Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz  

Geri Git   Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz > Eğitim Bölümü > Makale e-Book ve Sesli Kitap(Sesli e-Book) Bölümü > Makale Bölümü > Türkçe Makaleler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle
Karakalem Dini İlimler Yemek Tarifleri Şarkı Sözleri Free Lyrics Ödev Anne ve Bebek Rehberi iPhone Fun

 
 
 

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-19-2007, 21:13   #1 (permalink)
Öğrenci Temsilcisi
 
nurbonu1453 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Dec 2006
Mesaj: 245
Tecrübe Puanı: 4nurbonu1453 is a jewel in the roughnurbonu1453 is a jewel in the roughnurbonu1453 is a jewel in the rough
Varsayılan zıtlık ve mutluluk


Zıtlık ve Mutluluk
Mehmet COŞAR

Gördüğünüz nice park ve bazı hususi bahçelerde umumiyetle ‘çiçeklere dokunmayınız ‘‘şeklinde tabelalar görürsünüz. Pek tabidir ki, bundan gaye; körpe çiçeklerin soldurulmaması, en azından biraz daha uzun ömürlü olmalarını sağlamaktır.

Bu umumiyetle böyledir ama, Amerika ve İngiltere gibi bazı ülkelerde öyle hususi parklar vardır ki, oralarda madeni 1evhalara kabartılarak Romen harfleriyle ‘lütfen çiçeklere dokununuz’’ şeklinde yazılara tesadüf edersiniz. ‘Acaba bu zıtlıktaki mana ne olabilir?’’ Sorusunu sormaya vakit kalmadan bir de anlarsınız ki, bu hususi parklar görme nimetinden mahrum olanlara tabiatın güzelliklerini dokunma yoluyla anlatmak için yapılmıştır. Çünkü buralara gelenlerin gözleri ellerindedir. Bunlar ancak dokunmak suretiyle tabiattaki güzellikleri ve bu güzellikte saklı bulunan nice hususiyetleri hissetmek suretiyle mutlu olabilirler. Kimbilir bu küçük zıtlıkta daha bizim anlayamadığımız nice mutluluklar gizlidir.

Peygamberler tarihinde Hz. Musa ile Hz. Hızır Aleyhisselam’ın hikâyesini çoğumuz okumuşsunuzdur. Hızır Aleyhisselam’ın Hz. Musa ile birlikte bulundukları bir günde kendilerini gemilerine alan kişilerin gemilerini delmesi, yolda oynamakta olan bir Çocuğu suçsuz yere öldürmesi, uğradıkları bir köyden yardım görmedikleri halde yıkık bir duvarı tamir etmesi.. Zahirde hep yapılmaınası gerekli olan şeyler. Ancak, görünüş itibariyle fena olan bu ve benzeri hadiseler açıklandığında anlaşılıyor ki, bu zıtlıklarda nice hikmet ve mutluluklar gizlidir. Olayların -zahiri görüntüsüne aldanıp gizli sır ve ilahi hikmetlerin manasını düşünemeyen bizler için de alınması gerekli büyük dersler vardır.

Ölüm, ekseri insanlar tarafından arzulanan bir hadise değildir. Kur’an-ı Kerimde ölümden korktukları için yurtlarını terk eden insanlardan söz edilir. Tıpta insan ömrünü uzatmak için büyük çalışmaların yapıldığını kimse inkâr edemez. Hayat kurtarmak için yapılan gayretler kudsî addedilmektedir. Bütün bunlara rağmen nicelerini görmekte ve duymaktayız ki, intihar gibi yollara tevessül ederek hayatlarına kendi elleriyle son verebilmektedirler. Hayata doğmak için çırpınanlara karşılık böylelerinin hayatı, yaşanamayacak kadar karanlık, karışık ve içinden çıkılamaz bir biçimde görüp yaratanın da rızası hilafına intihara kalkışmaları akıllarınca yeni bir kurtuluş olmakta, doğmak için çırpınanlara karşılık ölümü tercih etme zıtlığında bir mutluluk aramaktadırlar.

Etrafı düşman askeriyle çevrilmiş bazı subayların sır vermemek için yaptıkları intiharlarda da kendilerini vatanlarına adama ve son görevi olarak memleketlerini kurtarma ideali yatmakta ve yine bunda mutluluk görmektedirler.

Hayvanlar âleminde de bunlara benzer misaller görmekteyiz. Sıkıştırılan ve bir çıkış yolu bulamayan akrebin kendini zehirlediği çok vaki olmuştur. Başkaları için zehrini kullanma imkan ve fırsatı bulamayan bu yaratık, en son kendini zehirlemekle kim bilir nasıl bir gurur duymakta mutluluk tatmaktadır.

Tabiatta meydana gelen olayların bir kısmını tabiat bilgisi derslerinde görmekteyiz. Hayatın durmadan yenilenmesi, biraz eskiyen hayatların son bulmalarıyla mümkün olmaktadır. Bütün canlıların vücutları, hücrelerin, yuvaların, zerrelerin bir çeşit resmî geçit meydanıdır. Canlılar hergün, her saat her dakika ve saniye bunların bir kısmının ölümü karşılığında yaşayabilmektedirler. Eğer beden dünyasında bu geliş gidiş duracak olursa hayat mekanizması da son bulacaktır. Canlıların hayatiyeti için miadı dolmuş bazı parçaların ölümü lüzumlu görülmüştür.

Milletlerin hayatı da tıpkı böyle değil mi? Ayakta kalmaları, başkaları tarafından yutulmamaları için büyük ordular besleyip savaşlar yapılmıyor mu? Bu savaşlarda korkusuzca ölümün kucağına atılmakta, geriye kalanların daha sağlıklı olmaları sağlanılmakta ve memleketin selameti düşünülmektedir. İnsanlar toplu olarak yaşamaya başladıklarından bu yana bu tip ölmeler ve öldürmeler karşılığında daha büyük hayatların idamesi sağlanmıştır.

Ağrılarından, acılarından şikayet edenlerin bunları dindirme ve yeni hayat bulma karşılığında yaptıkları büyük fedakarlıklara - karşılık mezar kazıcılarının ve tabut yapımcılarının ölüm nisbetlerindeki azalmalardan kuşku duymaları zıtlıkla cereyan eden hadiselerin bir başka tipik numuneleridir.

Zıtlıklar üzerine kurulmuş bu hayat dengesinde elbet bizlere de düşen vazifeler vardır. Bütün bu olanlardan ve olaylardan ders almasını bilip yaradanımızın daha nelere kâdir olabileceğini tefekkür ederek hizmet etmek için verilmiş bu mühleti daha iyi değerlendirmek zorundayız.

Öyle bir hayat yaşamalıyız ki, af dilemek için geldiğimiz bu dünyadan göçüp gittiğimizde tabutçu ve mezar kazıcıları gibi meslek sahipleri bile arkamızdan yas tutabilsin.
nurbonu1453 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 04:58.


Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay





HAYATIN RENGİ
Protected by CBACK.de CrackerTracker

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351