Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Makale e-Book ve Sesli Kitap(Sesli e-Book) Bölümü » Makale Bölümü » Türkçe Makaleler » Bİr GÜl Cemresİ Beklİyoruz

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 12-07-2006, 13:20   #1 (permalink)
Asistan
 
yolcu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 390
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 333
Rep Derecesi: yolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the rough
yolcu is offline  
Thumbs up Bİr GÜl Cemresİ Beklİyoruz




Bİr GÜl Cemresİ Beklİyoruz

Bundan 1434 sene önce, milâdî 571 yılının
20 Nisan (12 Rebîülevvel, Pazartesi) sabahında güneş doğmadan az önce dünyayı şereflendiren,
bütün zaman ve mekânları Hakk’ın nûruyla aydınlatan, ‘Âlemlere Rahmet’ olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in
Gül Mevsimi’nde;
Cenâb- ı Allah’ın gönüllerimize Gül Cemresi düşürmesi niyâzıyla…

‘Örtün, üstümü örtün!..’
Yüreğim üşüyor… ‘Gül’den ayrı düşen yüreğim, buz dağına döndü, üşüyorum… Kanadı kırık sevdâların şehbâl açtığı yüreğimde, Gül Yetimleri’nin hüznünü bölüşüyorum…
’Örtün, üstümü örtün!..’
Üşüyor yüreğim…Yüreğimi gül yaprağıyla örtün ki, her yanımı ‘Gül’ kokuları bürüsün... ‘Gül’ esintileriyle handân olan yüreğim, âteş-i aşka düşüp ‘Gül’ün gölgesinde yürüsün... Rûhum gülistana dönerken; yüreğim ‘Gül’ aşkıyla kavrulsun ve Muhabbetullah’ın âsûde ikliminde inşirâh bulsun…
‘Örtün, üstümü örtün!..’
Yüreğim üşüyor... ‘Gül’ün nefesiyle kor hâline gelen bir ateş düşsün ki yüreğime, ılık bahar meltemlerinin getirdiği ebr-i nîsan ile kalbimdeki buzlar kelep kelep çözülsün … Kalplerden taşıp, göz pınarlarından çağlayan ‘Gül’ kokulu şebnemler, rahmet olup yanaklardan süzülsün... Erisin Gül Cemresi’yle yürek yaylasındaki karlar... Yıllardır beklediğimiz bu son cemreyle kalbimize demir atsın cennet-âsâ baharlar...
Üşüyor yüreğim… Bir bahar tebessümüdür özlediğim…Bir Gül Cemresi’dir beklediğim… Cân evime öyle bir cemre düşsün ki, yüreğim sevgi çerâgıyla ‘gönül’ hâline gelsin… Gönüldeki sevdâlar, cezir vakti kanat çırpan bir ak güvercin olup Mâverâ’ya yükselsin… Kalpteki masivâ ateşi sönsün... Kıbleden gelen ışığın İlâhî tecellîsiyle süveydâ-i kalp nûra dönsün… Hakk’ın inâyetiyle; beşeriyeti varlık bestesine kavuşturan, insanlığı kendi fıtrat yüzüyle tanıştıran ve Âdemoğlundaki muhabbeti, Muhammedî sevdâlarla buluşturan bir Gül Cemresi düşsün yüreğimize...
Bir Gül Cemresi bekliyoruz…
Kalplerin, ‘Sonsuz Nûr’un rehberliğinde yeniden hayat bulması için… Yüreğimizdeki her hücrenin besmeleyle yeniden kendine gelmesi için… ‘Gül’e sevdâlanan ve İlâhî aşkla yanan gönüllerin yeniden yaratılış sırrında karar kılması için... Ve nihâyet sonsuzluk nağmelerini idrâk eden ‘Gül’e pervâne sînelerde gülün herdem canlı kalması, ruhların ebediyyen gülmesi için, bir ‘fasl-ı ganîmet’ olan Gül Cemresi bekliyoruz…
Bir Gül Cemresi bekliyoruz…
O cemre ki, İlâhî sevdânın nûruyla gönüllerimizi gül-deste eden, efsûnkâr güzelliklerle kalplerimizi dil-beste eden bir muhabbet fermânıdır... O cemre ki, yüreklerimizdeki küllenmiş sevdâları kor hâline getirip tutuşturan, gönüllerimizdeki firkât ateşini rahmet deryasına kavuşturan, ‘Kevser akan, ‘Gül’ kokan’ güzelliklerle hissiyatımızı buluşturan bir vuslat çağlayanıdır... O cemre ki, dilin söyleyemediğini anlatan, sözün ifâde edemediğini âşikâr eden bir ‘Hüsn-ü Aşk’ destanıdır... O cemre ki, Hz. Âdem’in niyâzı, Hz. İbrahim’in duâsı, Hz. Îsa’nın müjdesi, Hz. Âmine’nin rüyâsı olup, ‘Levlâke levlâk...’ sırrının tercümânıdır… Hülâsâ o cemre, gönül yaralarımızın ‘Gül’ mushaflı dermanıdır....
