demeye değecek ya da değmeyecek bir sevgili” için kullanılan bu deyim zamanla günümüze kadar ulaşmıştır. “Âhım şâhım” denilecek mahbublar (güzeller, sevgililer) şimdi nerededir, onlara böyle payeleri “seve seve” verecek âşıkların diyarı neresidir sorularını ise bu günlerde cevaplamak galiba biraz zor. Ve’s-selâm… |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Sahip :p
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,991
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Anadoluda çok kullanılır bu tabir. Gerçekten de orjinal bir ifade. Teşekkürler kaknus kardeşim.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|