Bir Gül Cemresi bekliyoruz…
Gül Cemresi düşen yürekler; hidâyet bularak hayâtiyet kazanır, kıyısı olmayan rahmet ummânına yelken açarak ‘Mutlak Hakikat’i tanır ve sevgilerin en yücesi adına ‘Gül’ yüzlü sevdâlarla hemhâl olarak âyet âyet yıkanır... O halde gelin hep berâber, ‘Gül’ dalından bir mızraba râm olup, gönül tellerimizi ‘Gül’ aşkıyla akort edelim ki, gönlümüz ‘Gül’le meftûn olsun, hazâna eren kalbimiz bu kutlu cemreyle yeniden baharı bulsun.... Yüreğimizde katmer güller açılsın, ömür defterimizdeki ‘sedir’den sayfalar boş kalsın ve her hâlimiz ‘gül’ yapraklarına yazılsın…Ve böylece bizler de; ‘Gül Mevsimi’nin ferah-fezâ ikliminde yeni bir bahara uyanalım ve mest ü mâhûr bir hayata yeniden merhabâ diyelim…
Şâirin; ‘ Esti nesîm-i nevbahar, açıldı güller subh-dem’ dediği bir zaman dilimindeyiz... Şimdi ‘Gül Mevsimi’ndeyiz... Bahardaki dirilişi yaşıyoruz... Her bahar gülün goncaya durmasına; her gül de; bir dirilişe, bir uyanışa, bir rahmete vesiledir… Zâten baharın bir adı da ‘gül mevsimi’ değil midir? Bu sebeple bahara; ‘vakt-i gül, mevsim-i gül, devr-i gül’ denilmemiş midir.... Bu yılki baharımız; Ay ve Güneş’in ‘Gül’ faslına berâber şâhitlik ettiği müstesnâ bir bahardır... Çünkü, ‘seyyidü ezhârü’l cenneh’ (cennet çiçeklerinin serveri) diye vasfedilen katmer gülün açılma vaktiyle, ‘Kâinatın Solmayan Gülü’nün dünyaya teşrifleri aynı zamana - kamerî ve milâdî aynı tarihe- tevâfuk etti... İnşâ’Allah bu güzel buluşma; beşeriyetin gönlünde ‘Gül’ tomurcuklarının açılmasına, yeni bir müjdeli şafağın sökmesine ve hasret kaldığımız gerçek baharların yeniden gönül semâlarımızda tulû etmesine vesile olur…
Gündönümünü yaşadığımız bu zaman dilimindeki niyâzımız, gündönümlerinin artık ‘Gül’ dönümü olması… Bu Gül Mevsimi’nde; hem başı dik dağın, hem de boynu bükük sümbülün hâlet-i rûhiyesiyle, her ölçümüzü ‘Gül’den alalım; kalbimize, aklımıza, irâdemize ve duygularımıza ‘Gül’ün gösterdiği istikâmette yön verelim... Mânanın vârisleriyken, maddenin köleliğinde körelip âmâ hâline gelen gözümüzü ve gönlümüzü ‘Gül’ün nûruyla ışığa kavuşturalım… Eğer bizler; hayatın her karesini besmeleyle fetheder ve ‘Yeşil Köşkün lâmbası’nı ‘Gül’ün nûruyla yakabilirsek; işte o zaman; gönlümüz gülşen, çehremiz rûşen, çevremiz şen olacak; duygularımıza ‘Gül’e mümâsil bir renk, ölçülerimize’Gül Devri’nden bir mihenk gelecek ve dünyamız, ‘Gül’ mihverli bir ahenkle gülecektir…
Fakat ne çâre ki, yıllardan beri ‘Gül Mevsimi’nin gül-efşân güzelliklerini idrâk edemiyoruz bir türlü... Ne yazık ki, hazân eriyor hayatımıza, bahar gelmeden... Ve şimdi, ‘Hüzün Yılı’nın en hazin günlerinden daha kederli bir zamanı yaşıyoruz ... Kutlu Emânetin Emîn Mimârı’ndan bize kalan ve ‘iki büyük emânet’ olan ‘Kur’an ve Sünnet’e hakkıyla sahip çıkamıyoruz... Kur’an sadece evimizin duvarında asılı kaldı; Sünnet ise ne acıdır ki önemsenmez oldu, tartışılır hâle geldi ve inkâra başlandı… Heyhât!.. Bizler bu emânetlere sahip çıkmak şöyle dursun, ‘Gül’ mushaflı sevdâmızı yok etmek isteyenlere bile sesimizi çıkaramıyoruz; yalnızlıktan, yılgınlıktan, yorgunluktan ve âcizlikten....
‘Gül’ü gerçek mânâsıyla gönlümüze hâkim kılamadığımız, O’nun mübârek ‘İz’inden ayrıldığımız için; yalnızız, yılgınız, yorgunuz ve âciziz... Yalnızlığımız; Müslüman olarak birbirimizi kâmil mânâsıyla sevememekten, vahdetten ayrılıp kesrete düşmekten ve kardeşliği unutup tefrikada karar kılmaktan... Yılgınlığımız; madde ile mânanın, ilim ile îmânın, akıl ile kalbin terkîbini yapamamaktan, kalem, kılıç ve âsâyı; alınteri ve duâ ile yoldaş edememekten.... Yorgunluğumuz; ‘Gül’ün gölgesinde nefeslenmeyip, nefsin peşinde bîtap düşmekten ve maddeye esir olup dünyayı kalbimize yüklemekten… Ve âcizliğimiz ise; ‘En Azîz’ olanı unutup, ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ölçüsünü terk etmekten, İslâm hakikatinin insana yüklediği keyfiyeti hakkıyla anlamayıp, bunun yerine, nefsânî arzularımızı ikâme etmekten, Kur’an ve Sünnet çizgisini bırakıp, ‘Gül’ün muazzez ikliminden uzaklaşmaktan… Yâ Rabbi!.. Hakk’ı bilmeyi, hakikati ölçü almayı, ‘Gül’ün gölgesinde kalmayı, ‘Gül’ aşkını gönlümüze hâkim kılmayı, ‘Gül’ün emrettiği gibi kardeş olmayı, ‘Gül’ yaprağıyla dünyadaki bütün mazlumların gözyaşını silmeyi ve ‘Gül’ ikliminde kendimizi bulmayı bizlere yeniden nasip eyle... ‘Yâ Rabbi!.. Dünyayı elimizden alma, fakat kalbimize de koyma…’
Ey En Güzel Gül!... Ey Şâh-ı Rusül!... Sen Rabbinden ‘Eşyânın hâkîkatini öğrenmeyi’ talep ederken, bu muazzam duânın sırrına eremeyen biz kalbi vîrâneler ise; hâkikâtini bilmediğimiz eşyalara sâhip olmak için ömür sermâyemizi boş yere tüketiyor ve evlerimizdeki eşya kalabalığı içinde ‘Hakikat Sırrı’nın farkına bile varmadan beyhûde yere yorulup tükeniyoruz...
Aslında bizler; Efendimiz’in teri gül koktuğu için, gülü her kokladığında salâvat getiren; gül yaprağının yere dökülmesini dahi günah addederek, kitap sayfaları arasında itinâ ile gül yaprağı kurutan bir medeniyetin vârisleriyiz... Bu ‘Gül Mevsimi’nde ellerimizi yaprak yaprak semâya açarak; aziz milletimizin gönlünün yeniden ‘Gül’e yâr olması için duâ edip yalvaralım... Güzelliklerin hicret ettiği, huzurun terk-i diyâr edip gittiği bu mübârek vatan topraklarında yeniden ‘Gül’ fidelerinin filiz vermesi için Hakk’ın dîvânına gözyaşlarıyla varalım... Çünkü, ‘Gül’ kokusundaki aşk rüzgârlarından nasipdâr olanlar, seher vakti sevda yaylasının yollarını gözyaşlarıyla aşındırırlar.. Öyleyse gelin hep birlikte, gönlümüzün sesini, gözyaşıyla ıslattığımız ‘Beyaz Dilekçe’lere cümle cümle dökerek: ‘Yâ Erhame’r-Râhimîn!.. Yeni bir Gül Cemresi düşür Ademoğlunun gönlüne…Bu garip ümmete baharı soluklat yine… Yeniden döndür kahraman milletimi tarihî mefâhirine…’ duâsını Cenâb-ı Allah’a arz edelim... ‘Âlemlere Rahmet’ olan ‘Kâinatın Efendisi’den de şefâat isteyelim: ‘Ey Emsâli Olmayan Gül!.. Kalmadı bu mazlum ümmette, bu aziz millette artık tahammül, ne olur bize de bir gül, tebessümünle şâd olsun her mü’min gönül’ diyelim…
Duâlarımız odur ki, son nefesinde bir demet gül isteyip, onu koklayarak rûhunu teslim eden Hz. Ali (r.a.) gibi, bizim ömrümüzün bidâyeti de, nihâyeti de, ilk faslı da, son faslı da Fasl-ı Gül olsun… Ve gönlümüz dâima ‘Gül’ aşkıyla dolsun...
‘Gül Mevsimi’nde, Gül Yetimleri’nin ‘Gül’e sevdâlı yüreklerini Gül Cemresi’nden mahrum bırakma Yâ Rabbi!..
Gül Efendim, gülümse bize… ‘Gül’ yüzünden nur yağsın yüreklerimize… Yalnızız, yılgınız, yorgunuz, âciziz, perişânız, günahkârız, öyle muhtacız ki şefâatinize... Ne olur imdâd eyle bize...


‘Erir canlar o Gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından,
Güneş titrer, yanar dîdârının bak, ihtirâsından,
Perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah’
__________________

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 07:10.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382